“Merkez Sağ Olmadan Bu Düğüm Çözülmez”

55  ve 57. Hükümet Eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’in katılıp ülke gündemini değerlendirdiği 34. iftarda önemli mesajlar verildi. Ersümer, “Merkez  sağ olmadan bu düğüm çözülmez. Merkez sağ her zaman denge unsuru olmuştur” dedi.

YILLARDIR DEĞİŞMEYEN EKİP

Eski ANAP yönetici, milletvekili, kurucu ve üyelerinin bir araya geldi iftar programı 34. Kez Çanakkale Merkez İlçe ev sahipliğinde Büyük Truva Oteli’nde gerçekleştirildi.  55 ve  57. Hükümet Eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer, eski il başkanı Yaşar Demircan, Eceabat Belediye Başkanı Adem Ejder, Kepez Belediye Başkanı Ömer Faruk Mutan, İl Disiplin Kurulu Başkanı Mehmet Çokbulan, İl Kadın Kolları Başkanı Saniye Günar , Biga eski İlçe Başkanı İbrahim Aydın, Yenice Eski İlçe Başkanı Ceyhan Şener , Yenice Eski İlçe Başkanı Hikmet Taş, Çan eski İlçe Başkanı Mehmet Tülek, Bayramiç eski  İlçe Başkanı Ahmet Çakıroğlu,  Ezine eski İlçe Başkanı Alaettin Ceylan, Gelibolu eski  İlçe Başkanı Ahmet Şefik Şenyürek, Gökçeada eski  İlçe Başkanı Mehmet Kolçak, Milletvekili Adayı Nail Babacan,  Demokrat Parti Ezine İlçe Başkanı Zühtü Erdil, Kumkale eski  Belde Başkanı Halit Göçen, İntepe  Eski Belde Başkanı Niyazi  Baştimur,  Küçükkuyu eski Belde Başkanı Vedat Soydaş, İntepe eski  Belediye Başkanı Kasım Akın, Bozcaada eski  Belediye Başkanı Mustafa Mutay, Geyikli eski Başkanı Adnan Öztürk , Evreşe eski  Belediye Başkanı Fedai Gür, Terzialan eski  Belediye Başkanı Münir Karabacak, Pazarköy eski  Belediye Başkanı  Halil Özkan, Akçakoyun eski  Belediye Başkanı Mustafa Özkan, Balıklıçeşme eski  Belediye Başkanı Ahmet Hoşnut ve eski Anavatan Partililer iftara katıldı.

ANAVATANLI OLMAK…

İftarın ardından kısa bir konuşma yapıp 55 ve  57. Hükümet Eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer’i genel değerlendirme konuşması için kürsüye davet eden ANP eski Merkez İlçe Başkanı Ahmet Koyuncu “ Merkez ilçemizin  ev sahipliğinde;  34 . Birlik, beraberlik ve kardeşlik bağlarımızı güçlendirdiğimiz bu güzel iftar sofrasında bizleri buluşturan Anavatanlı olmamıza şükrediyoruz” dedi.

BUGÜN ANAP YOK AMA…

55 ve  57. Hükümet Eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer konuşmasına “ Arkadaşlar 34. yıl buluşması bizleri  bir arada tutan karşılıklı sevgi ve saygı birbirimize olan güven ve inancımız paylaştığımız ANAP’lılık bilinci hizmetlere koşarken yaşadığımız paylaştığımız heyecan mutluluk… Geçen gün bir arkadaş facede yazmış “ne ANAP’ı ANAP mı kaldı şaka gibi demiş. Doğru ANAP yok başka birçok parti gibi kuruldu çok büyük hizmetler yaptı ve şimdi yok . Mevcut partilerde aynı süreçleri yaşayacak. Kurucumuz nurlarda uyusun Turgut Özal da yok ama gönüllerde yaşıyor ilelebet de  yaşayacak. Evet, şaka gibi bugün ANAP yok ama ANAP’a inanmış yolunda ter dökmüş emek harcamış vatandaşa  hizmet   götürmüş insanlar burada onları bir arada tutan ANAP’lılık mevhumu yaşıyor ve ayakta. Aramızdan ayrılanları rahmetle özlemle yad ediyorum onlar bizlerin gönül dünyasında hep olacaklar” diyerek başladı.

