Anasayfa / Manşet / Çanakkale Anayasa’yı tartıştı

Çanakkale Anayasa’yı tartıştı

manset-alti-foto

Çanakkale Anayasa’yı tartıştı

Önce Demokrasi Girişimi önderliğinde; Anayasa Araştırmaları Derneği, Çanakkale Sivil Toplum Örgütleri ve Çanakkale Belediyesi’nin destekleri ile 4 hukukçunun sunumunda “Çanakkale Anayasa’yı Tartışıyor” konulu panel gerçekleştirildi.

Son Anayasa tartışmalarının ve geçirilmeye çalışılan Başkanlık Sistemi hakkında düzenlenen panelde, SODEV Onursal Başkanı Kültür Eski Bakanı Ercan Karakaş, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Abdullah Sezer, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç Dr. İbrahim Ö. Kabaoğlu ve CHP Çanakkale Milletvekili Anayasa Komisyonu Üyesi Av. Muharrem Erkek konuşmacı olarak bulundular. “Demokrasi nedir, bir ülkede Demokrasi var diyebilmemiz için onun asgari oluşması gereken koşulları nedir? Anayasa nasıl değişir, hangi hükümlerin bulunması gerekir, Anayasa nasıl değiştirilebilir?” başlıkları altında gerçekleştirilen panelde AK Parti hükümeti tarafından geçirilmek istenen yeni Anayasa’nın, Anayasa’dan çok bir Başkanlık dayatması olduğu vurgusu yapıldı.

Öncelikle panel düzenleyicilerinden Eğitim Sen Şube Başkanı Prof. Dr. Telat Koç açılışta; “Eğitimci olarak girdiğimiz derslerde, her milletten, her dinden, her inançtan, düşünce yapısından insanlar var. Mademki Anayasa’yı konuşuyorsak, benim bir vatandaş olarak Anayasa’dan beklentim onun üzerinden olması gerekiyor çünkü benim anladığım kadarı ile bir birey ve vatandaş olarak Anayasa’nın ihtiyaçlarımı karşılaması gerekiyor. Benim inancım o sınıfta rahat ders verebilme. Rahat ders verebilmem içinde bütün katılan kişilerin her hangi, birisinin hareket etmemek lazım. Çünkü karşımda her dinden, her inançtan her etnik yağıdan insan var. Hiçbir milliyetten hareket etmemesi gerekir” diye konuştu.

Koç’un açılış konuşmasının ardından hukukçular Anayasa ile ilgili görüşlerinde şunları söylediler:

BÖYLE BİR ORTAMDA ANAYASA YAPMAK SAĞLIKLI DEĞİL

Ercan Karakaş: “Neden önce demokrasi diyoruz. Çünkü he şeyden önce hükümetin bir Anayasa zorlaması var. Bir Başkanlık zorlaması var. O yüzden biz girişim olarak bir Anayasayı özgürce tartışmadan yapamayız diyoruz. Çünkü Anayasa, insanların hayatını ve demokrasiyi güvence altına alacak, insan haklarını, güvence altına alması gereken bir oluşum. O bakımdan bir demokratik ortam yaratılmalı ki, bunun üzerine herkes fikrini açıkça söyleyebilsin. Bunun için önce demokrasi diyoruz. Biliyorsunuz bütün TV’ler, basın yayın organları baskı altında. Farklı görüşte olanlar oralardan yararlanamıyorlar. Bu, bir tarafa şu anda Türkiye’de 142 yazar çizer bilim insanı ceza evlerinde tutuluyor. En küçük bir muhalif gösteri bile çok sert biçimde susturuluyor. Böyle bir ortamda Anayasa yapmak gerçekten sağlıklı bir şey değil. Kaldı i Anayasa yapılmak istenmiyor. Mevcut hak ve Özgürlükleri daha ileriye götüren bir Anayasa teklifi yok. Anayasa dediklerinde tek adama bağlı bir otoriter sistem getirilmek isteniyor. Halk bunu aslında istemiyor. Kamuoyu araştırmaları bunu gösteriyor.”

