HAVADAN SUDAN

Havalar çok sıcak. Bunaldık. Haziran ayındaki serinlik, yerini kavurucu sıcaklığa bıraktı. Bir türlü yaz gelmedi diyenlerin gözü aydın. Bir geldi, pir geldi. Haydi bakalım. Terleyin, terlediğiniz kadar. Bugün sizlere, bir iki faydalı şey ve biraz da gülümsemek için fıkra çiziktirelim. Ne dersiniz? Önce, yanlış bildiğimiz deyimler ve atasözlerinden başlayalım;

1. “Güzele bakmak sevaptır” değil, “Güzel bakmak sevaptır”.
2.“Azimle sıçan duvarı deler” değil, “Azimli sıçan duvarı deler”.
3. “Göz var nizam var” değil, “Göz var izan var”.
(İzan: anlayış, anlama yeteneği. Nizam: düzen, kural.)
4. “Eşek hoşaftan ne anlar” değil, “Eşek hoş laftan ne anlar”.
5. “Aptala malum olurmuş” değil, “Abdala malum olurmuş”.
(Aptal: alık. Abdal: derviş.)
6. “Kısa kes Aydın havası olsun” değil, “Kısa kes Aydın abası olsun”.
(Aba bir giysidir ve Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)
7. “Su uyur, düşman uyumaz” değil, “Sü uyur, düşman uyumaz”.
(Sü: asker.)
8. “Saatler olsun” değil, “Sıhhatler olsun”.
(Sıhhat: sağlık.)
9. “Su küçüğün söz büyüğün” değil, “Sus küçüğün söz büyüğün”.
10. “Elinin körü” değil, “Ölünün kûru”.
(Kûr: mezar, gömüt.)
11. “Sıfırı tüketmek” değil, “Zafiri tüketmek”.
(Zafir: soluk.)
12. “Enikonu” değil, “Önü sonu”.
13. “Ziyaretin kısası makbuldür” değil, “Ziyaretin kısas’ı makbuldür”.
(Kısas: karşılıklı olan.)

BİRAZ DA TEBESSÜM

Ramazan bitti ama fıkrası bitmedi. Oruç tutan Bektaşi pek fena susamış. Gürül, gürül akan çeşmeyi görünce de, dayanamayıp, ağzını dayayıp kana, kana çeşmeden su içmiş. Bu sırada oradan geçen komşusu seslenmiş:-Aman erenler ne yaptın? Oruç gitti! Bektaşi, ağzının iki yanından süzülen sular bağrına doğru inerken cevap vermiş :-Oruç gitti ama fakire de can geldi!.**** Köyünden ayrılıp, zengin olmak için yollara düşen Temel, yıllar sonra çok zengin olarak dönmüş köyüne. En samimim arkadaşı olan dursun, bu serveti nasıl yaptığını sormuş, Temel de hiç kimseye söylememek şartı ile sırrını açıklamış: – Ula Dursun, haçan ben Afrika diye bir yere gittim. Orada Nil nehri dedikleri bir yerden timsah avladım ve çok zengin oldum da. – Ula Temel, ne ettin o timsah denen hayvanları? – Ula Dursun, en değerli çantalar timsahlardan çıkıyor. Dursun da Temel’e özenmiş, tarlayı takayı satıp düşmüş yollara, aradan yıllar geçmiş ama geri dönmemiş. Dursun’u merak eden Temel, atlamış özel uçağına ve Nil nehri kıyılarına gelmiş. Oradaki yerlilere arkadaşı Dursun’u tarif edip, nerede olduğu sormuş, yerini öğrenip yanına gittiğinde, Dursun’un elinde bir olta ve yanında dağ gibi yığılı ölü timsahları görmüş. Dursun timsahı yakalıyormuş, ağzını açıp içine baktıktan sonra yan tarafa atıp, kendi kendine söyleniyormuş: – Ula bundan da çanta çıkmadı! Bu günlük de bu kadar. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.