Anasayfa / Güncel / ‘Devir siyasetçilik oynama devri değil’

‘Devir siyasetçilik oynama devri değil’

İstanbul Barosu Önceki Dönem Başkanı Ümit Kocasakal:

‘Devir siyasetçilik oynama devri değil’

manset-fotoHafta sonu Kepez’de canlı yayın yapan ‘Halk Arenası’ programına katılmak üzere kentimizde bulunan Ümit Kocasakal, Çanakkale Barosu Başkanı Bülent Şarlan’ın daveti üzerine Baro’da katıldığı bir yemin töreninin ardından gazetemizin sorularını yanıtladı.

Başarılı hukukçu Kocasakal’a, 3 dönem başkanlık yaptığı dünyanın en büyük barosu olan İstanbul Barosu’na yeniden aday olmak istememesinin ardından kamuoyu tarafından siyasete atılması, üyesi olduğu Cumhuriyet Halk Partisi liderliğine aday olması yönünde yapılan baskıyı sorduk. “CHP bir baba ocağıdır. Ülkenin şuanda CHP’ye yani kurucu partiye 1923’ten daha fazla ihtiyacı var” diyen Kocasakal, sorumuza şu ifadelerle cevap verdi: “Devir, siyasetçilik oynama devri değildir. Bu partide 78 Milyonun hissesi var. Siyaset dediğiniz şey de bir haktır. Bazen hakkınız olan şey görev haline dönüşebiliyor. Ben hayatını planlayan bir insan değilim. Bana karşı toplumda yoğun bir beklenti var biliyorum. O nedenle su akar yatağını bulur diyorum.”

“ASIL SORUN EMPERYALİZMDİR”

“Ayrıntılarda boğulup büyük fotoğrafı göremiyoruz. Türkiye’nin asıl sorunu emperyalizmdir. Arkasındaki asil senarist ve senaryoyu görmeden, figüranlar, yeni anayasa, başkanlık bunları görmeden bir yol izleyemeyiz. Taa Osmanlı’dan şark meselesinden başlayan ve devam ettirilen bir senaryo var.” diyerek konuşmasına başlayan Ümit Kocasakal, CHP konusundaki düşüncelerine şu ifadelerle devam etti:

“Hayatım boyunca açık, şeffaf, dürüst davrandım. Baro Başkanlığına tekrar aday olmamamın gerçek nedeni siyaset değil. Bırakma sebebim etik ve ilkesel temel nedenlere dayanıyor. Onları da topluma açıkladım. Siyasetin kurtları, bana şunu söyledi; ‘Baro Başkanlığı, hele ki İstanbul Barosu Başkanlığı çok önemli. Buradan bir takım yerlere sıçrarsınız. Bu dediğiniz belki daha kısa ve daha kolay yol olabilir ama daha doğru olduğu anlamına gelmiyor. Baro Başkanlığını şahsi bir güç kaynağı veya bir sıçrama tahtası olarak görmedim. Bu süreçte bana 2 veya 3 kez Milletvekilliği teklifi gelmesine rağmen ben bunu reddettim.”

yedek“ÇANAKKALE’DE ŞARJ OLUYORUM”

“Siyaset dediğiniz şey bir haktır. Bazen hakkınız olan şey görev haline dönüşebiliyor. Ben hayatını planlayan bir insan değilim. 2-3 dönem baro başkanlığı yapayım kendimi göstereyim, tanınayım da oradan da yürürüm diye tek bir düşüncem dahi olmadı. Ben hala nasıl ve niye baro başkanı olduğumu bile anlayabilmiş değilim. Çünkü aklımın ucundan geçen bir şey değildi. Bunları planlayan biri değilim ama bana karşı toplumda yoğun bir talep, beklenti -ne dersek diyelim- var biliyorum. O nedenle su akar yatağını bulur diyorum. Gerçekten de planladığımı da düşünmesin kimse… Bir yere doğru sürüklendiğimi biliyorum.

Önemli olan şu benim kişisel bir beklentim kesinlikle yok. İrademle karar verebilecek konumda olsam hiç düşünmem. Ama bu ülkeye borcum var. Bazıları bunu anlamakta güçlük çekebilir, hamaset diyebilir. Benim için Çanakkale bu nedenle çok değerli. Tıpkı bataryası bilen telefonu nasıl şarja takıyorsak, ben de burada şarj olurum. O Akbaş Şehitliği’nde 12-14 yaşında yatan çocukları gördüğümde utanırım. Bize böyle bir vatan emanet etmişler, biz ne hale getirmişiz. Onlara karşı, Atatürk ve silah arkadaşlarına karşı bir borcum var. Öyle hissederim ve dolayısıyla bu borcu bu şekilde ödeyeceksem, ülke bakımından benim bir şeyler yapmam gerekiyorsa bundan kaçamam diye düşünüyorum.”

