ORAN ORANTI

Sosyal medya toplumun aynasıdır gözüyle bakıldığında ülkenin röntgenini bu ve bu gibi platformlardan çekmek de mümkün olur noktaya geliyor. Türkiye’de sosyal paylaşım sitelerinden her hangi birine üye olmayan kimsenin kalmadığını düşündüğümüzde etkili bir kitle iletişim aracı olduğunu bilmek gerek. Bunu bilenler de zaten bu mecralarda istedikleri gibi algı yönetimi yapabiliyor. E tabi toplumsal farkındalıklar yaratmak ve belgeli bilgiler ortaya koymak açısından da önemli bir argüman olduğunu söylemek gerek. Sosyal medyadan artık nitelikli niteliksiz her habere ulaşmak bir tık uzağımızda. Öyle kalın kalın kitaplara, kütüphaneler dolusu ansiklopedilere gerek yok bilgiye ulaşmak için. Burada bahsettiğim bu durumun sadece olumsuz yanları değil. İletişim çağında olup kafayı sosyal medya yerine kitaplardan kaldırmayacak halimiz yok. Birbirimize güvenmediğimiz kadar sosyal medyada yazılan çizilene güvenip ona göre tavır alabilir, bir tek paylaşımla yüzbinler olarak hareket edebilir ve bu yüzbinlerle tüm farklarımıza rağmen aynı şeyleri düşünebiliriz.

Bir de iyi tarafından bakmak lazım. Artık bir adet telefon ile bir tutam internet bağlantısının olduğu her yer kütüphane bize. Aklımıza takılanı takıldığı yerden çıkarmak için sarıldığımız ilk nesne cep telefonu veya bilgisayar. Öyle mi olması gerekiyor? Tabii ki de öyle olması gerekiyor. Önümüzde bilgisayar duruyorken kutup ayılarının doğarken kaç gram olduğunu ansiklopediden, asker gazilerine 980 TL maaş verilirken darbe gazilerine 3200 TL maaş verildiğini ajanslardan öğrenecek halimiz yok. Aslında bunlardan bahsederken ironi yaparak sosyal medyanın maskesini düşürelim demeye çalışmıyorum. Tam tersi sosyal medya, internet, cep telefonları, bilgisayarlar ve üretebileceğimiz diğer teknolojik aygıtlar hayatımızı kolaylaştıran bizi bilgiye çok ama çok daha çabuk ve kısa yollardan ulaştırabilecek aygıt ve gereçler. Ancak bu gereçlerden edindiğimiz bilgilerin doğruluğunu kanıtlamadan hareket etmek veya bu mecralarda sunulanı alıp kendi düşüncemizin tahtına oturtmak kısa vadede de uzun vadede de bizi bilgi bankası haline getirecek şeyler değil.

Bu mecralardan edindiğimiz, duyduğumuz, gördüğümüz, okuduğumuz, dinlediğimiz bilgilerin doğruluğundan emin olmadan, farklı kaynaklardan yararlanmadan fikir yürütmemeli sadece bir kişinin paylaşımıyla elden ele, dilden dile yayılan bilgi kirliliğinden sakınmalı ki bu mecraları algı yönetmeye çalışmak için kullanan kötü niyetli insanların veya kurumların oyununa gelmeyelim ve onların ekmeklerine yağ sürmeyelim. Sosyal medyanın ne oranda bizi etkilediği ve ne orantıda hayatımızı ona göre şekillendirdiğimiz, bilgi birikimimizin ne kadarının temelini bu alanlardan aldığımız edindiğimiz kaynaklarla oluşturduğumuz çok önemli. Bir Çin atasözü der ki, “Duyduğuma inanmam. Gördüğümün yarısına, yaptığımın tamamına inanırım.”

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com