HAYVANCILIK NEREYE?

HAYVANCILIK NEREYE?

Gıda üretiminde, tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri iken, saman, et, canlı hayvan ithal eder olduk. Sürdürülebilir bir tarım politikamız yok. Günübirlik uygulamalarla, pansuman tedbirlerle idare etmeye çalışıyoruz. Seçim dönemlerinde, üzerinde en çok oynanan sektör, ne yazık ki tarım. Bu dönemde sistem bozulup, disiplin elden gidiyor. Et ve Süt üretimi düşüyor. Bakanlığın yasaklamasına rağmen, dişi hayvanlar kesilmeye devam ediliyor. Haliyle doğum olmayınca, beslenecek dana üretimi de az oluyor. İşte sizlere çarpıcı bir araştırma… Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan şubat ayına ait, süt ve süt ürünleri istatistiklerine göre, toplanan inek sütü miktarı azaldı. TÜİK verilerine göre Şubat ayında süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı yüzde 6,6 azalarak 702,7 bin tona geriledi. İnek peyniri üretimi yüzde 4 azalışla 48 bin 844 tona gerilerken; koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri ise bin 20 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42,5 arttı. Yoğurt üretimi 83 bin 840 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,3 geriledi. Ayran üretimi de 50 bin 137 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 azalış gösterdi.

ÜRETEN YOK

Köyler boşalıyor… Üreten yok. Köy ve beldelerde yaşayan nüfus, gittikçe azalıyor. Son 10 yıla baktığımızda, toplam nüfus 9,2 milyon artarak 79,8 milyon olurken, belde ve köy nüfusu ise 14,6 milyon azalarak 6,1’e düştü. Bu rakam toplam nüfusun yüzde 7’si ediyor. 1927 yılında ise belde ve köy nüfusunun 10,3 milyon olduğunu göz önünde bulundurursak, 2017 yılında köylerde yaşayanların bu sayının neredeyse yarısı olması dikkat çekici bir noktadır. Bazı köylerimizde yaşayan hane sayısı bir elin parmaklarını bile geçmiyor. Hal böyle olunca tarımsal üretim azalıyor.  Azalan köy nüfusunu canlandırmak, tarımsal faaliyetlere hız kazandırmak ve ekonomiye katkıda bulunmak adına gerçekleştirilen, Köye Dönüş projelerinin yaş kriterleri yeniden gözden geçirilmelidir. Örneğin Milli Tarım Projesi’nde 30, Genç Çiftçilere Hibe Desteği Projesi’nde 27 olan yaş sınırı, köyüne geri dönmek, tarım ve hayvancılığa devam etmek isteyen çoğu vatandaşın önünde bir engel. Bu projelerin başarıya ulaşması için yaş sınırının mutlaka kaldırılması gerekir.

HAYVANCILIK, CAN ÇEKİŞİYOR 

Kırsal kesimdeki nüfus azaldıkça, tarım ve hayvancılık istihdamı da azaldı. Nitekim ülkemizin önemli bir kaynağı olan, aile besiciliği, yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Besiciliğin, vatandaşa cazip imkânlar sağlanarak, tekrar ayağa kaldırılması ve geliştirilmesi gerekiyor. Yemin ucuz olması, gübreye getirilen indirim, mazottan düşük vergi alınması gibi tüm şartlarda kolaylık sağlanmalı. Meraya dayalı besi geliştirilmeli. Meralar canlandırılmalıdır. Tarım ve hayvancılığa yönelik projeler bu şartlarla hayata geçirilirse, ülkemiz ithalattan ziyade, ihracat da yapmaya başlar. Yani tarımda eskisi gibi yeniden parlak günlere geri dönülür ve kendi kendine yeten ve ihracat yapan ülke oluruz. Sağlıcakla kalınız.



, ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.