BIÇAK KEMİĞE DAYANDI

Ersümer, “Geçen yıl Ezine ondan önce Yenice ondan önce Çan ve Bayramiç bütün iftar konuşmalarınızda dile getirdiğimiz gündem maddesi maalesef lanet olasıca terör.Yine 13 can. Gazete manşetlerine televizyon haberlerine bakmaya yüreklerimiz dayanmaz oldu. Gencecik bir hemşerimizi de  Gelibolu Yazıcızade  Mahallemizden  Koray Onay’ı da kaybettik ve devamında başka canlar yine içimiz yandı. Allah rahmet eylesin nur içinde yatsınlar mekânları cennet olsun. Ateş düştüğü yeri yakar ailelere başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Ama artık dayanacak hal kalmadı bıçak kemiğe dayandı” dedi.

TEMİZLENE TEMİZLENE BİTMEDİLER

55 ve  57. Hükümet Eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer değerlendirmesine FETÖ konusuyla devam etti. Ersümer şöyle dedi;  “Geçen iftarın hemen sonrasında 15 Temmuz darbesini  yaşadık devletin içine yerleşmiş yerleştirilmiş  bir yılan her yere saldırdı. Meclise, millete, devlete, devletin başına siviliyle askeriyle, polisiyle savcısıyla, hakimiyle valisiyle, kaymakamıyla akıl almaz bir saldırı.Dünyanın başka hiçbir devletinde olmamış olmaz da böylesi. Bir yıla yakın bir zamanda temizlene temizlene bitmediler. Şimdi sıra siyasi ayağa geldi söylemleri tartışılıyor. Kamuoyunda ciddi beklentiler var.muhalefette değişik değerlendirmeler.  Yargılamalar başladı herkes inkar ediyor.  Kurunun yanında yanan yaşlarda var mutlaka işin  sonu nereye varacak bilinmez halde. Bu arada TBMM de hazırlanan  Fetö raporu alel usul   eski tabirle malumun ilanı kapsamında bir sonuçla yayınlandı. Muhalefetin değerlendirmeleri çok ağır. 7 sorulu bir değerlendirme yansıdı muhalefet  ‘aklama saklama siyasi ayağı gizleme raporu’ diyor. Diyor da karşılığında ciddiye alıp cevap verende yok. Aslında kamuoyunda cevap bekleyen sorular var en önemlisi de Balyozlar, Ergenekonlar nasıl ne zaman aydınlatılacak bu davalardaki mağduriyetler nasıl giderilecek? Bu cevabı da  bekliyordu kamuoyu bu rapordan.Fetö darbesinden sonra ilan edilen olağan üstü  hal kesintisiz devam ediyor. Ancak olağanüstü hal yönetimi yani bir ülke yönetimi. Benim ülkemde olağanüstü haller var. Ben ülkemi ancak bu halin usul ve yöntemleri ile yönetebiliyorum diye ilan ediyor”

TÜRKİYE  ÖZGÜRLÜKLERİN  EN FAZLA GERİLEDİĞİ ÜLKE DİYE İLAN EDİLİYOR

Özgürlükler ve insan haklarını da değerlendiren Ersümer, “Tabii ki yabancı yatırımcı gelmeye çekiniyor. Ya da daha ağır şartlarla geliyor. Turistler ise hiç tercih etmez oldu. İhracat düşüyor. Ekonomik şartlar giderek kötüleşiyor. Fransa’daki olağan üstü hal örnek gösteriliyor. Ama Fransa’nın tuzu kuru.Hükümetimizin bir an önce olağanüstü hali ve ülkeyi kanun hükmünde kararnamelerle yönetim tarzından vazgeçmek için çaba harcaması gerekir diye düşünüyorum. Avrupa Konseyi Parlamenterler meclisinde yapılan  oylamayla olağanüstü hal bahane ediliyor.  Denetim kararı  alıyor.  Denetim kararının dayanağı Türkiye’nin  insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanında yükümlülüklerini yerine getiremeyeceği tahminine dayanıyor . Bu arada Freedom House raporu yayınlanıyor Türkiye  özgürlüklerin  en fazla gerilediği ülke diye ilan ediliyor, basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 155. sırada yer alıyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türkiye’yi denetim içine alması kararı bu hükümet zamanında alındı ama yine başka AKP hükümetlerinin çabalarıyla Türkiye denetim dışına çıkmıştı  ve Türkiye Avrupa’da daha önce denetimden çıkıp tekrar denetime alınan ilk ülke oldu. Bu da biraz fazla oldu” şeklinde konuştu.

