“KATILIMCI YEREL YÖNETİM MODELİ” ÜZERİNE NOTLAR

– Katılımcı yerel yönetim kavramı en kısa anlatımla, yerel yönetimlerde gündem ve kararların belirlenmesinde, faaliyetlerin uygulanmasında, izlenmesi ve denetlenmesinde yurttaşların ve ilgili diğer tüm aktörlerin, etkili ve belirleyici olması olarak tanımlanabilir.

  • Katılım, yurttaşların sadece seçimlerde belirleyici olmasından çıkıp, aktif yurttaş olgusuyla “kamusal özneye” dönüşmesi olarak algılanmalıdır.
  • Bir başka deyişle, yurttaşın sadece seçmen ve hizmet alıcı olmaktan çıkıp aktif olarak kamu yönetiminde etkili bir özne, bir “baş aktör” olması demektir.
  • Hakim anlayışa göre halk egemenliği temsiliyet ve bunun için yapılan seçimler ile özdeşleşmiştir. Halbuki temsiliyet kadar katılım da halk egemenliği kavramının bir gereği ve tamamlayıcısıdır.
  • Kent konseyleri hiç şüphe yok ki katılımcı yerel yönetim için çok gerekli araçlardır. Ancak katılım konusu sadece kent konseylerine hapsedilecek bir olgu da değildir. Dernekler, meslek odaları, yerel üniversiteler ve STK’lar katılımcı yerel yönetim konusunda diğer önemli aktörlerdir.
  • Yerel yönetim konusunda toplumun beklentilerini anlamayanların sürecin belirleyicisi değil, sürükleneni olacağı açıktır. Halkın egemenlik ve katılım anlayışı artık temsiliyet ile sınırlı kalamayacak şekilde artmıştır. Bu talebi göremeyen siyasi partilerin ve yerel yöneticilerin başarılı olma imkanı kalmamıştır.
  • Çoğunluğun oyunu alarak seçilen yerel yöneticilerin, kendi tercihlerini toplumun demokratik tercihiymiş gibi gösterilmesini toplum kabul etmez.
  • Yerelin sorunlarına sadece kendi kafası içinde çözüm üretmeye çalışan ve tek kamusal aktör olarak kendisini gören “buyurucu başkan” modelinin yerini, yerelin ortak aklını harekete geçiren ve birlikte çözüm üreten “lider başkan” modeli almaktadır.
  • Yerel yönetimler iki temel özelliği birleştirir. Birincisi yerelde siyasal iktidarı temsil eder, ikincisi ise yerelde toplumun hizmet sağlayıcısı olur.
  • Eğer katılımcı yerel yönetim anlayışı yerine, temsili bir yerel yönetim varsa, yerel gündem, yerel ihtiyaçların, toplumsal beklentilerin ve isteklerin belirlenmesi, belediye başkanı ve meclis üyelerinin iradesine bırakılmış demektir. Bu durumda hizmetin kime, hangi alanda ve hangi oranda sunulacağı keyfiyet ve kayırmacılığa çok açıktır.
  • Katılımcı yerel yönetim modelinin en büyük getirilerinden biri de yönetimde otokontrol sağlamasıdır. Belediye başkanı ve meclis üyeleri toplum karşısında daha dikkatli sorumlu, tarafsız ve adil olmak durumunda kalır.
  • Katılımcı yerel yönetim anlayışının hayata geçebilmesi için, her şeyden önce belirli bir siyasi vizyon ve farkındalık gerekir. Burada asli sorumluluk siyasi partilere ve yerel yöneticilere düşer.
  • Siyasi partilerin ve yerel yöneticilerin, katılımcı yerel yönetim konusunda açık, tutarlı ve toplum ile paylaşılan vizyonları olmalıdır.
  • Siyasi partiler, yerel yönetimlerdeki reform tasarılarını, ne tür katılımcı uygulamalar planladıklarını toplum ile paylaşmalı, toplumsal bir inanç ve destek kazanmalıdır.
  • Bu ancak siyasi partilerin ve yerel yöneticilerin, katılımcı yerel yönetim kavramını anlamaları ve sahiplenmeleri ile mümkün olur.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.