GEYİKLİ SEYAHAT!

GEYİKLİ SEYAHAT!

İnsanlar stres içinde. Domates 10 lira olmuş. Hamd olsun! Yıllık enflasyon 12’ye çıkmış. Hayaldi, gerçek oldu! Sıkıntılar çok. Biliyoruz amma, esnaf ta esnaflığını bilecek. Müşteriye Velinimet olarak bakacak. Ne yazık ki, bazı kendini bilmezler, müşteriyi kendilerine ram olmuş, mahkûm olarak görüyorlar. Geçen gün iskelede bir gazete bayisine gazete almak için gittik. Kuyruk var. Evet. Aynen öyle. Kuyruk. Çook eskilerde, bu kuyruk işine alışmıştık. Gaz kuyruğu, yağ kuyruğu, tüp kuyruğu, benzin kuyruğu. Hamd olsun! Son yıllarda kuyruk filan kalmadı. Hatırlayınız. Rahmetli Demirel’e, akaryakıt ile ilgili soru sorduklarında, “Vaa dı da, biz mi içtik?” demişti. Biz de girdik kuyruğa… Büfedeki hanım teyzemiz, telefonla konuşuyor. Kuyruk uzadı. Millet sabırsızlandı. Teyze, arada sırada sıradakilerin işini görmeye çalışıyor ama zor tabii ki. Sıra bize gelince konuşma bitti. Teyzemize, “Bak iyi oldu sonunda kapattı” deyiverdik. Kendisine sitem ettiğimizi zannetti. “Bekleyeceksiniz. Bizim de ev hayatımız var” demez mi? Hoppala. Teyzeciğim, ablacığım lafımız size değildi. Defalarca kapatmaya çalıştınız ama muhatabınız kapatmadı. Bunun için söyledik sözü. Hay söylemez olaydık. Abla kızınca, “Söyleyen kaçtı” dedik. Bakınız işte bu da esnaf. Teyzeciğim, bu büfeyi sen işletebilirsin ama kendi özel işin için milleti bekletemezsin. Böyle bir hakkın yok. Ama bunlardan çook var. Hangi birini ıslah edeceksiniz ki?

BUYURUN. BURDAN YAKIN!

İşte birisi daha. Geçen hafta bu gün, yani Pazartesi, mezbahadaki görevimiz bitince, Pınarbaşı köyünden Geyikli Minibüsüne bindik. Bir de ne görelim. Meğer millet Bozcaada’dan tatilden dönüyormuş. Bizim öyle bir lüksümüz olmadığı için, bu kalabalık ne diye düşünmüştük. Bunların tuzu kuru. İki gün de olsa İstanbul’dan kaçıvermişler. Bildiğiniz üzere ayaklarımızda sıkıntı var. Dikilemiyoruz. Arkadan, “Şoför Bey. Arabada yer yok herhalde” dedik. Bu arada iki üç yolcu daha aldı. Baktık ki olacak gibi değil. Ön taraf yürüyerek, “Şoför bey. Ayakta yolcu almak kanunen suçtur. Beni Taştepe’de indirin diyerek 3 lira verdik. Parayı aldı. Sonra hırsla, el frenini çekerek, parayı uzattı. “İn aşağıya” diye bağırmaya başladı. Köyü filan çıkmıştık. Bizi sipsivri yolun ortasına bıraktı. Şimdi adama bir tane çekeceğiz ama olmayacak. Belki biz ona bir vururuz, o da bize on vurur. Mesele bu kadar basit değil. Sonu karakolda bitecek. Jandarma filan derken sıkıntı olacak. Her şeyden önce kurumsal bir kimlik taşıyoruz. Gazetelere manşet oluruz, maazallah. “MHP Çanakkale İl Başkan Yardımcısı, Minibüs şoförü ile kavga edip karakolluk oldu” diye haber oluruz. Bu yüzden indik aşağıya. Bölge trafiğe telefon edip, ayakta yolcu taşıdığını ilettik. Yarım saat geçmedi telefonlar gelmeye başladı. Aracılar araya girdi. Efendim adam pişman olmuş. Özür dileyecek filan. Dilemesin dedik. Bir erkeklik yaptı. Arkasında dursun. Bari bundan sonra müşteriye böyle davranmasın. İşte durum budur. Esnaflık filan kalmamış. Ey Şoför arkadaş. O minibüs senin olabilir. Ama Geyikli Seyahat yazıp da yollara düştüğünde, kurumsal bir kimlik kazanmış oluyorsun. O araba senin olmuyor. Milletin oluyor. Bedava binen yok. Öyle zırt, pırt vatandaşı aşağı indiremezsin. Durum budur sevgili okuyucular. Bu tipler memlekette ne yazık ki çoğalmaktadır. Allah ıslah etsin. Ne diyelim. Sağlıcakla kalınz.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.