POTANSİYELİ KEŞFETMEK ŞART

POTANSİYELİ KEŞFETMEK ŞART

Geçen hafta tarım alanında ihracatımızın neden, olması gereken düzeyin çok daha alt seviyelerde gerçekleştiği ile alakalı bir yazı paylaşmıştım. Ülkemizin bir ili büyüklüğündeki ülkelerin yaptığı yıllık tarım ihracatının çeyreği seviyelerinde gerçekleşen ihracatımızla alakalı soru işaretlerini dile getirdim. Bu konuya ciddi manada eğilmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü teknoloji ve yazılım gibi pahada hafif değerde yüksek ihracat gerçekleştiremezken, en azından en çok imkânımız olan bir sektörde bari yüzümüzün gülmesi gerek diye düşünüyorum. Ama sadece istemekle olmuyor. Önce disiplinli, sistemli ve programlı çalışmayı öğrenmemiz gerekiyor. Ardından kısa vadeli beklentilerle değil uzun vadedeki stratejik hamlelerle üretim anlayışı oluşturmak gerektiğini düşünüyorum. Devlet iyi niyetle çiftçi destek programları ve teşvikleri sunuyor. Bunlardan bir örnek verecek olursak çiftçi destek programları kapsamında çiftçiye verilen Küçükbaş ve Büyükbaş hayvan desteğini ele alabiliriz. Çanakkale’de şu ana kadar Büyükbaşta 140, Küçükbaşta 34 proje onaylandı. Bu kapsamda onaylanan bu toplam 174 proje için tedarikler başladı ve hala devam ediyor. Destek verilecek çiftçiye bu hayvanlar teslim edilirken Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden veterinerlerin kontrolü eşliğinde teslimatlar yapılıyor. Burada görülüyor ki hastalıklı koyunlar, süt verimi bakımından uygun olmayan inekler, daha 3 aylık kuzunun koç diye teslim edilmeye çalışıldığı gibi olumsuz bir sürü örneklerle karşılaşılıyor.

Ülkede yapılan yatırımları iyi değerlendirip bunlardan uzun vadede kazanımlar elde etmek dururken, bu tarz küçük hesaplarla günü kurtarmaya çalıştığımız sürece ne iç piyasada ne de uluslararası alanda istediğimiz noktaya gelebileceğiz. Bu sadece tarım ve hayvancılık sektöründeki bir örnekten ibaret değil. Çoğu alanda bu tarz küçük hesapların peşinde koştuğumuz gerçeği maalesef mevcut. Araştırıldığında görülecektir ki hem devletimizin hem de Avrupa Birliğinin çok alanda desteklediği çok sayıda hibe ve destek programı var. Bunların yanı sıra İŞKUR gibi kurumlarda eğitim kurslarıyla da ihtiyaç olunan destekler sağlanıyor. Yani bugün sıfırdan çiftçilik yapmaya niyetlenen birisini destekleyici her türlü imkân veriliyor. İhracatına özendiğimiz küçücük Avrupa ülkeleri bu işi nasıl yapıyor diye de bakmak lazım tabi. Hatta imkân varsa gidip Hollanda, Almanya, Rusya gibi ülkelerde bu işin nasıl yapıldığını yerinde incelemenin çok daha faydalı olacağı kanaatindeyim.

Teknolojik imkânlar, tohum kalitesi, iklim koşulları ve buna benzer sayabileceğimiz daha bir sürü olanak bakımından bir eksiğimiz olduğunu asla düşünmüyorum. Hatta iklim koşulları olarak bakacak olursak ürün çeşitliliği konusunda belki dünyanın en şanslı ülkesiyiz. E stratejik konum itibari ile üretimimizi ihracat amacıyla dış ülkelere ulaştırmada bir sorunumuz da görünmüyor. Çünkü Asya ile Avrupa arasında bir köprü niteliğindeki konumumuz birçok dünya ülkesinin imrenerek baktığı ve hasetle gözünün üzerimizde olduğu paha biçilemez bir avantajımız. Türkiye markasındaki sloganımız ‘Gücü ve Potansiyeli keşfet’ olarak belirlendi. Artık bizim de gerçekten bu slogandaki gibi gücümüzü ve potansiyelimizi keşfedip, disiplinli ve uzun vadeli beklentilerle bir üretim ve pazarlama anlayışına sahip olarak, ülke ekonomisini kalkındıracak hamleler yapmamız elzemdir.

 

 

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.