“CHP YÖN DUYGUSUNU KAYBETMİŞ

“CHP’ye üye olalı bir sene oldu. Üye olduğum gün tekrar baro başkanlığına aday olmamaya karar vermiştim. Çünkü ikisi bir arada olmaz. Benim CHP ile ilgili ne düşündüğümü görmek için o gün yayınladığım topluma dağıttığım 10 sayfalık manifesto var. Adına da Kemalist manifesto diyorum. 10 sayfada tam anlamıyla nasıl bir Cumhuriyet Halk Partisi düşündüğümü söylüyorum ama çok temel olarak şunları söyleyebilirim. Bir söz vardır; ‘Gideceği limanı bilmeyene rüzgar fayda etmez.’ Tıpkı ülke gibi CHP de yön duygusunu yitirmiş durumda. Kimlik sorunu yaşıyor. Halbuki ülkenin şuanda CHP’ye yani kurucu partiye 1923’ten daha fazla ihtiyacı var. İsteyen kızsın, ben doğru bildiğimi söylerim. Ben CHP’nin yönetiminde olsam, delege vs. olsam gözüme uyku girmez sabaha kadar. Ülke bu halde. Peki alternatif olabiliyor musunuz? Bir sene sonra seçim olsa gümbür gümbür iktidara geliyoruz diyebiliyor muyuz? O halde burada bir problem var. Bundan daha kötü şartlar nasıl olabilir? Daha nasıl dibe vurdurulabilir. O nedenle tarihsel bir misyonu var CHP’nin…”

“CHP BABA OCAĞIDIR”

Bunu başkalarına benzeyerek yapamayacağını da vurgulayan Kocasakal, “Çünkü aslı varken kimse suretine bakmaz. Kendisi olarak yapabilir, asıl kimliğine geri dönmesi gerekiyor. O kimlik, başarılı bir kimlik. Sadece kendisinin değil bütün mazlum milletlerin yol haritasıdır o… Bu ülke bir mucizeyi gerçekleştirdi. Ulu Önder, aramızdan ayrıldığında dev bir aşama kaydetmiş bir ülkeden bahsediyoruz. Bunları halkımıza anlatmalıyız. Osmanlının aldığı Kırım harbi sebebiyle aldığı borcunu 100 yıl sonra bitirdi bu ülke… Cumhuriyet ödedi. Bunlara rağmen dev adımlarla büyüdü. Tarımda kendi kendine yeten bir ülkeydi şimdi ithalatta birinci sırayı tarım alıyor. Biz baş örtüsüyle, Abdulhamid’le uğraşırken, saçma sapan şeylerle birbirimizle uğraşırken bu ülke açlığa gidiyor. CHP ayağa kalkmadan Türkiye’nin ayağa kalkacağını düşünmüyorum. Çünkü CHP bir baba ocağıdır. Siyasi partilerin hepsi, hiç kimsenin malı değildir. Toplumundur. Herkesin siyasi partilerde, oy versin vermesin, potansiyel bir seçmen olarak hissesi vardır ve bu hisse nama değil hamilinedir. CHP’nin ise Atatürk’ün partisi, kurucu parti olduğu için ona oy vermeyenler dahil olmak üzere, nüfus 78 Milyonsa o partide herkesin 78 Milyonda bir hissesi var. Devir siyasetçilik oynama devri değildir. Öyle eş dost ahbap hadi hep beraber meclise gidelim devri yok artık. Kimsenin öyle bir hakkı da yok, lüksü de yok.”

“Dolayısıyla bu şartlarda temel önermem; bilgisayarlarda olduğu gibi iyi işlemediği zaman doğru işlediği bir zamana geri yükleme yaptığın zaman düzeliyor. Şimdi özetle, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9 Kasım 1938’e geri yükleme yapması gerekiyor. Çünkü Ulu Önder’in ölümüyle yarım kalan bir devrim var. Gene kızacaklar, kızsınlar… Atatürk’ün kurduğu bir partiye yeni nitelemesi yapmak, kimsenin hakkı ve haddi değildir. O partinin ilkeleri bellidir. O ilkeleri Mustafa Kemal Atatürk’tür. O ilkeler hala günceldir. Zaten ‘altı ok’un tek başına devrimcilik oku dahi, güne uyarlamak için yeterlidir. Bütün mesele bunları hayata geçirmektir ve fabrika ayarlarına geri dönmesidir.”1

“KÜTLE PARTİSİ DEĞİL Kİ KİTLE PARTİSİ OLSUN”

