Pazar Esnafı Kan Ağlıyor

Cuma Pazarı’nda meyve, sebze satıcısından, kuru bakliyatçısına, peynircisi, zeytincisi, yufkacısı, tuhafiyecisi hiçbir esnaf satışlardan memnun değil. Esnaf, “ne eski pazarlar var ne de eski Ramazanlar…” diyor.

Ramazan ayının gelmesiyle esnafın da işlerinin artması beklenirken artık durum daha farklı görünüyor. Pazar esnafı, işlerinin her Ramazan daha da kötüye gittiğini söylüyor. Büyük alışveriş merkezlerinin yanı sıra küçük bakkalların da meyve sebze satışı yapması, vatandaşların kredi kartlarına mahkum olması gibi nedenlerle pazar esnafı her hafta kan ağlıyor. Vatandaşların eskiye oranla alım güçlerinin düştüğünü ve hal böyle olunca kendilerine müşterilerin gelmediğini de ifade eden pazar esnafı, pazarda kuru kalabalıktan başka bir şey olmadığını belirtiyor. Müşterinin kendilerine sadece fiyat sormakla yetindiğini söyleyen esnaflar, sürümden de kazanamadıklarını ifade ediyor. Esnaflar,  kârlarının en fazla yüzde 10 olduğunu belirtiyor ve mesleki birliktelik oluşturamadıklarından şikâyet ediyor.

Selin Oktaş: “Sıcakların bastırmasıyla sıcakta kimse pazara çıkmak istemiyor. Domates 10 Liraydı geçtiğimiz ay. Biz de üreticiyiz, çiftçi 10 liradan satsa domatesi ihya olur. Saraylarda oturur. Bizden köyde 2 Liraya alıp pazarda 10 liraya satıyorlar. Ama biz daha bir kere 10 Liradan satamadık. İşler her geçen gün kötüye gidiyor. Herkesin alım gücü düşüyor.”

Muharrem Uslu: “Ramazan’ın ilk günleri biraz hareket oldu işlerde fakat sonra tekrar durdu. İnsanların alım gücü çabuk bitiyor. İşlerimiz şu an çok bozuk. Deyim yerindeyse yaprak kıpırdamıyor. Sıcaklıkla alakası yok. İnsanların alım gücü düştü. Artık kimse yarınını düşünemiyor. Bu akşam karnını doyurursa ‘Allah büyük’ diyor. Ben de üreticiyim. Kendim gibi üretici arkadaşlarım ile de görüşüyorum. Teneke başı maliyetler ve fiyatlar arttı. Fakat biz bunu müşteriye yansıtamıyoruz. Örgü peynir 3 yıldır kilosu 22 lira… İnsanlar da zaten hep 5 liralık alıyor. Fazlasını ne alan var ne soran.”

Yasemin Arman: “İşlerimiz bozuk maalesef. İnsanların alım gücü kalmadı. İnsanlar gelip diyor 1 liralık olsun, 50 kuruş olsun. Eski pazarlardan eser yok. Büyük marketler açtılar. Market marketçiliğini bilsin, sebzeci sebzeciliğini bilsin kardeşim. Küçücük market domatesi de var, biberi de var, patlıcanı da var. Eski pazarlar bitti. Pazar kültürü diye bir şey bırakmadılar. Çekiyorlar kredi kartını, çürük de olsa marketlerden alıyorlar.”

Reşat Bakır: “Eski pazarların esamesi okunmuyor. Yer parasını çıkarmak için belediyeye çalışıyoruz resmen. Ben emekli oldum. Şu an bir arkadaşımın yerine çalışıyorum. Eski pazarlar nerde ya… Açık söyleyeyim yine Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız eksik olmasın ama inanın işte olmuyor.”

Ziya Kılınç: “31 senedir Çanakkale’de pazarlarda tekstil işiyle uğraşıyorum. İşler her geçen gün kötüye gidiyor. İyiye gitmiyor. Bugün, Cuma Pazarı’nda oturuyorum. Şimdi oturma zamanı mı? Bayramsa bayram geliyor yani… Bir gün kar yağmayla, yer tutmaz. Bir bayramda iş olacağına, her gün olsun. Bayram günü 800, 1000 alacağıma, her gün 400 alayım bundan daha karlı değil mi? Bozuk yani kardeşim. Özellikle de bu büyük mağazalar açıldı açılalı pazarcının işi bitti. Çoluğuma çocuğumu kesinlikle pazarcı olmasını tavsiye etmem. Bu en son çare!”

Mehmet Pek: “Bir bayram havası yok. Çocukluğumdan beri pazarcılık yapıyorum. Artık her şey insanların elinin altında… Mağazalardan alıyorlar. İnternetten alıyor. Eskiden caddeler insan almazdı. Birbirlerine sürterek geçerlerdi. Tezgahlar eriyordu. Bitti artık.”

Zafer Demirdak: “Havalar iyice ısındı. Ramazan’ın olumlu hiçbir etkisi olmadı. Fiyatlarda oynama yapmadık. Uzun süredir sabit. Hatta havalar ısındığı için daha da aşağıya düşüyor diyebilirim. Pazar yeri zaten kapalı, sıcak oluyor. Vatandaş da pazara çıkmak istemiyor. Akşam serinde biraz kalabalık oluyor ama bu seferde iş olmuyor.”

Nermin İmran: “Artık eski pazarlar yok. Şu an koyduğumuz her şey yerinde duruyor. Bilmiyorum belki akşam olur diye umuyorum. Ramazan dolayısıyla fiyatlarda bir değişiklik yapmadım. Marketlerin fiyatları bize göre pahalı oluyor. Onlar işçi çalıştırıyor. Ben kendim çalışıyorum.”

Sabih Can Durmuş – Aslı Yıldız