AH! KALDIRIMLAR!

AH! KALDIRIMLAR!

Çanakkale’deki kaldırım ihlallerini, biz yazmaktan usandık. Ne yazık ki, Millet işgal etmekten bıkmadı. Belediye yetkilileri, bu olumsuz davranışları ihbar ediyoruz. Lütfen gereğini yapınız. Esnaf, Belediyeye 1 metre işgaliye parası ödüyor. Dört metreyi işgal ediyor. Hangi bir yeri yazalım ki. Merkez Fırının karşısındaki büfe. Tam köşede. Aklınıza ne gelirse koymuş. Zaten yolun bir kenarına arabalar park etmiş. Vatandaş nereden geçecek? Hemen yan tarafa geçin. Bisiklet satıcısı, hem indirme bindirme yerini hem de kaldırımı tapulamış. Devam edin lütfen. Geldik Solmaz Ayakkabıya. Kaldırımın yarısı pert. İnönü caddesi Aygaz kavşağında, tam Petrolün karşısındaki Simit evi. Yayıldıkça yayılmış. Orada evi bulunan insanlar kendi evine giremiyor. Geceyi bekliyorlar. El ayak çekilsin diye! Böyle devam edip gidiyor. Bizim gibi ayaklarında problem olan ya da yaşlı amcalar, teyzeler ne kadar zorluk çekiyor, anlatmak mümkün değil. Kızılay sokağın köşesinde bir Kokoreççi var. Yolumuzun üzeri. Adam her yeri sandalye, masayla doldurmuş. Milim geçecek yer yok. Gidip bir bakın. Eğer geçebilirseniz, biz bu yazıyı yutacağız. Tam karşısında Nar simit var. O da öyle. Mecburen sokak ortasından gidiyorsunuz. Tabii ki gelen arabalar da durmak zorunda kalıyor. Buradan Zabıta Müdürü Mustafa Bey’e sesleniyoruz. Lütfen bu işgalleri kaldırın. Kaldırımları milletin hizmetine sokun. Kimsenin gözünün yaşına bakmayın. Üç beş kural bilmez para kazanacak diye vatandaşı mağdur etmeyin. Artık kaldırıma araç park meselesini yazmıyoruz. O iş kanıksandı. Sıradan bir iş oldu. Yasal bir hale geldi. Belediye yetkilileri şunu unutmasınlar. Çanakkale’de, Esnaftan çok halk yaşıyor. Yarın oy istemeye çıktığınızda, bunlar sizin önünüze eksi olarak gelecek. Esnafın verdiği oy, seçilmek için yeterli olmayacak.

                                      GÜLMECE

Adamın biri, tam uçağa binerken bir ses duymuş: – Bu uçağa binme, uçak düşecek!.. Adam sağa bakmış, sola bakmış; kimseyi göremeyince korkmuş ve uçağa binmekten vazgeçmiş, akşam televizyonda haberleri izlerken uçağın düştüğünü ve kurtulan olmadığını öğrenince kendi haline şükretmiş. Adam ertesi gün bilet almış, tam trene binecek, yine aynı sesi duymuş: – Bu trene binme, tren raydan çıkacak, kurtulan olmayacak!.. Adam sağa bakmış, sola bakmış; kimseyi göremeyince, trene binmekten vazgeçmiş, akşam televizyonda haberleri izlerken trenin raydan çıktığını ve kurtulan olmadığını öğrenince; yine kendi haline şükretmiş. Adam bir gün sonra terminale gitmiş, bilet almış, tam otobüse binecek, yine aynı ses: – Bu otobüse binme, kaza yapacak, kurtulan olmayacak!..
Adam sağa bakmış, sola bakmış; yine kimseyi göremeyince sormuş:
– Sen kimsin yahu? – Ben senin iyilik meleğinim!.. – Ulan, evlenirken neredeydin? Sağlıcakla kalınız.



, , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.