BİZİ YAKAN GÜNEŞ DEĞİL

Veriler göz önünde bulundurulduğunda son 30 yılın en sıcak günlerini yaşıyoruz ve tahminlere bakacak olursak sıcaklıklar artarak devam edecek. Her şeyin ateş pahası olduğu ve elimizi uzattığımız her şeyde defalarca yandığımız düşünüldüğünde bu sıcaklıklar bize vız gelir bile diyebiliriz. Biz benzinin litresine 5 TL’den fazla ödediğimiz her an, biz etin kilosuna 40 TL ödediğimiz her an, biz 80 liralık elektrik faturasında 38 TL dağıtım bedeli ödediğimiz her an zaten yanıyoruz. Ha bakacak olursak bahsettiğim yanmalar mecazi yanmalar ama biliyorum ki canımızı güneş ışınlarından daha fazla yakıyor. Hükümetimiz aldığı önlemlerle bu fiyatları kırmaya çalışıyor ama nedendir bilinmez halk mağdur olmaya devam ediyor. Yani birileri bir yerlerde yanlış bir şeyler yapıyor. Toprak Mahsulleri Ofisi buğday için hala fiyat vermedi. Ayrıca alım noktalarında da yeterli seviyede değil. Bu durum buğdayın 820 TL’lere kadar düşmesine neden oluyor. Bu rakamdan bu buğdayı alan kim? Tabi ki fırsatları değerlendiren tüccarlar. Peki burada sorun ne. İşlemeyen bir sistem mi? Bakıldığında gerekli kurumlar mevcut. Mevzuatta da sorun görünmüyor. TMO var mı? var. Alım yapıyor mu? yapıyor. Buğday üretimi de oluyor. Üretici malını da satıyor. Ama sorun var sorun.

Emek emek, tane tane, ekilen, dikilen, toplanan her tarımsal üründe üretici aynı problemleri yaşıyor. Birlik olan özel kuruluşlar rakamlar hususunda anlaşınca üretici belirlenen rakama üretimini belirli şirketlere vermek durumunda kalıyor. Başka bir seçenek sunulmuyor çünkü. Ha bunların düzeltilmesi çok mu zor? Değil tabii de. İşte tam olarak bunları düzeltme noktasında uyguladığımız politikalar acaba nokta atışı mı? Bunu sorgulamamız gerekiyor. Yapmamamız gereken tek şey ise böyle gelmiş böyle gider diyerek tüm umudumuzu yitirmek.

Son olarak gümrük vergilerinde bir düzenleme gerçekleştirildi. Bazı tahıl ürünlerinin nedendir bilinmez ama Bosna Hersek’ten ithalatında sıfır vergi uygulaması getirildi. Mutlaka bizim bilmediğimiz mantıklı bir nedeni vardır. Eğer şu an kanayan yaraya çare olacaksa böyle kararlar alınmasının hiçbir zararı yok. Mesela büyükbaş et ithalatında yüzde 26’ya düşürülen gümrük vergileri yukarıda bahsettiğim 43 TL’ye kadar çıkan kırmızı et fiyatlarını bariz oranlarda aşağılara çekecek ve tüketiciyi rahatlatacaksa tabii ki yapılsın. Çiftçinin ve üreticinin hakkı da gözetilecek şekilde yapılmalı bu uygulamalar tabii ki de. Ayrıca et fiyatlarının yüksek olmasından şikâyet ederken süt fiyatlarının düşük olduğu konusunu da atlamayalım. Bu konuda da üreticiyi koruyacak ve mağdur etmeyecek gerekli düzenlemeler yapılmalı diye düşünüyorum. Tarımdan ve üreticiden bu kadar bahsetmişken bir atasözü ile bitirmek isterim; ‘Çok yaprak az meyve bu doğanın yasası, çok söz az iş, bu da insanın hatası.’

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com