ELÇİYE ZEVAL OLMAZ

ELÇİYE ZEVAL OLMAZ

Çanakkale’de şu sıralar gündem yoğun. Gelen giden siyasinin sayısı belli değil. Gelemeyen siyasiler ise bürokratlarını yollayıp Çanakkaleli’nin derdini dinleme gayretinde… İktidar siyasetçileri yatırımlarını, muhalefet siyasetçileri ise yapacaklarını anlatmak maksadı ile her platformda haykırma eğiliminde. Halk oylamasına iki aydan az bir süre kalan şu günlerde politikacılar halka yaptıklarını ve yapacaklarını hatırlatmak uğraşına iyice girmiş durumdalar.  Daha önceki seçimlerde de sıkça karşılaştığımız, ama her seçim veya referandum öncesinde inşallah bu defa böyle olmaz diye ümit ettiğimiz sert söylemler meydanları dolduran kalabalığın üzerine adeta kusuluyor. Mitinglerde, televizyon ve radyo programlarında, katıldıkları organizasyon ve toplantılarda siyasilerin tavrı halk arasında ortamı germeye yetiyor da artıyor. Hâlbuki en çok onlar sükûnet istiyor da halk kendi kendine geriliyor gibi bir hava estiriliyor sosyal medyada. Bizde bir laf vardır. İmam gaz kaçırırsa arkasında namaz kılanlar ortalığı daha fazla pisletir. Mitingler düzenleyenin, televizyonlarda konuşun ama söylemleriniz halk arasında farklı düşünen insanların birbirine olan sabrını kıracak nitelikte olmasın. Ne dersek diyelim 16 Nisan’a kadar bu gibi örneklerle daha çok karşılaşacak gibi duruyoruz. O zaman bizde böyle gelmiş böyle gider diyelim. Herkes zaten kendine mukayyet olur, bunu her seçimde, her referandumda siyasilerin başvurduğu ilk yöntem olarak görürse gerilmeye gerek olacak bir şey kalmaz. Bir de sosyal medyanın gazını iyi ayarlamak lazım tabi… Her okuduğumuza inanıp galeyana gelmek ekmeğimize yağ sürmez.

Siyasilerimiz halk oylaması öncesi topluma armağan ettikleri çok sayıda icraatı da zamanın geneline yaysa çok daha faydalı olur herhalde. Ahilik Fonu, Teşvik Paketleri, Hibe Programlarının artan limitleri ve genişleyen kapsamları, yeni vergi ve ÖTV düzenlemeleri gibi hareketleri her zaman görmek isteriz. Yarım elma gönül alma, referandum öncesi göz boyama gibi bir anlayışla yapılmadığını ümit ediyorum. İş adamları teşvik paketlerinden memnun. Ancak süreli teşvik paketlerinin uzun vadede ekonomiye katma değerde çok fazla faydalı olacağını düşünmüyorlar. Bu kapsamda yeni bir düzenleme şart gibi duruyor. Ahilik fonuna gelince… Zaten 250’ye yakın vergi ile iyice beli bükülen esnaf vatandaşlardan bir de bu kapsamda kesinti yapmak, çok da sevindiren bir icraat olmadı. Ahilik Fonu’nun içeriğinde de düzenlemeler gerekiyor gibi duruyor. Hibe programları çok sayıda insanın geleceğine bir can suyu, ama limit ve içerik konusunda iyileştirme yapılabilir mi? Bunu da bir düşünmekte fayda görüyorum. Nisan ayının sonuna kadar beyaz eşya ve mobilyada törpülenen ÖTV oranları, yatlarda sıfıra çekildi. Eğer çeyiz alış verişine bir de yatı eklemeyeceksek bunun kime ne faydası var sormak lazım. Bu liste böyle uzar gider.

Ülkede yapılan güzel şeyleri zaten görüyoruz. Çünkü biz millet olarak zaten hayata olumlu tarafından bakan ve bir yapsanız sanki bin yapmışsınız gibi mutlu olacak bir yapıya sahibiz. İstediğimiz şey ise vaat edilen hizmet ve icraatların gerçekten toplum faydasına yapıldığına inanmak ve süreli paketlerin süresiz olarak millete sunulmasını dilemek. Ahilik fonundan da, teşvik paketlerinden de, hibe programlarından da ÖTV ve vergi düzenlemelerinden de bu toplumun tamamı fayda sağlar. Ama bu kapsamda ilgili Bakanlıkların bürokratları içeriği düzenlerken, halkın taleplerini de daha çok göz önünde bulundurursa mutluluk kat sayımız daha da artar diye düşünüyorum.



, ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.