“CHP’de şuanda ahlaki bir sorun vardır. Nedir bu sorun? Bir insanın Atatürk ile, Cumhuriyet ile sorunu olabilir. Hakkıdır ama saygı duymam. Atatürk ve Cumhuriyet ile sorunu olup da bu partide yine de politika yapmak, ahlaki bir sorundur. Atatürk ile ve Cumhuriyet ile sorunun varsa başka bir yerde siyaset yapacaksın. Hem Atatürk’ün partisinde olup hem Atatürk’e çeşitli semboller üzerinden İnönü’ye, Cumhuriyet’e vurmak, insani de değil ahlaki de değil. Bu ahlaki sorunun giderilmesi lazım. CHP’ye kitle partisi deniyor. Kitle partisi demek, herkes gelsin. Cumhuriyetçi de gelsin, Cumhuriyet düşmanı da gelsin demek değildir. Parti demek ‘belirli bir fikir etrafında bir araya gelmek’ demektir. Kitle partisi olabilmeniz için kütle partisi olmanız gerekir. Bir kütleniz olacak, kimliğiniz olacak. Bu kadar basittir. CHP bu özelliklerini kaybetmiş durumda. CHP ile ilgili temel düşüncelerim budur. Kitle partisine hiçbir itirazım yok yanlış ifade ediliyor.”

“TÜRKİYE BUGÜN ÜRETMEDEN TÜKETİYOR”

“Bu ülke, ulusal kalkınma amacı ışığında planlı üretime dayalı, karma ekonomi modeliyle kalkındı. Dünyanın bütün ekonomileri kamucudur. Bundan korkmamak lazım. Bugün Türkiye üretmeden tüketiyor. Nereye kadar tüketeceksiniz, bir bakmışsınız ki deniz bitmiş. Siyaset, heyecan ve iddia işidir. Toplumun önüne yeni bir şey koymanız lazım. CHP’nin bunu yapabilecek gücü var, yeter ki kendisi olsun. Yeter ki özüne dönsün. Cumhuriyet Halk Partisi uyuyan bir dev. Şöyle bir esnese, neler olmuş ülkede dese… Siyasetin bütün denge taşları yerine oturacak. Birçok kişi kaçacak delik arayacak. O yön duygusunu verecek olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir.”

Hukuka güveni yeniden temin etmek adına siyasete atıldığında neler yapacağını sorduğumuz Kocasakal, hukukun bir üst yapı kurumu olduğunu, altyapı neyse üstyapının da o şekilde geliştiğini ifade etti. Konuşmasına, “Eğer siz sisteminizde, anayasaya uygun bir şekilde demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletiyseniz. Yargı denetimini içinize sindirebilirseniz, kuvvetler ayrılığını doğru anlarsanız zaten o sorun diye konuştuğumuz şeyler, doğal olarak kendiliğinden kalkacak. Bütün mesele şu; ülkenin başında hukuka saygılı bir iktidar olduğu zaman sorunlar kendiliğinden buharlaşacaktır. Bu sorunların temel sebebi hukuka saygılı, yargı denetimini içine sindiren bir iktidar olmaması… Yeni anayasa deniyor. Türkiye’nin sorunu anayasa değil, var olan anayasaya uyulmaması… Uymayacaksanız, ne gerek var ki yeni anayasaya? Fiili durum var, uyduralım diyor. Hukuk devletinde normlar kişilere uydurulmaz, kişiler normlara uyar. Uymuyorsa da uydurulur.”

“DÜNYADA EŞİ BENZERİ BULUNMAYAN BİR LİDERE SAHİBİZ”

“Gençler belki bilmeyebilir. Nasıl bir lidere sahip olduğumuzu öğrenmeliyiz. Dünyada eşi benzeri örneği yok, olamaz. 2016’da bazı şeyleri yapmak ve söylemek kolay. 1930’larda dünyada, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı konuşulmuyorken Ulu Önder’den bir örnek vereyim size… Siz hiç hayatınızda daha 1930’larda ‘Basın hürriyetinden doğan mahsurları gidermenin yolu, yine basın hürriyetidir’ diyebilen bir lider gördünüz mü? Ne AİHM var ne başka bir şey…” dedikten sonra ‘yargı bağımsızlığı’ konusunda Ulu Önder Atatürk’ün, kendisine düzenlenen İzmir suikastı sonrası yargıya saygısını anlatan bir sözünü paylaştı. (Eylem Gözeldere)

 

 

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

huseyin-babacanoglu

Başkanlar da tepkili

Başkanlar da tepkili Dün akşam, hastane aciline gelerek beyin MR’ı çektirmek isteyen bir kadın hasta, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.