Seddülbahir’e Kadın Eli Değdi

Eceabat Seddülbahir Köyü’nün kadınları, Halk Eğitim Merkezi’ni imece usulüyle faaliyete geçirdi. Emektar kadınlar, 8 aylık bir çalışmayla hem binayı yenilediler hem de kurslarını tamamlayıp sergilerini açarak bir başarı örneği sergilediler.
Seddülbahir Köyü’nde Halk Eğitim Merkezi faaliyete geçti. Köy kadınları kullanılmaz halde olan eski okul binasını el birliğiyle yenileyerek kurs alabilecekleri hale getirdiler. Birlikten doğan kuvveti kanıtlayan Seddülbahirli kadınlar, doğal ve atık malzemeleri kullanarak süs eşyaları yaptılar. Deniz kabukları, yosunlar, deniz taşları, kiremitler ve atık cam şişelere kadar birçok malzemeyi sanat eserine dönüştürdüler. Aynı zamanda çevre temizliği yapmış oldular.
Kadınlar, en büyük şanslarının hocaları olduğunu söyleyerek birçok şeyi ondan öğrenmekle beraber bu kursun aynı zamanda bir terapi olduğunu ifade ettiler.  Kadınların istedikten sonra yapamayacağı bir şey olmadığı konusunda ağız birliği yapan kadınlar kadın elinin değdiği her yerin güzelleştiğini yaptıklarıyla kanıtladı.
Halk Eğitim Merkezi olmayan bir köye ataması gerçekleşen 16 yıllık öğretmen Elif Türk başarı hikayelerini şöyle anlatıyor: “Buranın halk eğitimi yoktu bizimle başladı. Ben buraya gelirken uzak kimse gitmiyor denmişti. 8 öğrenciyle başladık 25 kişiye ulaştık. Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nın da yardımlarıyla eşim, çocukları ve köy kadınlarıyla bahçedeki kulübeden, tabelamıza kadar her şeyi ellerimizle yaptık. Kadınlar ilk geldiklerinde çekimserlerdi. Hatta el sanatlarının ne olduğunu bilmiyorlardı. Sonra çıkma parkelerden bile anahtarlıklar yaptık. Ne yapacağız diye düşünüyordum malzeme yok boya yok. ‘Kiremit getirin, çakıl taşı toplayın, deniz midye kabuğu toplayın’ dedim kadınlara sonra yavaş yavaş üretmeye başladık. Burada önemli olan dönüştürüyor olmak. Köy kadınları başta sadece birbirleriyle selamlaşıyorlardı şimdi sosyalleştiler. Burada dayanışma içinde güzel dostluklar da kazandık. Bir şeyler yapabileceklerini gördüler.”

Öte yandan köyde oturan kadınlar, gazetemize çalışmalarını aktarmayı ihmal etmedi.

Ayla Karaca (62)
“Ben İstanbul’da oturuyordum. Yazları buraya geliyordum fakat bu kurs sayesinde Seddülbahir’e iyice bağlandım. El becerilerimiz olduğunu fark ettik bu yaştan sonra… Dedik ki evet biz de başarabiliyormuşuz, bir şeyler üretmenin keyfine vardık. Kursta kadınlar olarak iletişimimiz de artmış oldu. Para harcamadan da bir şeyler üretebileceğimizi gördük. Toplanan atıkları geri dönüştürürken aynı zamanda çevremizi de temizlemiş olduk.”