KOMŞU ÜLKELERLE İLİŞKİLERİMİZ İÇLER ACISI

Ersümer, “Türkiye’nin PKK Fetö ve Deaş ile mücadelesi ve onun yanında 3.5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptığı dikkate alınmadı. Görüşmeler temaslar devam ediyor AB Türkiyesiz  yapamayacağını biliyor. Türkiye’de kapıda bekletilmekten bıktı. Umarım bir noktaya taşınır ama teker teker Avrupa  ülkeleriyle ilişkilerimizi boza boza bir noktaya gelmek mümkün değil, Hollanda, Almanya derken herkesle kavga etmenin de sonu yok.Barışmasını bilmiyorsan kavga da etmeyeceksin.Neyse görüşmeler sürüyor bir noktada birleşilir diye ümitleniyoruz. Avrupa ile ilişkiler derken dış siyaset ABD ile ilişkiler Fetö  minder gibi ABD de oturuyor YPG ağır silahları zırlı hammerleri alıyor. ABD silahları Kato dağında PKK da çıkıyor. Zarrab’ın dosyasında bulunanların listesi sayfa sayfa yayınlanıyor. Buna rağmen en yakın en dost  kabul  edilen Suud Kralı, Trampla kılıç dansları yapıyor. Türkiye’de  yapılan bütün kamuoyu değerlendirmelerinde ABD,  Türkiye’ye  en düşman ülke olarak birinci sırada çıkıyor. Komşu ülkelerle ilişkilerimiz içler acısı. Suriye, Irak malum İran tartışmalı Rusya ile  sınırlı sıralı izinlerle yürüyor. Kıbrıs sorununu sanırım doğalgaz sahaları ve boru hatları çözecek. Tabii uluslararası ilişkilerin ekonomik ayağını unutmamak lazım. Türkiye artık yalnızlığa  dönemez dönmemeli de” dedi.

O ZAMAN ADI DEMOKRASİ OLMAZ OLAMAZ

Referandum sürecini de değerlendiren Ersümer şöyle dedi; “Geçen iftardan sonra birde referandum süreci yaşadık.  16 Nisan da anayasanın değiştirilmesi başkanlık sistemine geçişle ilgili sistemin  adı konusunda çeşitlemeler var. Ben başkanlık sistemi demeyi tercih ediyorum. Önceden de birçok değerlendirmemde de  konu teşkil ettiği için tutarlılık adına. Yüksek Seçim Kurulu’nun akıl almaz kararları ile tartışmalı olarak ilan edilen referandum  milletimizin yarısını evet diğer yarısının hayır dediği bir sonuçla bitti. Çanakkale ezici bir çoğunlukla mutad olduğu üzere hayır dedi. Hayır sonuçlarının altında yatan bir sebep de halkın iktidardan hizmetlerinden memnuniyetsizlik olarak da değerlendirildi. Sayın cumhurbaşkanımız iki yıl sonra yürürlüğe girecek bir süreçle başkan oldu. Hayırlı olsun Allah mahcup etmesin. Başından beri ifade etmeye çalıştım. Halka seçtirdiğiniz Cumhurbaşkanını TBMM’nin seçtiği Cumhurbaşkanının kalıplarına sokamazsınız . Öte yandan tek adamlık, yasama yargı yürütme  tek elde toplanıyor, kuvvetler ayrılığı elden gidiyor tartışmalarını ortadan kaldırmak yine iktidarın elinde. Merakla uyum yasalarını bekliyor toplum, siyasi partiler kanunu seçim kanunları nasıl değişecek yapılacak değişikliklerle endişeler giderilecek mi  mi yaşayıp göreceğiz. Milletvekili adayları önseçimle mi tespit edilecek yoksa yine liderler mi belirleyecek. Tercih sistemi uygulanacak mı,dar bölge veya daraltılmış bölge uygulaması yapılıp halkın tercihleri öne çıkarılacak mı? Seçim barajları düşürülecek mi bütün siyasi tercihlerin TBMM yansıması sağlanacak mı? Çoğunluk değil, çoğulculuk mu tercih edilecek göreceğiz. Bunlar niye önemli? Geçtiğimiz  günlerde gördüğümüz gibi artık Hakimler Savcılar  Yüksek Kurulu’nun bazı üyelerini atayan Cumhurbaşkanları aynı zamanda üyesi oldukları partinin  genel başkanı da olabilecekler. Genel başkan olarak milletvekillerini önseçimsiz tercihsiz dar bölgesiz belirlerlerse TBMM seçilecek HSYK üyelerini de onlar tayin edebilecekler. Neticede yargıda yasamada ve tabii ki yürütme de  de  bakanlar kurulunun da başkanı olarak kendileri karar verme imkânına kavuşacaklar. Al sana tek adam yönetimi al sana kuvvetler ayrılığının olmadığı bir demokrasi.O zaman adı demokrasi olmaz olamaz”

