“Karşısında durmayan hesabını veremez!”

Atikhisar Barajı’ndaki tehlikeye dikkat çekmek ve Balaban Tepesi’nde açılması planlanan Altın madenine karşı dur demek amacıyla Çanakkale Belediyesi ve İDA Dayanışma Derneği tarafından etkinlik gerçekleştirildi.

Balaban Tepesi’nde Atikhisar Barajını bekleyen tehlikeye dikkat çekmek ve burada kurulması planlanan Altın Madenine dur demek amacıyla Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, İDA Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu ve Çanakkale Belediye Meclis Üyeleri ile çevre gönüllüleri etkinlik gerçekleştirdi. Balaban Tepesine hareket etmek üzere araçlar dün sabah saat 09.30’da Belediye binasının önünden kalktı. Balaban Tepesinde basın açıklaması yapan Başkan Gökhan; “Altın Madenlerinin karşısında durmayan ahirette Allah’a hesabını veremez” dedi.

“ALTIN MADENİ KORUMA ALANI İÇİNDE KALIYOR”

Yol üzerinde bulunan Kayadere Havzasında bir açıklama yapan İDA Dayanışma Derneği üyeleri şunları söyledi; “Atikhisar su barajımızın suyu şu anda yetersiz. Su toplama havzamız Balaban Tepesi gibi tepeler boyunca gelen vadiler, ormanlar ve çok değerli bitki örtülerinin topladığı yer altı ve yer üstü sularından oluşuyor. Biz 10 yıldır bu su toplama havzamızın bekçiliğini yapıyoruz. Bu havza şu an maalesef 500 adet sondaj deliği ile delik deşik edilmiş. Barajın 1.-2.- ve 3. Koruma sınırları var. Bu Altın madeni projesinin koruma alanı içerisinde olduğuna dâhil bilgimiz var.” Açıklama sonrası Balaban Tepesine doğru yola çıkan kafile yaklaşık 45 dakikalık bir yoldan sonra Gözetleme Kulesine ulaştı. Yolun bir bölümü araç geçişine uygun olmadığı için yürüyerek geçildi. Gözetleme Kulesinde, İDA Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından 20 dakikalık bir bilgilendirme yapıldı.

“ALTIN MADENİNE İŞLETME RUHSATI VERİLMEMELİ”

Ardından Belediye Başkanı Ülgür Gökhan basın açıklamasında bulundu. Başkan Gökhan açıklamasında şunlara değindi; “Bugün buraya Atikhisar Barajını bekleyen tehlikeyi görmek için geldik. Altın işlemede çok çeşitli kimyasallar kullanılıyor. Bu kimyasalların en zararlılarından birisi siyanür diğeri ise cıva. Cıva doğada kaybolmayan çok tehlikeli bir metal. Siyanür ise sonrasında arseniğe dönüşüyor. Burada Gözetleme Kulesinden başlanarak aşağıya kadar 300 metre yarıçapında 400 metre derinliğinde bir çukur oluşacak. Bu çukurlardan iki tane olacak. Burası deprem bölgesi… Burada en ufak bir kırılmada bu metal içerikli sular baraj suyuna karışacak. Kirazlı, Serçeler gibi bütün yerleşim alanları bu maden çalışmasından olumsuz etkilenecek. Bu Altın Madeninin başlamadan durdurulması gerekiyor. İşletme ruhsatı dahi verilmemesi lazım. Bütün ülke insanına söylüyorum. Bu doğa, Çanakkale, Kaz Dağları, Çanakkale ilçeleri, doğal değerleri itibari ile bütün Türk insanına aittir. Bu coğrafyanın korunması çok önemli.”

“DEĞERLİ MADENLERİMİZİ ULUSLARARASI ŞİRKETLERE DEVREDİYORUZ”

“Burada bütün orman alanları yok edilecek. Koca iki tane çukurda işlem bittikten sonra kirletilmiş toprak kütleleri ile baş başa kalacağız. Elde ettikleri Altının yüzde 3’ünü Devlete verecekler. O da beyan usulüne göre. Ülkemize bir kaynak aktarımı söz konusu değil. Ülkemizdeki değerli madenleri uluslararası şirketlere devretmiş oluyoruz. Doğamızı kirlettirip, yaşam hakkımızı vermiş oluyoruz. Suyumuzun kirlendiği noktada Çanakkale biter. Biz Belediye Meclisi olarak hukuki mücadelemizi başlatacağız. Çanakkale halkının da bu konuda harekete geçmesi gerekir. Çanakkale’de ne kadar STK varsa hepsinden duyarlılık bekliyorum. Üç kuruşluk Altın için buraları heba ettirmemeliyiz. Çıkarılan Altının insanlık için hiçbir faydası yok. Bir eylem planı yapmak zorundayız. Bu madene karşı çıkmayan ahirette Allah’a hesabını veremez. Başta Sayın Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bütün Bakanların buradaki Altın Madenlerine dikkat etmesini istiyorum.”

Açıklamaların ardından Gözetleme Kulesi afiş ve pankartlarla donatılarak önünde tüm katılımcılarla toplu fotoğraf çekildi. Dönüş için yola çıkan kafile Işıklar Dörtyol Mevkii’nde bulunan Kestanbol Et Lokantası’nda öğle yemeği yedikten sonra Çanakkale’ye döndü.

Engin Ören