Anasayfa / Yazarlar / Uzaylılar mı bastı?

Uzaylılar mı bastı?

UZAYLILAR MI BASTI?

Yolda, izde, araçta, otobüste, kafede, okulda, velhasıl her yerde bu Uzaylılara rastlıyoruz. Sayıları da her geçen gün artıyor. Yok, yok. Düşündüğünüz gibi, Uzaylı sanatçı Mustafa Topaloğlu dolaşmıyor ortalıkta… Yoksa siz, farkında değil misiniz? Her tarafından kablo sarkan çocuklardan bahsediyoruz. Dünya umurlarında değil. Söylenenleri duymuyorlar. Belki de duymamaları daha iyi. Zira memlekette düzgün giden bir şey yok. Sapıklara af çıkaracak kadar iş şirazesinden çıktı. Bir de bu sapıklığı savunanlar çıkmaz mı? Ama yol yapıyorlar. Köprü yapıyorlar! Ebenizin herekesine de taş döşüyorlar! Neyse. Konuyu dağıtmayalım. Anlayacağınız kablolara bağımlı bir gençlik var ortada. Bir de yürürken kendi kendine konuşan insanları görüyoruz. Yanlış anlamayın. Bunlar iş adamı, ticaret yapan kişiler değil. Genelde öğrenciler. Sanki Dünya çapında bir holding yönetiyorlarmış gibi, yolda yürürken cep telefonu ile konuşuyorlar. Gözünüzü kapatıp bir düşünün. Bu kablolarla sarılı çocuklarımız, Uzaylıları andırmıyor mu? Çok merak ediyoruz. Eskiden Walkman vardı. Onu dinlerlerdi. Şimdi cepten dinliyorlar. Ne dinliyorlar acaba? Dünya klasiklerini mi? Mozart mı? Beethoven mi? List mi? Zannetmiyoruz. Bunlar pop dinliyorlardır. Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği onlara göre değil. İllaki zıplayacaklar. Varsın zıplasınlar. Canları sağ olsun. Fakülte ikinci sınıftayız. Histoloji, yani doku bilimi dersimize, Ankara Veteriner Fakültesi Proflarından Aydın Evren diye bir hocamız geldi. Havadan sudan konuşurken, “Çocuklar. Müzik sever misiniz?” diye sordu. “Sevmez miyiz hocam” diye hep bir ağızdan cevap verdik. “O zaman Fakültede bir Müzik Dolabı oluşturalım” dedi. Hay hay diyerek, söz aldık. “Hocam. Biz bu konuda yardımcı olabiliriz. Bizim sülale müzik ile ilgileniyor. Davul klarnet, saz vs.yi getirebiliriz.” Hoca bir baktı, pir baktı. “Siz beni yanlış anlardınız galiba. Ben batı müziğinden bahsediyorum” demez mi? Bizde nerede? Nanay. Tabi ki Müzik dolabı işi başlamadan bitti. Bu tellerle, kablolarla gezen gençlerimize acıyoruz. Acaba vakit bulamadıklarından mı, yolda izde bu dinleme işini yapıyorlar? Yoksa modaya uymak için mi? Vallahi üzüntümüzün diğer bir sebebi ise maazallah kulakları bozulacak, duyu kaybı yaşayacaklar. Şimdi bazılarınız diyecek ki, “yahu sizin neyinize lazım. İster kablo ile gezerler, ister iple.” Haklılar tabii ki. Bize ne. Çalan çalsın, oynayan oynasın. Yeter ki dolarları çalmasınlar! Aşık Nesimi ne demiş, “Sofiler haram demişler. Bu aşkın Şarabına. Ben doldurur ben içerim. Günah benim kime ne?”

ACICIK UCUNDAN

Savcı, sanık sandalyesindeki yaşlı kadına sormuş: – Bize yaşınızı söyler misiniz? – 86 yaşındayım. – Lütfen bize olay günü neler olduğunu anlatın.
– O gün hava çok güzeldi, ben de parkta oturuyordum. Sonra o adam geldi, yanıma oturdu. – Onu tanıyor muydunuz? – Hayır, ama tatlı birine benziyordu.
– Sonra ne oldu? – Birden bacaklarımı okşamaya başladı. – Ona engel oldunuz mu? – Hayır. – Neden? – Çünkü hoşuma gitmişti. Kocam 30 yıl önce öldüğünden beri kimse bana böyle dokunmamıştı. – Sonra ne oldu? – Sonra göğüslerime dokundu. – Engel oldunuz mu? – Hayır. – Neden? – Çünkü bana kendimi uzun zamandır ilk defa bir kadın gibi hissettiriyordu. – Sonra ne oldu? – O kadar tahrik olmuştum ki bacaklarımı açtım ve “Seviş benimle, hadi seviş benimle!..” diye bağırdım. – Sizinle sevişti mi? – Hayır! Ben öyle bağırınca o da birden, “Gülümseyin!.. Bu bir kamera şakasıdır!..” diye bağırdı. Ben de onu vurdum!.. Sağlıcakla kalınız.

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

ZAM, ZAM, ZAM!

ZAM, ZAM, ZAM! Dolar, almış başını gidiyor. Bun gören fırsatçılar ise, iğneden ipliğe zam yapıyor. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.