Anasayfa / Güncel / KENTSEL PLANLAMA ve JEOFİZİK  

KENTSEL PLANLAMA ve JEOFİZİK  

 

ali-aygun-kose

Afet tehlikeleri açısından hassas bir coğrafyada bulunan ülkemizde, yerleşim alanlarında afet tehlikelerinin önlenmesi, afet risklerinin ve zararlarının azaltılmasında en akılcı ve etkin yöntemin, planlama ve uygulama sürecinin “afet duyarlı planlama” yaklaşımlarını ve risk yönetimini içerecek bir biçimde kurgulanması olduğu bilinmektedir. Bu yaklaşım, afet tehlikelerine maruz alanlarda her tür ve ölçekteki planlar hazırlanırken öncelikle, yerbilimsel çalışmalar kapsamında tüm tehlike ve risklerin belirlenmesini öngörmektedir. Planlama sürecinde ise, kademeli birliktelik esasından hareketle, üst ölçek planlarda farklı arazi kullanım türlerine ilişkin bölgeleme ve yer seçimi kararlarından başlayarak, alt ölçek planlarda yerleşme, yapılaşma ve yoğunluk kararlarına kadar, yerleşim alanlarının var olan tehlike ve risklerden etkilenmeyecek ya da en az etkilenecek şekilde planlanmasını gerektirmektedir.

Kentsel planlama, toplumun sosyal-ekonomik ve fiziksel gelişmelerine yol gösteren, gelişmesi için gerekli her tür fiziksel ve sosyal alt yapının yerleştirilmesinde fiziksel düzenleme ilkeleri getiren ve yapılaşmayı uygun bir çevreye, uygun ve emniyetli zeminlere yerleştirmeye çalışan bir uğraş alanıdır. Yapılan planlar; çevre ve jeolojik-jeofizik şartların izin verdiği ölçüde, yöre peyzajının özgün özelliklerini ve topraklarının tarımsal değerini olabildiğince korumaya özen göstermelidir. Jeofizik ve jeoloji mühendislerinin görevi, kentsel planlama için öngörülen bir alana ilişkin jeolojik, jeofizik ve jeoteknik bilgileri, kolayca anlaşılır bir biçimde sunabilmektir.

Kent planlamasında yer seçimini etkileyebilecek en temel sınırlamalar jeofizik ve jeolojik sınırlamalardır. Bu sınırlamalar topografya, jeolojik yapı, jeofizik özellikler, iklim şartları, sismoloji, hidrojeolojik özellikler, yapı malzemeleri, toprak kalitesi, mineralojik ve jeokimyasal özellikler olarak özetlenebilir. Çevrenin jeolojik-jeofizik yapısı yönlendirici, özendirici ve çoğu kez de sınırlayıcı bir rol oynar. Afet riski taşıyan alanların bilinmesi bölge ve kentsel planlama için son derece önemli olup bir bölgedeki aktif volkanlar, aktif faylar, deprem durumu, taşkın, sel, çığ, erozyon, heyelân gibi doğal olaylar kentleşme ile jeoloji-jeofizik arasındaki belirleyici fiziksel sınırlamalardır.

Mühendislik jeolojisi araştırmaları o bölgeye ait jeolojik, morfolojik, zemin, kayaç, mühendislik jeolojisi ve çevresel özelliklerini ortaya çıkarmakta olup aynı zamanda yörede bulunan malzemelerin sebep olabileceği jeolojik tehlikeleri önceden tanımlayarak yerleşim alanlarının ve mühendislik yapılarının bu tehlikelere karşı güvenliğini sağlayacak arazi kullanım planlamasına ve zarar azaltma önlemlerine yönelik kriterlerin oluşturulması ilkesine göre yapılmaktadır. Mühendislik jeolojisi ve mühendislik jeofiziği araştırmaları; genel olarak afet tehlike ve risk analizlerinde, arazi kullanım planlarında, yer seçiminde, kütle hareketlerinin sınıflanması ve izlenmesinde, duyarlılık analizleri ve stabilizasyon önlemlerinde kullanılmaktadır. Ayrıca baraj ve tünel çalışmaları, maden ve endüstriyel hammadde işletmeciliği, boru hattı, kanal, demiryolu ve otoyol güzergahı belirlenmesi ve çevresel etki değerlendirmesi çalışmalarında kullanılır.

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

binali-yildirimdan-kilicdarogluna-cok-konusulacak-cevap-h1453121113-7a51e0

Hayat öpücüğü olmalı

Hayat öpücüğü olmalı Dün Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısından sonra önemli …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.