Anasayfa / Güncel / Dalgalandı da durulmadı

Dalgalandı da durulmadı

dollar_money_pack_white_background_80209_3840x2160

Doların, kademeli olarak 3,09’u aştıktan sonra 3,1130 seviyesini görerek tarihi rekoruna ulaşması, başta turizmciler olmak üzere ithalat ve ihracat yapan firmaları ve işadamlarını etkiledi. Çanakkaleli işadamları ve turizmciler de dövizin önlenemez artışının olumlu ve olumsuz etkilerini gazetemize değerlendirdi. Bazı turizmciler, doların yükselişinin kısa vadede rekabet gücünü artıracağını söylerken, bazıları ise bunu turizme vurulan ikinci bir darbe olarak nitelendirdi.

Kur, 15 Temmuz’daki darbe girişimi sonrası kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nin Türkiye’nin notunu düşürmesinin ardından 20 Temmuz’da 3.0970 ile tarihi zirveyi test etmişti. Dün öğle saatlerinde dolar 3,1130 seviyelerine ulaşırken günü 3,0939 ile kapattı.

ÇATOD Yönetim Kurulu Üyesi, GTP Turizm Sahibi Armağan Aydeğer, Abidos Travel Sahibi İsmet Balkan ve Nurteks Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yücel Aka, dövizdeki bu ani yükselişi gazetemize değerlendirdi. Balkan; “Bu turizme ikinci bir darbedir” diyerek dövizin ani yükselişinin piyasaları olumsuz etkileyeceğini belirtti. Balkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

TURİZME İKİNCİ DARBE

“En başta turizmciler olmak üzere ithalat ihracat yapan iş adamlarının bütün dengeleri bozulmuş durumdadır.  Ancak bu yükselişten birinci derecede turizmciler etkilenenler turizmciler oldu. Yurtdışına götürülen turlarda ciddi maliyet artışı gözlendi.  Vatandaşın dövizin yükselişinden önce satın almış olduğu turların fiyatı yükselme ile beraber değişti. Bu turizme ikinci bir darbedir. İlk darbe sezon öncesinde patlayan bombalar yabancı turisti çok etkilemesi ile gerçekleşti. Şimdi de yurtdışına çıkacak olan turist çok etkilendi ayrıca güvensiz bir ortam da  oluştu. Artık kimse önünü göremiyor.  Dövizin yükselmesi haberi magazinsel bir habermiş gibi veriliyor ama etkilerini uzun vadede göreceğiz.  O zaman da bütün ekonomik değerler değişmiş olacak. Uzun vadede olduğu için vatandaşlar durumu kanıksamış oluyorlar. Mesela yetkili merciler doların 2016 yılının sonuna kadar ulaşacağı değerler üzerine bir açıklama yapıyor, firmalar buna göre bir planlama yapıyor.  Ama her şey bir süre sonra tepe taklak oluyor.  Çok ciddi bir kuruluş Türkiye’nin kredi notunu yükselttiği zaman bununla gurur duyuluyor, ekonomik rant sağlanıyor. Ama düşürdüğü zaman da kurum hafife alınıyor. Bu da ciddiyetsizlik yaratıyor.  Ülke olarak böyle büyük bir mücadeleye rağmen ileriye gidemiyoruz.  Biz sürekli yurtdışından kente grup getiriyoruz, bu kentten de turist gruplarını yurt dışına çıkarıyoruz. Ancak maliyetler değişti, geçen haftadan bugüne geldiğimizde yaptığımız kişi başı maliyetler değişti. İnsanlar turları iptal etmeye başladı.”

Armağan Aydeğer doların hızlı yükselişinin kısa vadede yurt dışı piyasalarda rekabet yaratacağını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“KISA VADEDE REKABET GÜCÜMÜZÜ ARTIRIR”

“Kısa vadeli yükselişler daha orta vadede değerlendirmek gerekir. Türk lirasının döviz karşısında değer kaybediyor olması yurt dışı piyasalarında rekabet gücünüzün artması anlamına gelir. Ama tabi ki gezi maliyetlerinizin de döviz üzerinden olduğunu düşünürseniz bu da kısa ve orta vadede maliyetlerinizin aynı oranda artması demek. Bu turizm açısından kısa vadede olumlu bir etki olarak görülse de uzun vadede yükselme devam ederse olumsuz olarak yansıyacaktır. Ama kısa vadede düşünürsek, rekabet şartlarınızı güçlendireceği için Türk lirasının değer kaybetmesi yurt dışı piyasalarda olumlu etki gösterir. Ancak uzun sürerse maliyetleri artırır, dezavantaja dönüşür. Doların gerçek değerinin çok altına düşmemesi gerekir. Turizmle ilgili yapılan planlamalar farklı parametreler ile değerlendirilir. Fiyatlandırma çoğu zaman üçüncü ya da dördüncü planda kalır. Her zaman ilk öncelik güven ortamının sağlanması olur. Sadece Türkiye’nin iç dinamikleri değil;  Suriye’de yaşanan olayları da değerlendirmek gerekir. Tabi ki zaman içerisinde temkinli de olmak zorundayız.”

