BU KADARI FAZLA!

BU KADARI FAZLA!

Geyikli Seyahatin şoförü, bizi yolun ortasında bırakınca, şirket elemanları bizi almaya gelene kadar geçen yarım saatlik sürede, bir israf konusunu şahit olduk. Günlerden Pazartesi. Yani 1 Mayıs. İstanbullular Bozcaada’dan dönüş yapıyor. Cumartesi günü gelmişler. Pazar kalmışlar, Pazartesi dönüyorlar. Diğer haftalara göre bir gün fazla. Onlarca araba geçti. Hepsi 34 plaka. Tamamında, en fazla 2 kişi seyahat ediyor. Yani bir şoför, bir de yanındaki. Vızır vızır. Konvoy gibi… Zaten Çanakkale’de, İskele Meydanı’ndaki feribot kuyruğu da bunu gösteriyor. Diyelim ki, iki bin kişi gelmiş. Tam 1000 araba ile Taa İstanbul’dan. İsrafın boyutunu düşünün. Şimdi bazıları diyecek ki, adamların tuzu kuru. Parası pulu var. Keyfinin kahyası mısınız? Evet. Kahyasıyız. Memleketin durumu ortada… Dövizle aldığımız akaryakıtı, böyle har vurup harman savurmak reva mıdır? Millet tatil yapmasın diyen yok. Yapsın. Hatta 365 gün 6 saat yapsın. Ancak toplu taşıma araçları ile seyahat etseler, dışarıya ödediğimiz dolarlar, ülkede kalsa, daha iyi olmaz mı? Ülkü Ocakları zamanlarımızda, Agah Oktay Güner’in, “İsraf ekonomisi” diye bir kitabını okuduk. O yıllardan beri bu davranış devam ediyor. Keza Çanakkale’de, Özel araba merakı had safhada. Adamın cebinde, üç on parası yok ama arabası var. Araba sahibi olmak, sınıf atlamak demek! Yine, Çanakkale’de yaşayanların arabalarında da, bir ya da iki kişi var. Son aylarda trafik sıkışıklığı baş gösterdi. Zira nerede ise yaşayan her fert başına bir araba düşecek. Ayrıca şehitlik ziyaretleri de başlayınca, trafik, karman çorman oldu.

GELELİM EKMEĞE!

Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ülkede günlük 6 milyon ekmeğin israf edildiğini belirtmiş. Evet. Büyük israflarımızdan birisi de ne yazık ki, nimet olarak gördüğümüz ekmek. Palandöken, yaptığı açıklamada, Türkiye’de 300 gram üzerinden günlük olarak yaklaşık 85 milyon ekmek üretildiğini, tüketimin ise 79 milyon civarında olduğunu ifade ederek, geriye kalan kısmın çöpe gittiğini belirtmiş. İsraf edilen ekmek miktarının geçmişte daha da fazla olduğunu belirten Palandöken, bakanlıklar ve ilgili kurumlarla gerçekleştirdikleri kampanyalarla israfın bir ölçüde önüne geçtiklerini ancak bunun yeterli olmadığını anlatmış. İsraf önlenirse, ekmeğe zam yapılmasına gerek kalmayacağını vurgulayan Palandöken, buğday ithalatının da önüne geçilebileceğine işaret ederek, israfı önlemenin yolunu da göstermiş. Türkiye’de yaş sebze ve meyvenin de bir kısmının tarladan sofraya gelinceye kadar israf edildiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulunmuş: “Tarlada da israf büyük boyutlara ulaştı. Sebze ve meyvenin dörtte biri tüketilmeden kaybediliyor. Meyve ve sebzelerde toplama sırasında yüzde 4-12, taşıma sırasında yüzde 2-8, pazara hazırlık evresinde yüzde 5-15, depolamada da yüzde 3-10 civarında israf yaşanıyor. İsraf ettiğimiz gıda maddeleriyle Suriye’nin tamamı doyar, Türkiye’de, de 60 hastane, 120 okul yapılır.” İsraf haramdır. Dinimiz israfı yasaklamıştır. Ancak kimsenin uyduğu yok. Ne lazımcılık, ne yazık ki, ülke ekonomisine zarar veriyor. Sağlıcakla kalınız.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.