ATATÜRK’TEN ANILAR

5 sene önce Yusuf Eroğlu
Sosyal Medya'da Paylaşın Facebook Twitter

ATATÜRK’TEN ANILAR

Bu memleket işgalden nasıl kurtuldu. Ulu Önder Atatürk neler yaptı? Osmanlı Torunu olduğunu söyleyerek, Atatürk’ün kurduğu parlamenter sistemi eleştiren hanımefendinin, tarihten bi-haber olduğu anlaşılıyor. Daha da ileri giderek, cumhuriyeti de istemediğini söylerse şaşmayınız. Bütün dünyanın hayran olduğu, Siyasetçi, Devlet Adamı, Komutan Atatürk’e karşı da, kesin olarak alerjisi vardır. Bu ve buna benzer düşünenler için, Mustafa Kemal Atatürk’ten bir iki anı yazalım istedik. Allah rahmet eylesin. Mekânı Cennet olsun. Buyurun. Başlıyoruz. Ankara’da yakıcı bir yaz günü idi. Atatürk beraberinde arkadaşları ve yaverleri olduğu halde Kızılcahamam’a giderken Kazan Köyü yakınlarında durmuş ve otomobilinden inmişti. Köyün kadını, genci, yaşlısı, ihtiyarı köylerin içinden geçen, köşede duran bu yabancı konukları görünce hep beraber koşuştular. Kimi su getirdi, kimi ayran, bunlardan biri, güğümünden aktardığı soğuk ayranı Ata’ya uzattı: “Bir soğuk ayran içer misiniz?” dedi. Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde bronzlaşmış Türk kadınının en bariz ifadelerini taşıyan, bir Türk anası idi. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı biraz daha bastırdıktan sonra, sağ elindeki ayran bardağını uzattı, bekledi. Ata’sı, ayranı kana, kana içmiş ve bir an durakladıktan sonra ona; “Senin kocan kim?” diye sormuştu

YİĞİT ANADOLU KADINI

Köylü kadını, yüzü tunçlaşmış, elleri nasırlı bir Türk anası idi; Ankara’nın kendine has şivesi ile kocasının Sakarya harbinde boğazından yaralanmış bir cengâver olduğunu söyledi. Ata bir soru daha sordu: “Ne zaman doğdun?”, “1919’da Atatürk Samsun’a çıktığı zaman doğdum.” Ata, bir an düşündü. Yıl 1934 idi. Kadının bu ifadesine göre 15 yaşında olması lazım gelirdi. Hâlbuki karşısındaki kadın 25 yaşlarında görünüyordu; tekrar sordu: “Nasıl olur?” Evet, nasıl olurdu. Bu Satı kadın hiç tereddütsüz, o her zamanki nüktedan haliyle ve memleketin işgal altında geçirdiği acı yılları ima ederek: “Evet Paşam, ondan evvel yaşamıyordum ki!” Bu espri Ata’yı bir hayli düşündürdü. Ayrılırken yaverine kadının ismini ve adresini not ettirdi. Daha sonra, Satı kadın Büyük Millet Meclisi’ne giren ilk kadın milletvekili oldu… Başka bir anı daha. Buyurunuz. Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş: “Bu köşk kimin?”, “Kirkor’un…”
“Ya şu koca bina?”, “Yargo’nun”, “Ya şu?”, “Salomon’un…” Atatürk biraz sinirlenerek sormuş: “Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?” Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur: “Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna boylarında, Balkanlar’da Arnavutluk dağlarında, Kafkaslarda, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk Paşam…” Atatürk bu hatırasını naklederken: “Hayatımda cevap veremediğim yegâne insan bu aksakallı ihtiyar olmuştur” der dururdu. Evet dostlar. Bu ülke kolay kazanılmadı. Osmanlı bizim ecdadımız. Gurur duyuyoruz. Ancak birisi çıkıp da Parlamenter sistem canımızı çok acıttı derse, karşı dururuz.

Sağlıcakla kalınız.


atatürk-ten-anılar köşe yazısı yusuf eroğlu Bu haber 07/02/2017, Salı günü yayınlandı, 135 defa görüntülendi
*