Çanakkale’nin Gerçeği: Deprem

Çanakkale’nin Gerçeği: Deprem

Çanakkale deprem gerçeğini yaşadı ve yaşamaya devam ediyor. Fakat artık olması gereken, korkuya kapılmak yerine tedbir almak. Çanakkale’nin deprem bölgesi olduğunu kabul ederek olmuşa değil yapılabileceklere bakmak. Jeoloji Mühendisi Cumhur Kabasakal, süregelen depremleri ve alınması gereken tedbirleri gazetemizle paylaştı.
1999 depreminden beri birçok sorunun akıllarda yer ettiğini ifade ederek sözlerine başlayan  Jeoloji Mühendisi Cumhur Kabasakal; “Konuşulan her zaman olan deprem, önceki yıllarda yapılması gerekenler hiç konuşulmuyordu. Deprem, bölgemizin gerçeği, bunu kabul etmek lazım. Uzun süredir deprem meydana gelmeyen Marmara Bölgesi için Kandilli’nin bir açıklamasına göre 2030 yılına kadar deprem bekleniyor. Ayvacık depremleri çok şiddetli değil ve zemin kaya… Bu yaşanan depremler yeni ve günümüz teknikleriyle yapılmış binaların hiçbirini yıkmaz. Bölgede altın madeni ve sıcak suyun bulunması fay hattının varlığını kanıtlıyor. Bölgede bir fay varlığı da biliniyor ancak hareket beklenmiyordu. Zemin olarak kayaya oturması dolayısıyla merkeze göre daha iyi durumda.”
“ÇANAKKALE MERKEZİ RİSKLİ BÖLGE”
Çanakkale Merkez’den geçen herhangi bir fay hattı olmadığını belirten Kabasakal; çevresinde 7 büyüklüğünde deprem üretecek birçok fay hattının var olduğunu belirterek sözlerini sürdürdü:  “Depremlerin ne zaman ve ne şekilde olacağını bilemiyoruz. Çanakkale’de bu tedbirlerin yavaş yavaş alındığını ve birçok ile göre daha iyi durumda olduğumuzu düşünüyorum. Eğitim Fakültesi ve Kolin Otel arasındaki bölge yani Sarıçay Köprüsü’nün iki tarafı alüvyon bir zemin üzerine kurulu… Sıvılaşma özelliğini taşıyan bir bölge. Dolayısıyla bu tür alanlar deprem bölgesinde en riskli bölgeler. Bulunduğumuz bölge, bu alüvyonlar üzerinde yer alıyor ve suya oturmuş vaziyette… Bu noktada, deprem sırasında binalar yıkılma tehlikesiyle karşılaşıyor. Eski yapılar bilhassa bu bölgelerde kesinlikle dönüştürülmeli. Yeni yapıların da teknik olarak günümüze uygun olması gerekiyor.”
“OLUR MU? DEMEK YERİNE TEDBİR ALMALIYIZ”
Artık büyük depremlerin olup olmayacağını sorgulamaktan ziyade tedbirlerin iyileştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kabasakal; “Nadir olayları çabuk unutuyoruz. Nadir olması demek yaşanmayacağı anlamına gelmiyor ya da bizim çocuklarımızın yaşamayacağı anlamına gelmiyor. Enerji birikimine bağlı olarak belli periyotlarla gerçekleşmiş depremler var. Bu sürelerin ne kadar yıl olduğu tabii ki bilinmiyor.  100 yıl sonra da denemez, yarın da… 1981 yılı Ege Deniz Depremi 7.2, 1919 yılı Ayvalık-Çanakkale 7.0 ve 1944 yılı Edremit Körfezi  6.8 gibi yaşanmış depremler söz konusu. Dolayısıyla bunu bir gerçek olarak kabul etmeliyiz. Herkese bir görev düşüyor. Örnek olarak müteahhide önlem alınıp alınmadığı sorulmuyor. Sorulmuş olsa ya da güvenliği daha iyi olan binalar tercih edilse bir süre sonra müteahhit de yapmak durumunda kalacaktır. Birkaç yıl önce bu konu böyleydi. İnsanlar binaların ne kadar güzel olduğuna baktığı kadar binanın alt yapısını da sorduğu gün artık müteahhitler de uygun bina yapmaya başlayacaklar. Tedbirler zamanında alınırsa afetler bu kadar yıkıcı hale gelmez.  Üniversitenin çalışmalarının ardından Çanakkale Belediyesi’ne bağlı olarak zemin iyileştirilmesi istenmeye başlandı. Yaşanan depremlerden sonra eskiye göre evrildiğimizi söyleyebiliriz.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Yıldız Sağlam



, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.