MERKEZ SAĞ HER ZAMAN DENGE UNSURU

Ersümer, “Şimdi ne olacak bu yeni dönemi yeni siyaseti yeni siyaset yapma tarzını yol ve yöntemlerini iyi anlamak doğru uygulamak lazım bütün siyasi partilere genel başkanlara ve tüm siyasilere görev düşüyor. Geçtiğimiz yıllarda bir röportajımda anlatmıştım Türkiye iki partili sisteme doğru gidiyor diye AKP,  MHP ikilisi referandum öncesi bir blok oluşturdular. BBP de destek verdi.  Seçimlerde de  aynı davranacaklar. Diğer blok merak konusu bakalım nasıl şekillenecek? CHP bu konuda önderlik yapıyor veya yapmaya çalışıyor. Hep diyorum ya merkez sağ olmadan bu düğüm çözülmez merkez sağ her zaman denge unsuru olmuştur. Meral hanım ile Kılıçdaroğlu  görüşmesi de önemli Saadet Partisi tam bir tecrübeliler ordusu uzlaşma kültürü ve deneyimi olan bir parti. Ama başta sayın genel başkanların ve genel başkan adaylarının ülkemizde dengeli bir seçim ortamının oluşması için gerekenleri yapmaları gerekiyor ben yapılacağına da  inanıyorum. Böylece toplumun yarısının nefes alması, dışlanmışlık, ötekileştirilmişlik ikinci  sınıf vatandaş algılamasından kurtulması ve gelecekten ümit var olması  ve demokrasiye inancının artması sağlanır. Hatta bu birliktelikler seçimden önce açıklanır ülkeyi nasıl birlikte yönetecekleri belirlenirse güven ve ümit te artar. Birçok ülkede böylesine birçok partinin  bir arada hareket ederek çok başarılı yönetimler gerçekleştirdiği çok uzun  yıllar sürmüş örnekler var.Böyle oluşumlar eşit şartlarda sağlanan yarış imkânları ülkemizin de  itibarını da arttırır” dedi.

