Anasayfa / Yazarlar / HALK OTOBÜSLERİ

HALK OTOBÜSLERİ

                                  HALK OTOBÜSLERİ

Halk otobüslerine binme hakkı olan, 65 üstü yaşlılarımız için epeyi yazı yazmış idik. Otobüs şoförlerinin, bu insanlara karşı olumsuz davranışları bizleri üzmüştü. Sonunda, Belediye Başkanlığı, kart sistemini devreye sokarak, bu problemi halletti. Artık kimse şoför ile muhatap olmuyor. Dışarıdan gelen misafirler ise kimlik kartı ile biniyorlar. Çanakkale’de yaşayanların önemli bir kısmı kart çıkarmış durumda. Daha önceki yazılarımızda, hep otobüs şoförlerinden şikâyet ettik. Ancak, şimdi sıra vatandaşlarda. Maalesef, bizler vur deyince öldürüyoruz. Bedava diye otobüsten inmeyenler varmış. Bir sürücü anlatıyor. Kadınının biri aynı günde, tam 33 kere binmiş. Yuh yani. Geçen gün Ç-7 Halk otobüsüne bindik. Bir kalabalık ki, sormayın. Genelde çok tenha olur. Şoföre sorduk. Niye kalabalık?. “Pilavdan geliyorlar” dedi. Bir baktık, otobüsü yaşlı hanımefendiler doldurmuş. Şoför devam etti. “Ağabey. Sabah benimle mesaiye başlayıp, akşam benimle bitiren yolcular var.” Hoppala! Ne yapmalı? Kısıtlama yapamazsınız. Diyelim ki, Biniş kartlarına kısıtlama getirdiniz. Adam bu sefer kimlik ile biner. Önüne geçemezsiniz. Öncelikle insanların bu abartıdan uzak durması şarttır. Öte yandan, bazı sürücülerimiz, kısa mesafeler için ücretsiz seyahat edenlere kızıyorlar. Kızmasınlar. Yarın onlar da yaşlanacak. Elli metrenin yüz metrenin yaşlılar için ne kadar zor olduğunu görecekler. Bu yüzden her iki tarafın da anlayışlı davranması gerekmektedir.

                                         HADİ GÜLELİM

Temel ile Dursun otobüsle İstanbul’a gidiyorlarmış. Yolun yarısına gelince, otobüsü durduran şoför anons yapmış: – Sayın yolcular, şanzıman bozuldu bir saat mola veriyoruz!.. Temel sormuş: – Yahu Dursun, bu şanzıman nedir da? – Ha şu vites var ya, işte onu çalıştıran alettir!.. Temel sinirlenmiş: – Ben onun bozulacağını baştan anlamıştım zaten, şoför ha bire onunla oynuyordu da!..**** Bir Amerikalı, bir Japon ve bir Türk, bir trenin aynı kompartımanında yolculuk yapıyorlarmış. Bir ara Japon sıcaktan bunaldığını söyleyip, camı açmış. Tam o sırada içeriye bir sinek girmiş. Japon kınından kılıcını çıkarıp sineğe vurmuş ve sinek ortadan ikiye ayrılmış. Japon övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta “Japonya’nın en ünlü kılıç ustası” yazıyormuş. Amerikalı da aynı bahaneyle camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş. Amerikalı da kılıfından hızla çıkardığı tabancası ile sineğe ateş etmiş, sinek paramparça olmuş. Amerikalı da övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta “Vahşi batının en ünlü silahşoru” yazıyormuş. Türk de aynı bahaneyle camı açmış ve içeriye bir sinek daha girmiş. Türk cebinden bıçağını çıkardığı gibi sineğe vurmuş ama sinek uçmaya devam ediyormuş. Amerikalı ve Japon, içlerinden kıs kıs gülerlerken, bizimki de övünerek cebinden kartını çıkarmış kartta “Türkiye’nin en ünlü sünnetçisi” yazıyormuş. Sağlıcakla kalınız.

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

VERMEYİNCE MABUT!

VERMEYİNCE MABUT! Her şey nasibe, kısmete bağlı. Kimse nasibinden fazlasına sahip olamaz. Ah etmek, vah …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.