AÇILIŞ OKUMASI

Toplum olarak konuşmayı da seviyoruz. Buna paralel olarak toplu konuşmayı sevince işler birbirine giriyor. Her türlü toplantı, sunum, konferans ve benzeri yerlerde biz muhakkak bir açılış konuşması yapıyoruz. Hatta bir toplantının açılış konuşması, toplantının kendinden uzun sürebiliyor.

Elbette sözü dinlenmeye değer toplum önderlerinin, siyasi liderlerin, başkanların kendilerini ilgilendiren toplantılarda bir açılış konuşması yapması gerekir. Ancak bu açılış konuşmaları birbirini tekrar ettiğinde, uzun sürdüğünde sizce de sıkıcı ve anlamsız olmuyor mu? Katılımcılar aralarında öbekler halinde konuşmaya başlamıyor mu? Hepimiz biliyoruz değil mi, ilgili üç beş kişinin dışında kimse, konuşan kim olursa olsun üç dakikadan sonrasını dinlemiyor, dinleyemiyor. Hele bir de konuşmacı kafasını önündeki kâğıttan hiç kaldırmadan konuşmayı okuyorsa…

Keşke toplum olarak bunu çözebilsek, keşke bir Kanun Hükmünde Kararname ile bütün açılış okumalarına süre kısıtlaması getirilse… Böylece gittiğimiz toplantıda konudan uzaklaşmasak… Konuşandan sıkılmasak…

Sürekli birileri konuşuyor zaten…  Birileri de dinliyor gibi görünüyor, ama dinlemiyor. Çünkü ya tek başımıza ve uzun konuşuyoruz ya da toplu olarak konuşuyoruz. Birbirimizi dinlemek, anlamak zor geliyor artık.