MAALESEF EKONOMİMİZ DARBOĞAZDA

Ersümer,“Referandumdan  sonra ekonominin hali nicedir birlikte yaşıyoruz.Acil önemli tedbirlerin alınması konusunda iktidarda muhalefette aynı fikirde. Yüksek Ekonomi Koordinasyon Kurulu kurulacağı gündemde. Ama gerçekten acele etmek lazım.Enflasyon çift haneye yerleşti yıllar sonra,büyüme potansiyel büyümenin yarına düştü neredeyse.Türk lirası dünyada  en fazla değer kaybeden para oldu. Cari açık yüzde dördün üzerinde. % 4.Faizler yükseliyor /kurda enflasyon da frenlenemiyor. İşsizlik % 13. Bütçe ilk üç ayda 15 milyar Tl açık vermiş durumda.Maalesef ekonomimizin darboğazda olduğunu söylemek durumundayız. İktidar doğru olanı yapmak istiyorsa acil ve acı tedbirleri hemen alır ben bunu yapacaklarına inanmak istiyorum. Ya da  2019 seçimine  kadar referandumda ki gibi  yaparlarsa vergileri indirirler harcamaları arttırırlar af yasaları çıkarırlar ama sonrasın da da işin içinden çıkamazlar.Ekonominin durumunu en iyi içinde yaşayanlar bilir. Ürününün karşılığına alamayan çiftçi, aldığı maaşla geçinemeyen memur, ücretiyle açlık sınırında yaşayan işçi,pazardan eli boş dönen ev kadını,İş için kapı kapı gezen gençler,hele emeklilerin hali içler acısı maalesef. Allah hepimizin yardımcısı olsun” şeklinde konuştu.

ZEYTİN DE ÇARPAR ADAMI

55 ve  57. Hükümet Eski Başbakan Yardımcısı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer  konuşmasının sonunda şöyle dedi; “Çanakkale’mizin keyfi yerinde sanırım çağın en büyük yatırımı köprüyü kaptık hayırlı olsun. Çanakkale’mizin ekonomik hayatına önemli katkıları olur diye düşünüyorum. Ama ne etkileri olur nasıl bir koridor açarızı çalışmamız lazım. Şimdiden üniversitemiz odalarımız sivil toplum kuruluşlarımız hepimiz seferber olmalı. Bu ulaşım imkânı Osmangazi Köprüsü ile birleşen Ege’ye açılımda Çanakkale’ye ne kazandırırız? Nasıl kazandırırız? Planlamalıyız… Orman ve Su İşleri Bakanımızın Nisan ayı başında Yenice, Çan, Biga ilçelerimizde temeli atılacak 14  tesis için 86 milyonluk yatırım sözüne sevindik,  takipçisi olacağız .Ayrıca 15 yıl önce temeli atılan yıllara sari ödenekleri ayrılmış   5 baraj 10 göletimizin ve sulamalarını artık bitirme müjdesini de versinler diye bekliyoruz .Gerçi bitenler açılanlar oldu ama halen devam edenler var. Hepsi biterse 15 yıl önce hedef koyduğumuz Çanakkale’miz ekonomik olarak sulanabilir alanlarının % 100 sulama imkanına kavuşacaktır.Bu da Çanakkale çiftçisine gelir demektir. Çanakkale  çiftçimiz suyu da sulamayı da çok iyi bilir en kaliteli ürünleri de yetiştirir. Yetiştirirde ne olur Dünyanın en iyi domatesleri Türkiye de, Türkiye’nin en iyi domatesi de Çanakkale’de yetişir. Rusya ile hükümetimizin arası bozulunca ihracat durur, uluslar arası ilişkilerin ekonomiye etkilerinin bir örneğini de böylece yaşarız. Oruçlarımızı açarken ya hurma yeriz yada zeytin, zeytin ağacıyla meyvesiyle yağıyla  kutsal bir ağaçtır, kuranda dört sürede zikredilmiştir  çeşitli hadislerde faydaları anlatılarak bahsi geçen bir meyvedir. Zeytinyağını yiyiniz ve sürünüz çünkü o bereketli bir ağaçtandır hadisi şerifindeki zeytin ağaçlarının bu dönemde başına gelmeyen kalmadı defalarca TBMM gelen yasalarla zeytin ağaçlarını değil korumak yok edilmesi için yollar açılmaya çalışılıyor. 3573 sayılı zeytin kanunu 1939 yılında 4. Başbakan rahmetli Celal Bayar’ın  kurduğu 10. hükümet döneminde TBMM’den çıkarılmış, Aradan 78 yıl geçmiş, bugün 65 inci hükümet ve 38 nci başbakan görevde 55 hükümet 34 başbakan bu yasanın ana maddelerini değiştirmemiş şimdi değişiyor .Kıymayın zeytinlere ,zeytin de çarpar adamı zeytinci alim  Allah”

 



WP2Social Auto Publish Powered By : XYZScripts.com