PAPAZA KIZIP!

Oruç bozulur mu? Bozulur. Ramazanın birinci günü Can Ciğercisinde oturuyoruz. 50-60 yaşlarındaki bir amca geldi. Oturdu. Laf lafı açtı. Amca, “Ben oruç tutmuyorum. Yukarıdakilere kızdım. Din tüccarlığı yapıyorlar” demez mi? Hoppala! Tam olarak, “Papaza kızıp, oruç bozmak” deyimine uygun bir vaka… Yahu arkadaş. Birilerine kızıp oruç tutmamak seni kurtaracak mı? Yok efendim, adam oruç tutuyor, namaz kılıyor ama çalıyor, çırpıyor, her haltı yiyiyor. Ben ise namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum ama hırsızlık yapmıyorum” demek kurtarıyor mu? Sen dini görevlerini yapmak zorundasın. Kötü örnek hiçbir zaman emsal teşkil etmez. Bizler de, din tüccarlarına, her türlü ibadetini yapıp, kul hakkı yiyene, devlet malını kullananlara, hırsızlık, namussuzluk yapanlara kızıyoruz. Ancak, onlar böyle yaptı diye de ibadetimizden geri kalmıyoruz. Millet olarak, şu ibadet işini bir türlü anlayamadık. Düşünün. Adam kırk yıl her türlü herzeyi yer. İbadet yok. Namaz yok niyaz yok. Haram yemek derseniz gırla. Neymiş. Hacca gidecekmiş. Bütün günahları affolacakmış. Yok, öyle üç kuruşa beş köfte. Kılmadığınız namazların, vermediğiniz zekâtların, tutmadığınız oruçların hesabını vereceksiniz. Hacca gitmek, islamın şartlarından birisini yerine getirmektir. Başka bir faydası yoktur. Günahlardan temizlenmek gibi bir yararı da yoktur. Şimdi yukarıda anlattığımız amcanın durumuna bakalım. Yukarıdakilere kızıp oruç tutmuyormuş. Bu Adem oğlunun Hac farizasını yerine getirdiğini düşünelim. Size göre tutmadığı oruçların günahı af olur mu? Tabidir ki, kimin iyi kul, kimin kötü kul olduğuna, yüce yaratandan başka kimse karar veremez. Bizim itirazımız, ucuz gerekçelerle ibadetleri yapmamaya kılıf uydurmak.

 

                             AZICIK GÜLELİM

Bektaşi, oruç tutmuyormuş. Ancak Sahur yemeklerini de kaçırmıyormuş. Hanımı, “Efendi hazretleri. Sen oruç tutmuyorsun ama sahura kalkıyorsun. Bu nasıl bir iştir?” diyerek takılmış. Bektaşi cevap vermiş, “Hanım, hanım. Oruç tutmuyorum. İftar yapmıyorum, Sahura kalkmayıp hepten gavur mu olayım?” ***Yine  Bektaşi’ye sormuşlar, “İçki içer misin?” Uzatarak Cevap vermiş, “Akşamdaaaan, akşaammaaa” Peki namaz kılır mısınız? Çabuk çabuk sıralamış. “Bayramdan bayrama. Bayramdan bayrama”*** Bektaşi’nin biri her gün kasabada “Her şey Allah’tan”, “Her şey Allah’tan” diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bir gün kasabanın serseri delikanlılarından biri, yine böyle mırıldanarak dolaşmakta olan Bektaşi’ye arkasından sessizce yaklaşmış, ensesine okkalı bir şaplak atmış. Canı fena halde yanan Bektaşi’nin, pür hiddet dönüp kendisine ters, ters baktığını görünce; -Öyle ne bakıyorsun baba erenler demiş. Hani her şey Allah’tandı. -Tabii demiş Bektaşi, her şey Allah’tan da, ben hangi deyyusu aracı ettiğine bakıyorum. Sağlıcakla kalınız.