ANAYASA YAPMADA 3 TEMEL PROBLEM VAR

Doç Dr. Abdullah Sezer: “Türkiye’de Anayasa yapımı tarafından ortada olan bazı problemler var Bu problemlerden en başta gelen üçü bana göre Anayasa popülizmi var. Yani Anayasa’yı tamamen bir takım tek taraflı propaganda olarak, kendi Anayasa’nı kendin yap gibi, bir takım süreçlere iten bir yöntem var. İkincisi Anayasa’nın sivil olması bağlamında Anayasa’nın sivil olması takıntısı bunda da sivillerin yaptığı Anayasa’nın her zaman aynı sonucu vermediği ve isabetli olmadığını gördük. Özellikle 80 sonrasında gördük. Üçüncüsü ise Anayasa fetişizmi algı sorunu var. Gerek yöneticilerimizin gerekse yönetilen sivil kitlelerin Anayasa’yı her sorunun çaresi olarak görme eğilimi. Bu diğer alanlarda ki bir takım reformları ve diğer açılımları tıkayan bir sorun. Aynı zamanda bence hastalık. Anayasa esasında diğer araçlar ile desteklenmez ise ve uyma iradesi belirtmezse, herhangi bir şeye çare olacak bir metin değildir.”  

BAŞKANLIK AMBALAJI ADI ALTINDA TEK ADAM REJİMİ DAYATMASI

Av. Muharrem Erkek: “Şu anda Anaysa Komisyonu’nda ki herhangi bir taslak, her hangi bir metin yok. Mecliste hiç kimsenin net bir bilgisi yok. Saray’da şekillendiği için herhalde ‘Sayın Erdoğan ve Bahçeli birlikte hazırlıyorlar daha sonra bize gelecek. Mecliste 24. Dönem Uzlaşma Komisyonu oluşturulmuştu. Bu komisyonda 60’a yakın maddede ortaklaşıldı. Temel Hak ve Özgürlükler ile ilgili maddelerdi. Fakat daha sonra komisyonda maddeler ile ilgili Başkanlık dayatması ile karşılaşınca, bizde CHP olarak parlamenter sistemin güçlendirilmesi gerekir dedik. Bu uzlaştığımız 60 madde ile yargıyı güçlendiren, hâkim güvencesini getiren, HSYK’da ve Yargı üzerinde yürütmenin etkisini ortadan kaldıran maddeler ile beraber, yani bağımsız yargıyı ve parlamenter sistemi güçlendiren maddeler ile beraber gelin bunları geçirelim dedik. Hayır dediler ve masayı devirdiler. En sonunda Meclis Başkanı masayı devirdi. Çünkü Başkanlık ambalajı adı altında tam bir tek adam rejimi dayatmasını gördük biz. Karşımızda demokrasiyi yalnızca sandıktan çıkan sonuca endeksleyen çoğulcu değil, çoğunlukçu bir anlayış olduğu için, katılımcı demokrasi kültürü olmadığı için bu tip sorunları hep yaşıyoruz.  Mesela 5 Milletvekilinin önergesi ile getirilen çocuk istismarı ile ilgili düzenlemede eğer biz orada çok kuvvetli bir göstermeseydik o tasarı yasalaşacaktık.”

KEŞKE BU DURUMA GELMESEYDİ TÜRKİYE

İbrahim Kaboğlu: “Türkiye, 1876’den 1982’ye kadar birçok anayasa yaptı. Ama 1982’den sonra Türkiye’de anayasal düzen devam ediyor. Öyle devam ediyor ki; Mecliste, hangimiz, hangi partiye oy vermişsek, vermiş olalım, 87’den bu yana tüm seçimlerde bütün partiler anayasaya el attı. Anayasa değiştirildi, anayasa farklılaştırıldı, hatta anayasa başkalaştırıldı. Yani, anayasal düzen devam ediyor. Kurumların yaşatılması, kurumların devamlılığı ilgili toplumların, devletlerin gelişmişlik ölçüsüdür. Bir kuralı, metni, kurumu, geleneği, iyi olanı olumlu olanı ne kadar uzun süre yaşatabilirseniz o kadar gelişmişsiniz demektir. Tartışmadan, ‘ben rejim değiştiriyorum, başka bir rejime geçeceğim’ demek, aynı zamanda bir tür bilisel dürüstlüğün ötesinde, anayasal birikimi de ihanet anlamına gelir… Olağanüstü hal, tabii ki anayasallardaki tanımı gereği bir an önce sonlandırılması gerekir. Keşke bu duruma gelmeseydi Türkiye. Bir koalisyon hükümeti getirmedi, Türkiye’yi bu duruma. Benim görüşüme göre, koalisyon hükümeti olsaydı, Çanakkale Köprüsü projesinden mahrum olacaktınız, ama 15 Temmuz gecesini de yaşamamış olacaktınız belki de!..” (Eren Aşnaz)

 

 

 

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

Başkanlar da tepkili

Başkanlar da tepkili Dün akşam, hastane aciline gelerek beyin MR’ı çektirmek isteyen bir kadın hasta, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.