Anasayfa / Yazarlar / ATAM, İZİNDEYDİK!

ATAM, İZİNDEYDİK!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde olduğunu söyleriz. Ancak, bu Atatürk’ün yolu olmaktan çıkıp, izin, yani tatil olarak uygulanmaya başlandı. Yılda yaklaşık 150 gün tatil yapıyoruz. Allah aşkına! Biz bu kadar zengin bir ülke miyiz? Zaman bizim için bir şey ifade etmiyor mu? Hatırlayınız. AKP iktidara ilk geldiğinde, tatillerin çok olduğunu, bayramların önüne arkasına eklenen tatillerin işleri aksattığını, bundan böyle yapılmayacağını deklere etmişti. Ne oldi? Eski tas, eski hamam. Hatta tatiller daha da uzadı. Ramazan bayramı 10 gün. Kurban bayramı on gün. Kar yağdı 5 gün. Rüzgâr esti 3 gün. Cumartesi tatil. Pazar tatil. Milli bayramlar derken ömrümüz tatil ile geçiyor. Ya dini bayramlarımıza ne demeli? Bayram olmaktan çıkıp, tatil oldu. Daha bayram gelmeden kapısını bacasını kilitleyen, soluğu Akdeniz’de alıyor. Ondan sonra trafik kazaları. Yollarda kuyruklar. Çile bülbülüm çile. Eskiden bayramlarda herkes evinde olurdu. Baca tüter. Hazırlıklar, yemekler yapılır. Gelecek misafirler beklenirdi. Yani apar topar kaçılmazdı. Bayramlarımız bile bayram olmaktan çıktı. Sırf israf. Ayranımız yok içmeye, atla gideriz tatile! Vatandaş ağlar durur. Geçinemiyorum der. Ama Bodrumda tatil yapmayı ihmal etmez. Alır bayram kredisini. Üç günde yer.36 ay öder. Olur morgıç! Sonra da ağlar. Devlette suçu bulur. Benim eğlenmeye tatile hakkım yok mu der. Yahu ekonomik gücün varsa elbette yap tatilini. Ama borç harç içinde, sırf desinler diye tatil yaparsan kıçın açılır. Toparlayamazsın. Bir de aklımızın almadığı bir konu var. Mesela Çanakkale’de yaşayan insanlar, başka yere tatil için neden gider? Deniz dersen her taraf Deniz. Hava dersen mükemmel. Başka şehirde para harcamanın ne alemi var ki? Anlayacağınız hiçbir şeyin, tadı tuzu kalmadı. Sanal zengin olduk. Paralar paçalarımızdan akıyor. Atam ”İzin” deyiz demeye devam edelim. Küba kanser ilacı bulmuş. Biz “Tesettürlü EKG nasıl çekilir”in peşindeyiz. Millet Uzaya gidiyor, biz tatile. Oh ne ala memleket.

Gel de Orhan Veli Kanık’ı anma;

Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya

                                  ACICIK UCUNDAN

Adamın biri, bir gün yolda giderken simit satan sevimli bir çocuk görmüş. Para verip, bir simit alan adam, sevimli çocuğa takılmadan edememiş:
– Adın ne yavrum senin? Çocuk tam cevap verecekken, adam müdahale etmiş:
– Dur, ben tahmin edeyim. Sen bana ipucu olarak isminin baş harfini söyle.
Çocuk söylemiş: – Y. Adam başlamış saymaya: – Yasin. – Bilemedin amca!
– Yaşar – Bilemedin amca! – Yusuf. – Bilemedin amca! Adam Y harfiyle başlayan tüm isimleri saymış, ama hep olumsuz cevap almış: – Bilemedin amca!
İyice sinirlenen adam, öfkeyle bağırmış: – Bilemedim işte!.. Adın ne lan senin?
R harfini söyleyemeyen sevimli çocuk gülerek cevap vermiş: – Yamazan!..**** Sanık kesinlikle ceza yiyecekmiş. “Ben seni kurtarırım!” diyerek büyük bir ücret karşılığında davayı üstlenen avukat, sanığı karşısına alıp tembih etmiş:
– Yargıç ne derse desin, ne sorarsa sorsun; “Lo lo” dan daha başka bir söz söylemeyeceksin!.. Duruşmada yargıç sormuş: – Adın ne? – Lo lo. -Söylesene be adam!.. – Lo lo. – Kaç yaşındasın?

– Lo lo. – Yahu burası mahkeme, cevap ver!..
– Lo lo. Avukat söz almış: – Sayın yargıç, müvekkilim zararsız bir delidir, ceza sorumluluğu yoktur!.. Yargıç da sanığın ceza sorumluluğu olmadığı kararını vermiş. Duruşmanın ertesi günü avukat, sanıktan ücretini istemiş. Hapisten kurtulan adam ise mahkemedeki tavrını takınmış: – Lo lo.
– Dostum, mahkeme sona erdi, kendine gel, şakayı da bırak. – Lo lo. Sonunda avukatın tepesi atmış: – Senden para istiyorum be adam!.. Bana da mı lo lo? Sağlıcakla kalınız.

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

VERMEYİNCE MABUT!

VERMEYİNCE MABUT! Her şey nasibe, kısmete bağlı. Kimse nasibinden fazlasına sahip olamaz. Ah etmek, vah …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.