Anasayfa / Yazarlar / ŞU ÇÖPLER OLMASA!

ŞU ÇÖPLER OLMASA!

ŞU ÇÖPLER OLMASA!

Ne güzel olurdu, değil mi? Hani bir Milli Eğitim Bakanı vardı. “Şu okullar olmasa, maarifi ne güzel yönetirdim” demişti. Belediyenin Temizlik işleri müdürlüğü ya da ÇAKAB, her ne ise aynı yolu izlemiş. Malumunuz olduğu üzere, Çarşı Caddesi’nde yol boyu çöp sepetleri var. Çok da gerekli olduğunu biliyoruz. Bazen elimizdeki bir kâğıdı atmak için, uzun süre çöp kovası arıyoruz. Yapı Kredi Bankasının, etrafındaki esnafların kullandığı Belediyenin koyduğu, bir çöp sepeti varmış.. “Bir varmış, bir yokmuş” olmuş! Yok, yok. Şeytan alıp götürmemiş. Belediye almış götürmüş. Sebep neymiş? Sebep, vatandaş, evsel ya da dükkân artıklarını da, bu küçücük sepete atıyormuş. Kokuyormuş. Çözüm ne kolay değil mi? Kaldır sepeti, mesele kapansın. Öyle mi? Hiç de öyle değil. Bu sefer de, bu aymazlığı yapanlar, yolun ortasına koyar çöplerini. Birisi şikâyet etmiş. İlgililer de kaldırmış. Çarşı Caddesinin o kısmında, çok uzun bir arada çöp kovası yok. Anlayacağınız, Belediye yetkilileri, çöp sepetine atılan çöplerden gına gelmiş. Çözümü böyle üretmiş. Kesin çözüm. Ameliyat. Habis uru kesip atacaksınız. Peki, böyle mi yapılmalıydı? Değil tabii ki. Kim oraya istenmeyen şeyler atıyorsa, kulağından yakalayıp cezayı basacaksınız. Öyle bir ceza yazacaksınız ki, yedi sülalesi ağlayacak. Devlet burada gücünü göstermeli. Hak hukuk, kural tanıyan vatandaşı, niye mağdur ediyorsunuz? Ayrıca orada, çöp sepeti olmadığı için, sigara izmariti, yaprak artıkları ve diğer çöpler olduğu gibi yağmur mazgallarına atılıyor. Yarın, bu mazgallar da tıkanırsa, seyreyleyin gümbürtüyü. Sayın Belediye temizlik işleri yetkilileri ve Sevgili Aysun Kavcar Müdire Hanım. Oradaki esnafları bir dinleyin. Bu çöp sepetinin ne kadar elzem olduğunu, gözlerinizle görün. Kaldırdım gitti çözüm olmaz. Böyle giderse Çanakkale’deki çöp sepetlerinin hepsini kaldıracaksınız. Durum budur. Gereği yapılır inşallah. Biz sorumlu gazetecilik görevimizi yaptık. Şimdi görev, Şehrül-Emin olan Belediyeye düşüyor. Haydi bakalım.

  10 KASIM

Yarın Ulu önder Atatürk’ün ölüm yıldönümü. Onu, rahmet minnet ve şükranla anıyoruz. Mekânı Cennet olsun. O bir asker. Bir kumandan, bir dehaydı. Dünya devletleri, hala bu abide insana hayran. Ne yazıktır ki, bizim içimizdeki İrlandalılar, hala kin kusuyorlar. Varsın olsun. Atatürk gençliği; bunlarla uğraşıp vakit kaybetmeyecek. Onlar, Önderlerinin gösterdiği yolda, ilim bilim tahsil ederek, Bayrağı burca dikeceklerdir. O, “Benim naçiz vücudum, elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyerek hedefi göstermiştir. Yarın saat dokuzu beş geçe, Türk milleti atasının huzurunda saygı duruşunda bekleyecek. Onu bir kez daha hatırlayıp yad edecek. Bakınız, Mustafa Kemal Atatürk, cahillikle ilgili ne güzel şeyler söylemiş, “Biz, cahil dediğimiz vakit, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz, ilmi, hakikati bilmemektir. Yoksa, okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okuma bilmeyenlerden de, hakikati gören hakiki alimler çıkar.” Allah rahmet eylesin.

  ATA’DAN

Yıllar sonra bir ressam, Mustafa Kemal’e Sakarya Savaşı’nı gösteren bir tablo hediye etti. Kendisi, ön planda yağız bir savaş hayvanına binmiş olarak görünüyordu. Ressam, tebrik beklerken, birdenbire Mustafa Kemal’in “Bu tabloyu kimseye göstermeyin.” demesi üzerine şaşırıp kaldı. Kimse ne söyleyeceğini bilemiyordu. Mustafa Kemal açıkladı: – “Savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri, bir kemikten ibaretti, bizim de onlardan arta kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. Atları da, savaşçıları da böyle güçlü kuvvetli göstermekle Sakarya’nın değerini küçültmüş oluyorsunuz.” Ruhu şad olsun. Sağlıcakla kalınız.

 

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

ZAM, ZAM, ZAM!

ZAM, ZAM, ZAM! Dolar, almış başını gidiyor. Bun gören fırsatçılar ise, iğneden ipliğe zam yapıyor. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.