Dilek Aydıner (50)
“Bir şeyler üretmenin keyfine burada vardık. Hepimiz için kendimize vakit ayırabildiğimiz özel bir alan yaratılmış oldu. Seddülbahir yalnızca yazları geldiğim bir yerdi. Kurs devam ettiği için zamanımın daha fazlasını artık burada geçiriyorum. Aslında o eski binanın bu hale dönüşmesi kadınların her şeyi yapabileceğini gösteriyor. Bizler burada hem yaptığımız işlerden keyif aldık hem arkadaşlarla birlikte vakit geçirdik. Hepimizi bir araya toplayan bir alan oluştu. Kendimize bir alan yaratmış olduk. İstanbul gibi yerlerde yaşayan arkadaşlarımız da bize imreniyorlar.”
Nevin Tokmak (49)
“Buraya gelip bir şeyler üretebildiğimiz için çok mutluyuz. Ben başta biraz daha çekimser yaklaşmıştım, gelmek istemedim. Vakit ayırabileceğimi düşünmedim, daha önce böyle bir şey yapmadığım için… Ama sonra gelip görünce fikrim değişti. Burada yaptığımız işten çok ortamı sevdim sonra… Arkadaşlarımızla bir arada olmak, paylaşmak beni çok mutlu etti, terapi gibi geldi. Normalde ev hanımıyım ama üretmek çok güzel bir şeymiş. Başta yapamam diye düşünürken sonra çok keyif aldım.”

Esin Bayraktar (62)
“Evde sıkılıp, hiçbir yere çıkmıyordum. Sonra buraya geldim. Üretmek bambaşka bir şey. Kendimizi bu işe veriyoruz, kafamızdaki düşünceler dağılıyor. Burası bizler için terapi gibi bir şey. Üretilen her şeyin malzeme alarak olmadığını burada ortaya koyduk. Atık malzemeleri bambaşka şeylere dönüştürdük.  Deniz taşları, deniz kabukları, yosunlardan bile güzel ürünler ortaya çıkardık. Eski okul binası virane haldeydi, el birliğiyle yeniledik. Burada birbirimizle kaynaşmış olduk, aramızdaki iletişim kuvvetlendi. Beraber bir şeyler yapmak ise hepsinden önemli…”
Hafize Akyol (67)
“Kursun açılacağını öğrendiğimde çok sevindim. Ben arkadaşlarımdan daha az süre katılıp az şey yapmama rağmen keyfine varabildim. Hepimiz için ayrı bir dünya oldu burası. Her gün bir şey öğrenmek çok güzel. Hayat uzun kısacık değil. Yediden yetmişe öğrenmek ve bunun mutluluğunu yaşamak var. Çocuklarım, torunlarım için güzel şeyler yapıyorum. En güzeli de atık malzemelerin böyle güzelliklere dönüştüğünü görmek.”
Esra Üreyen Yıldırım (52)
“Ben İstanbul’da resim grafik tasarım üzerine çalışıyordum. Yoğun bir çalışma hayatımdan sonra benim için çok farklı bir şey oldu. Hayatımızı yavaşlatmak istedim. Kursa kafa dağıtırım benim için değişiklik olur diyerek başladım. Daha sonra hocamızın da yardımıyla tezhip yazmaya başladım. Hocamız gerçekten çok bilgili, çok şanslıyız. Bende belki bir şeyler öğrenirim diyerek başladım ve hiç yapmadığım şeyleri öğrendim .İlk defa tezhip yaptım. Bu benim hep denemek istediğim bir şeydi ve burası sayesinde  bunu başarmış oldum.  Bunu başardığım için gerçekten çok mutluyum. Burası bana  çok şey kazandırdı. Burada herkesin kendine göre yakaladığı bir şeyler olduğunu düşünüyorum.”
Sevim Fındık (47)
“Köyümüzde ilk defa bir kurs oluyor. Ben her şeyi biliyorum diyerek geldim ama daha bilmediğim çok şeyler olduğunu fark ettim. Mesela doğadan geri dönüşüm yapmayı her şeyi değerlendirmeyi öğrendim. Hazır malzemeler olmadan maddi harcamalar yapmadan hediyelik eşyalar yapmayı, evimizi süslemeyi öğrendim. Birbirimizden çok daha güzel bilgiler alıyoruz. Hem sohbet edip hem de yeni fikirler ortaya çıkarıyoruz. Aslında başta kimse katılmak istemedi. Ama birkaç kişi başlayınca herkes birbirinden görerek herkes gelmeye başladı. Yeni şeyler üretmek beni duygusal anlamda çok heyecanlandırdı. Buraya büyük bir hevesle geliyorum. Burası eskiden gerçekten çok kötü durumdayken biz güzelleştirdik.”

Yıldız Sağlam