Anasayfa / Yazarlar / BAHÇELİ NE YAPIYOR?

BAHÇELİ NE YAPIYOR?

BAHÇELİ NE YAPIYOR?

Geçen gün, iskele meydanında, bir eski sporcu arkadaşımıza rast geldik. Bir grup, Gestaş önüne pankart asmış, “Türkiyem” şarkısını çalıyor. Arkadaşla karşılaşınca tabidir ki, mevzu bu oldu. Dedik ki, “Yahu, Türkiyem’i duyunca, cep telefonumuz çalıyor zannettik. Sonra baktık değilmiş. Acaba partiden mi geliyor diye parti binasına baktık. Oradan da gelmiyordu. Birisine sorduk. Kim çalıyor bu Türkiyem’i? Bizimkiler mi acaba?”, “Yok, yok” dedi adam. “AKP liler çalıyor” Olsun. Sonunda marşımıza da sahip çıktılar. Allah razı olsun. Yıllardır Türkiyem’i çalmak, söylemek yasaktı. Şimdi onlar da çalıyor. Ne güzel işte. Türkiye, hepimizin değil mi sonuçta… Neyse. Bizim eski sporcu arkadaşla muhabbet başlayınca, “Bak ne güzel Türkiyem’i çalıyorlar” dedik. Hay demez olsaydık. Adamcağız dolmuş. Unutmadan hatırlatalım, bunları söyleyen arkadaş CHP’li. “Yahu bu Bahçeli ne yapıyor? AKP’nin değirmenine su taşıyor. Hep destek, tam destek. Başkanlık sistemine geçit veriyor. Bakınız, adamlar gelip iskele meydanında pankart açmışlar. Ülkü ocaklılar nerede? Onları serbest bıraksın.” Haydaaa. Geldik mi yine 12 Eylül öncesine… O zamanlar sağ sol  kavgalarında, insanlar Ülkü Ocaklı gençlerin gelip, sokakları kurtarmasını isterlerdi. Ne oldu? Devlet görevlileri, Ülkücü gençleri, “Devletin polisi, jandarması, güvenlik güçleri var. Siz ne diye bu işlere karışıyorsunuz? Diyerek suçladılar. Şimdi de, bir kısım vatandaş Ülkücüleri sokağa çağırıyor. Ülkücüler nerede? MHP nerede? Çok uzakta değiller. Boğaz köprüsünde Tankların üzerine çıkan onlardı. Şehit olanların yarıdan fazlası yine ülkücülerdi. Milli meselelerde onlar hep var. Yaşasın Ülkü Ocaklarımız. MHP’yi de bulamıyorsunuz. Sizlere bir pertavsız mı versek acaba? Seçmen pusulasında, MHP’nin yeri belliydi. Sizler görmediniz. Ya da görmezden geldiniz ama gidip Ampule bastınız. Ya da 6 Ok’a. Ya da hainlerin partisine. Şimdi kalkmış, Ülkücüleri yardıma çağırıyorsunuz. Yok öyle üç köfte on beş’e. Bu memleketin; beka sorunu olmaması için, Türkiye Cumhuriyeti’nin ömür boyu hür ve refah içinde bir ülke olması için, MHP’yi iktidara getireceksiniz. Yoksa, bizim Elazığ tabiri ile, “Ört ki ölem! Kuru kuruya gadan alam.”

NE DEDİYSE O!

Arkadaşa bunları anlattıktan sonra, başkanlık meselesine geldik. Dedik ki, “MHP, AKP’leşmedi. AKP, MHP’leşti. Bizim liderimiz Sayın Bahçeli, yıllardır ne dediyse hep onun arkasında durdu. Çizgisi asla ve kat’a değişmedi. Başkanlık sisteminde de, Parlamenter sistemi savunuyor. AKP’ye, Evet ya da Hayır demedi. “Çözüm yeri TBMM’dir” dedi. Getirirsiniz oraya, 330’u bulursunuz referanduma gidersiniz ya da bulamazsınız, bu konu mecliste kapanır. Cumhurbaşkanı da kendi görev alanına döner. Anlattığı, savunduğu mesele budur. Bir türlü anlamıyorsunuz. Herkes Sayın Cumhurbaşkanı’nın, parti başkanı, Devlet Başkanı, Başbakan gibi davranmasını, başta CHP olmak üzere kabullenmişti. Hiç itirazları yoktu, bunu gören Bahçeli, meseleyi gündeme taşıdı. “Vaay, adamlar zaten başkanlık meselesini unutmuşlardı. Akıllarına getirdiniz”. Yahu zaten Cumhurbaşkanı, Başkan gibi davranıyordu. Siz de uyuyordunuz. Uyanan bir tek lider Bahçeli oldu. Niye kızıyorsunuz ki? Zaten, sizin derdiniz MHP değil. AKP düşmanlığı, sizi MHP’yi eleştirmeye yöneltiyor. MHP’nin fikirlerini beğenmiyor olabilirsiniz. Bu çok tabiidir. Zira MHP ayrı bir partidir. Sizin partiniz CHP. Tüzüğünüz ayrı, fikriyatınız ayrı. MHP sizin gibi düşünmek zorunda mı? O zaman niye ayrı parti oluyor ki? MHP doktrin partisi olup, fikriyatı asla değişmemiştir. Milli meselelerde, oy kaygısını düşünmez. Bunu defalarca ispat etmiştir. Önce Vatanım, sonra partim demiştir. Bahçeli düşmanlığınız, AKP’ye olan hıncınızdır. Bahçeli, Bahçeli… Dilinize dolaştırdınız. Hay Bahçeli kadar… diyeceğiz ama hadi demeyelim.

ÇOK AZ!

Adıyaman’ın bir köyünden İstanbul’a gelen bir vatandaşımız, iş arıyormuş. Gazetede “Kral FM’de spikerlik yapacak diksiyonu düzgün biri aranıyor.” diye bir ilan gören Adıyamanlı, hemen verilen adrese gitmiş, bir bakmış ki; bir kişilik iş için bin kişi kuyrukta bekliyor. Adıyamanlı da kuyruğa girmiş, kuyrukta beklerken, “Bunlar benim Adıyamanlı olduğumu anlarlarsa, bana iş de vermezler.” diye düşünmüş ve bir İstanbullu gibi konuşmak için kendi kendine alıştırmalar yapmaya başlamış. Dört saat kuyrukta bekledikten sonra sıra Adıyamanlıya gelince, Kral FM’in yöneticisi sormuş: -Nerelisin? – İstanbulluyam! Görüştüğü kişinin İstanbullu olmadığını anlayan Kral FM’in yöneticisi, Adıyamanlıyı şöyle bir süzdükten sonra demiş ki: – Hadi bakalım o zaman, benim söylediklerimi tekrar et: Yaprak de bakayım!.. – Yarpah!.. -Toprak de bakayım!.. – Torpah!.. – Köprü de bakayım!.. – Körpü!.. Kral FM yöneticisi, Adıyamanlıya geldiği için teşekkür etmiş ve işe alamayacaklarını söylemiş. İş görüşmesinden üzgün ayrılan Adıyamanlı, yolda dalgın, dalgın yürürken “Acaba nerede hata yaptım.” diye kendini sorgulamaya başlamış: – “Yarpah de” dedi; dedih, “Torpah de” dedi; dedih, körpüde pohu yedük.” Sağlıcakla kalınız.

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

ZAM, ZAM, ZAM!

ZAM, ZAM, ZAM! Dolar, almış başını gidiyor. Bun gören fırsatçılar ise, iğneden ipliğe zam yapıyor. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.