Nurteks Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yücel Aka; “Kurdaki artış sadece üretici ve tüketiciyi değil, yatırımcıyı da doğrudan etkiliyor. Bunun sebebi de Türkiye’deki şirket ve gayrimenkulün TL üzerinden fiyatlanması” diyerek düşüncelerini belirtirken açıklamalarına şu şekilde devam etti:

ENERJİNİN TAMAMINA YAKINI YURTDIŞINDAN

“Türkiye, enerjinin hemen hemen tamamını yurtdışından ve ABD Doları ödeyerek alıyor. Bu, Türkiye’nin enerjiye olması gerekenden daha fazla TL ödemesi demek olacak. ABD Doları cinsinden enerjiye ödenen para aynı kalsa bile TL karşılığı artacak. Bu da enerjinin pahalanması, enerji maliyetinin artması anlamına geliyor. Türkiye, petrolünü, doğalgazını, kömürünü dolar ödeyerek satın alıyor. Elektrik üretiminin çok önemli bölümü de ithal doğalgaz kullanılarak üretildiği için dolar harcanarak elde ediliyor. Dolardaki artış, sadece petrol ve doğalgaz maliyetlerini değil, hammadde ve yarı mamul madde ithalatı nedeniyle girdileri önemli ölçüde etkiliyor. Türk ekonomisi de, hammadde ve yarı mamul maddede dışa bağımlı bir ekonomi. İthalatın dörtte üçü hammadde ithalatından oluşuyor. Dolardaki yükseliş, hammaddelerin çok büyük bölümü dolarla alındığı için TL olarak hammadde maliyetini artırıyor. Bu da ekonomiye enflasyon olarak yansıyor.”

DIŞA BAĞIMLI BİR EKONOMİ

“Türkiye, yurtdışından satın aldığı enerjinin hemen hemen tamamını ABD Doları ödeyerek alıyor. Dolar’ın TL karşısında değer kazanması, Türkiye’nin enerjiye olması gerekenden daha fazla TL ödemesi demek olacak. ABD Doları cinsinden enerjiye ödenen para aynı kalsa bile TL karşılığı artacak. Bu da enerjinin pahalanması, enerji maliyetinin artması demek. Türkiye, petrolünü, doğalgazını, kömürünü dolar ödeyerek satın alıyor. Elektrik üretiminin çok önemli bölümü de ithal doğalgaz kullanılarak üretildiği için dolar harcanarak elde ediliyor. Dolardaki artış, sadece petrol ve doğalgaz maliyetlerini değil, hammadde ve yarı mamul madde ithalatı nedeniyle girdileri önemli ölçüde etkiliyor. Türk ekonomisi, hammadde ve yarı mamul maddede dışa bağımlı bir ekonomi. İthalatın dörtte üçü hammadde yada yarı mamul madde ithalatından oluşuyor. Dolardaki yükseliş, TL bazında  hammadde maliyetini artırıyor. Bu da ekonomiye enflasyon olarak yansıyor. Tabii bunun iç piyasaya, daha doğrusu iç üretime de olumlu etkisi oluyor. İçerde üretim yapanlar, ithal mamul mallar pahalandığı için, Türkiye içinde daha rekabet edebilir koşullara ulaşabiliyorlar. Yalnız, bundan ithal girdi kullanarak üretim yapan sektörler yeterince yararlanamıyor. Çünkü yaptıkları ithalat daha pahalı hale geliyor.”

TEMEL İHTİYAÇ MALİYETLERİNE OLUMSUZ ETKİ

“Burada önemli olan husus, ülke ekonomisinde kur ’un değerinin baskı altına alınmadan zamana yayılı olarak piyasa tarafından belirlenmesini sağlamak, ani dalgalanmaları oluşturacak siyasi manevralardan kaçınmaktır. Yüksek kur ihracatçılar için doğrudan bir avantaj sağlamadığı gibi, tam tersine kurdaki dalgalanma fiyatlama dengesini olumsuz etkiler. Örneğin; Otomotiv sektöründe, kura bağlı olarak artan otomobil fiyatları, perakende müşterilerini zorlayarak, satışları düşürür. İnşaat sektöründe, girdi maliyetlerinin yükselmesi, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı yaparak, yerli alıcıları zorlayabilir. Öte yandan yabancılara satışların artması, inşaatçılar üzerindeki baskıyı bir nebze azaltır. Şirketler, olası ekonomik sıkıntılardan, ani kur dalgalanmalarında korunabilmek için, mümkün olduğunca borçlarını alacakları cinsinden Hedge etmeli, ticari risklerini en aza indirmelidirler. Dolar artınca hem vatandaş hem de şirketler için kredi faizleri de artıyor. Enerji tarafında ise hem üretici hem de tüketici, olumsuz yansımaları hissedecek. Bu durum reel sektör girdilerini arttıracağı gibi, işine aracıyla ya da toplu taşıma imkanlarıyla giden vatandaşın her ay ödeyeceği ulaşım, ısınma, hatta beslenme gibi temel ihtiyaç maliyetlerine de olumsuz etki yapacak.

YATIRIM İÇİN DÖVİZ BORCU ALDILAR

“Dolardaki artış işsizliğin de en büyük nedenlerinden biri. Çünkü Türk şirketleri geçtiğimiz 10 yıl boyunca yatırım yapabilmek için döviz borcu aldılar.  Dövizdeki artış nedeniyle şirketlerin artan kur farkı zararı yüzünden şirketler tasarruf tedbirleri alacak. Bu yüzden ‘fazla’ gördükleri elemanları işten çıkartabilirler. Bu durum da haliyle işsizlik oranını arttırabilir. (Dilek Akşen)

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

asdasda

Neden para mı siyaset mi?

Neden para mı siyaset mi? Önümüzdeki günlerde yapılacak olan Kent Konseyi seçimi için hareketlilik hızla …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.