BAL TUTAN!

Parmağını yalarmış. Öyle değil mi? Yahu bunlar, parmak yalamaktan da öteye geçip, Kovan’ın tamamını götürüyorlar. Yakın bir zamanda, Arı’ları da götürürlerse, şaşmamak gerekir. Bir Rektör, kendi üniversitesine, eşini, yani hanımını Sekreter yapmış. Ne yapsaydı yani? Bazılarının yaptığı gibi, Sekreterini eş mi yapsaydı? Millet kıyameti koparıyor. Vay efendim nasıl yaparmış? Peki, kimi yapsaydı? İş ihtiyacı olan, işinin ehli birisi olabilirdi. Öyleyse kriter neydi? Okumak, kendi branşında süper olmak, leb demeden leblebiyi anlamak mıdır? Geçiniz efendim. O eskidenmiş. Eski çamlar da bardak olmuş! Tek bir kriter var. Yandaş olmak. AKP’li olmak. Bir vekilin ya da Belediye başkanının uzaktan da olsa akrabası olmak. Hamili kart yakinimdir” bu devirde hortladı… Şimdi bazıları, “Eskiden bunlar yok muydu?” diye soracak.  Vardı elbette. Olmaz olur mu? Gelmiş, geçmiş bütün iktidarlar bunu yaptı. Ama hiçbir dönemde, AKP iktidarının yaptığı gibi moku çıkarılmadı. Yine bazı yandaşların, “Tabi ki bizim adamlarımızı alacaklar. Sizinkileri niye alsınlar?”dediklerini işitir gibiyiz. Siz kimsiniz? Biz kimiz? Eğer, yalnızca size oy verenlerin iktidarı iseniz, helali hoş olsun. Amma ve lakin, “Biz bütün halkımızın iktidarıyız” diyorsanız, o zaman olmuyor. Eş, eşini bulmuyor. Kara yağız genç oğlan. Niye gönlün olmuyor?

ATATÜRK VE TORPİL

Yandaşlar; Ayyaş dedikleri, Dünyanın yetiştirdiği en büyük dehalardan, Kurtuluş savaşı kahramanımız, Cumhuriyetimizin kurucusu, Mustafa Kemal ATATÜRK zamanında torpil nasıl oluyormuş, görsünler. Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus’tadır. Bakan ise Niğdeli… Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi: “Giriniz!” Atatürk’ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girer ve bir zarf uzatır. Bakan konuklara yer gösterir ve zarfı açar. Atatürk’ten gelen bir mektuptur bu: “Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı…” Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur: “Yaver Bey’le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın…” Bu, Atatürk’ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir: “Yaver Bey’in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi’ne PARALI YATILI olarak kaydını yaptırıp, her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine, Atatürk’ün ismini yazdırarak bana getiriniz.” der. Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey’le Atatürk’e yollar. Mektubun içeriği şöyledir: “Muhterem Atatürk, Yaver Bey’le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocukları fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle, her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi’ne, paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum…” Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü’ye telefon ederek: “Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı.” diyerek olayı anlatmış.
İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk: “Yok!” demiş; özür dileme. Çok memnun oldum. Ayyaş ha! Adam Ayyaş iken memleketi kurtarıp, Cumhuriyeti kurmuş. Ya ayık olsaydı? Demek ki, Dünyayı fethederdi! Sağlıcakla kalınız.