Yusuf Yüzlüler

Kahpe haziran, nice canları nice Bozkurtları elimizden aldı. Cezaevi terzisi geliyor. “Bu gece Halil Esendağ ile Selçuk Duracık’ı asacaklar, haberiniz olsun!” diyor. Koğuş sessiz, çıt çıkmıyor; diller lâl olmuş, yüzler donuk. Toplanıyor tüm koğuş, dillerde Kur’an, gönüllerde iman… Yürüyorlar darağacına, yan yanalar; savaşırken de, ölürken de… Kur’an-ı Kerim okudu ikisi de helallik istediler, tekbirler getirdiler. Sonra Selçuk’a döndü Halil: “Önce seni assınlar Selçuk, sen bana dayanamazsın!” Önce Selçuk yürüdü yağlı urgana; mert’çesine, yiğit’çesine, Türk’çesine, dirilircesine. Tabureye çıktı, yağlı urganı geçirdiler boynuna… Arkasına döndü, helallik istedi cellâdından. Sonra vurdular altındaki tabureye. Sallanıyordu Selçuk, ölürken dirilircesine, dirilirken yiğit’leşircesine… Sallandı sallandı; Kıble’ye doğru dönmüştü ki yüzü, o an durdu… Herkes şaşkın, tesadüf diyenler, dalga geçenler çoğunlukta… Sonra Halil geldi, dilinde “Allah-u Ekber” sesleri, yürürken attığı vakur adımları… Yağlı urganı geçirdiler boynuna, sonra Kelime-i Şahadet getirdi… Cellâdına döndü, o da helallik istedi. Ve bir tekmeydi bir koç yiğidin daha ebediyete göç etmesine sebep olan… Sallanıyordu Halil de, Başbuğ’u görürcesineydi yüzündeki tebessüm… Sallandı, sallandı; Kıble’ye döndü yüzü ve bir bıçak gibi kesildi hareket edişi… Kıble’ye dönmüştü artık, Selçuk gibi durmuştu cansız bedeni… İnfaz erkanı şaşkın, titrek, tedirgin. “Nasıl olur bu?” sorusu ile inliyor her yer, içlerinden birisi çıkıyor bir adım ileri, işaret parmağını kaldırıyor havaya ve avazı çıktığı kadar bağırıyor, meraklı gözlerle bakanların suratına: “Vallahi bunlar ŞEHİT, Vallahi bunlar ŞEHİT!” Uğruna nice koç yiğitler verdiğimiz ve istikbalde de daima şerefle yad edileceğine inandığımız, Ülkücü Hareket’in Yusuf yüzlü şehitleri, Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ı rahmet, minnet, saygı ve duayla anıyoruz. Kut’lu ruhlarınız şad, mekanlarınız cennet olsun…

HAİN HAZİRAN!

Ülkücü Şehit, Zakir ALKAN. 9 Haziran1978. Erzurumlu olup 18 yaşındaydı. Ailece, İstanbul’un Fatih semtinde oturuyor, Vatan Lisesi son sınıfta okuyordu. Olay günü, Vatan Caddesi üzerinde bulunan bir kahvehaneden çıkıp iki arkadaşı ile birlikte evine giderken yolunu kesen bir grup vatan haini militan tarafından, zorla götürüldüğü Lunapark yakınlarındaki, eski bir kamyon garajında, kurşuna dizilerek şehit edildi. Yanındaki arkadaşlarından Süleyman ASLAN şehit oldu, diğeri ağır yaralı olarak kurtuldu. 8 Haziran 1970. Ülkücü Şehit Yusuf İMAMOĞLU… Bulgaristan göçmeni bir ailenin çocuğuydu. Ailece Bursa’nın İnegöl ilçesinde oturuyor, İstanbul Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümü son sınıfında okuyordu. Fakülteye sokulmayan Ülkücü Yüksek Öğretmen Okulu öğrencilerinin karnelerini imzalatmak üzere okuluna gittiğinde, Vural Yıldırımoğlu, Yusuf Kayabaşı, Ali Menekşe, Feridun Şakar ve Vahram Apik isimli vatan hainlerinin, öncülüğünü yaptığı silahlı grubun yaylım ateşine maruz kalarak ağır yaralandı. Okulun dışında gruplar halinde toplanan vatan hainleri, ambulansı içeri sokmadıkları için hastaneye zamanında götürülemeyerek, kan kaybından Şehit düştü. Cenazesi, Bursa Emir Sultan Mezarlığına defnedildi. 3 gün aç gezmesine rağmen, asla vazgeçmeyen, cebinde 35 kuruşla günler deviren, önüne koyulan hiç bir engeli tanımayan, zulümlere baş eğmeyen, bunlarla beraber okul önünde gençliğin aydınlanması için bildiri dağıtırken körelmiş beyinlerin kızıl kurşunlarına hedef olan ve ambulansın yanına -bilerek- getirilmemesi sonucunda Şahadete yürüyen, iman ve inanç abidesi Yusuf İMAMOĞLU şehidimizi bir kez daha rahmet, minnet, özlem ve hasretle yâd ediyoruz… Ruhu şad, mekânı cennet ve yolu yolumuz olsun. Şehit olduğu zaman cebinden 35 kuruş para çıkmış ve otopsi sırasında da üç gündür hiç bir şey yemediği tespit edilmişti. “Yusuf İmamoğlu; Türk İslam davasının ne ilk ne de son şehididir. Aziz şehidimiz Yusuf İmamoğlu’nun ve diğer şehitlerimizin hesabı bir gün sorulacaktır.” (Başbuğ Alparslan Türkeş) Bütün şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Sağlıcakla kalınız.

 

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.