NE OLDU BİZE!

Son şehidimiz Öğretmen kızımız Aybüke Yalçın oldu. Allah rahmet eylesin. Doğu’daki karanlığı aydınlatmak üzere, koşarak gitmişti. Mutluydu. İnsanlara bir şeyler öğretecekti. Ne yazık ki, açılım safsatasıyla sömüren, PKK itleri tarafından şehit edildi. Bir eroinmana, esrar satıcısına gösterdiğimiz ilgiyi, ne yazık ki şehidimize gösteremedik. Haspanın birini, Torbacılıktan 3 yıl yattı diye davul zurna ile karşıladık. Şimdi çocuklarımız ne der? Uyuşturucu kullanmak, satmak iyi bir şey olsa gerek! Diye düşünmezler mi? Şehit olan Yarbay Songül Yakut’a bu ilgiyi göstermedik. Yazıklar olsun. Sizlere Fazlı Köksal beyefendinin, şehitlerimizle ilgili, duygu yüklü ve vurdumduymazlığımızı anlatan yazısını, virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.

“Şehitler. Şehitler… Yalnız şehitler tepesinde değil, ülkemin her yerinde şehit mezarları… 3 şehit… 5 şehit… Eğlence yerleri tıklım tıklım… Televizyonlarda eğlence programları… Düğün salonları dolu olduğu için sokak aralarına taşan düğünler… Bir günde verdiğimiz şehit sayısı 13, başka bir gün 15, Toplu katliamlar 10, 25, 35 sivil şehit… Yine vur patlasın çal oynasın… Eğlenceler aralıksız devam…

İnsanlar “survivor” izliyor… Asker kaçaklarının, sağlık raporuyla askerlik yapmayanların ve paraya askerlik yaptıranların düğünleri lüks otellerde, yalılarda, saraylarda… Yoksul çocukları, vatan sevgisi yanında geçim kaygısıyla “uzman” oluyorlar… Akabinde şehit…

Yavuklular garip, eşler dul, çocuklar yetim, analar/babalar gözü yaşlı… Yine şehitler… Yine eğlence programları… Şehit subaylarımız, Tümgeneral Aydoğan Aydın, Yarbay Songül Yakut ve diğer yiğitlerin hikâyeleri, medyada bir uyuşturucu satıcısı şarkıcının hikâyesi kadar yer bulmuyor… Ve “Güzel Kur’an Okuma Yarışması” Show dünyasının yeni buluşu… Hem de “Kur’an-ı Kerim’i tilâvet ediniz. Fakat karşılığında ücret alıp menfaat sağlamayınız!” hadisi ile alay edercesine,  altın ödüllü… Katılana 1, gün birincisine 3, birinciye 50 altın… Bir tarafta şehitler… Bir tarafta sofrasına ekmek götüremeyen insanlar…

İFTAR SOFRALARI

Televizyonlarda, salya sümük ağlayıp, milleti açlığa heveslendiren, Mübarek ramazanı sulandırıp, milyonları cukkalayan hoca efendiler. Diğer tarafta şatafatlı iftar sofraları… Çöp tenekesinden iftar artıkları toplayan insanlar… Ve süregelen eğlenceler… Yine şehitler… Şehit cenazelerinde, Orhan Veli’nin “Neler yapmadık vatan için… Kimimiz nutuk çektik kimimiz öldük” dizelerini doğrularcasına atılan nutuklar… Şehitlerin bayrak asılı, üfürsen yıkılacak gecekonduları… Toplumdan cılız bir ses; yas ilan edelim… Olmaz! Onlar Suudi Arabistan Kralı mı? 3, 7, 40… Sayıları kaça ulaşırsa ulaşsın şehitler için yas yok… 90 yaşındaki Suudi Kralı için bir gün yas… Yas neyse de bayrağımızın yarıya indirilmesi… Kabullenemiyorum… Aklıma Medine Müdafii Fahrettin Paşa geliyor kahroluyorum… Mısırlı bir kıza dökülen ama şehitlerden esirgenen gözyaşları… Sınır dışı edilen Ahıska Türkleri… Ülkemin her yanına doldurulan milyonlarca Suriyeli… Bu kafa değişmeyecek;  Arabı “Kavm-i Necip” olarak tanımlayacak, fikir babalarından tevarüs ettiği anlayışa göre “Etrak-i Bi idrak” (İdraksiz Türk) olarak gördüğü yoksul Türk’ün görevi de, yüz yıllardan beri yaptığı gibi vatan için ölmek olacak.” Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.