Anasayfa / Yazarlar / BAYRAM!

BAYRAM!

Bayramlar, bayram olmaktan çıktı. Kurbanlar ise amacından uzaklaştı. Kurban Bayramı, hayır hasenat bayramı olmak yerine, et bayramı haline geldi. Adam Kurban kestiriyor. Allah kabul etsin. Ancak, bunu fakir fukaraya dağıtmak yerine, derin doldurucularını, buzdolaplarını doldurup saklıyor. Öte yandan, Kurban kesen komşularıyla, akrabalarıyla kurban etini takas yapıyorlar. Yani birbirlerine kurban gönderiyorlar. Yahu kurban kesene niçin gönderiyorsunuz ki? Devam ediyoruz. Adam kurbanı kesiyor. Sonrasında, biftek, pirzola, kıyma yapıp afiyetle yiyor. Kellesini, işkembesini, hatta kemiklerini değerlendiriyor. Bizler, babamızdan, atamızdan böyle bir şey görmedik. Kurban kesildiğinde, öncelikle ihtiyaç sahiplerine. Sonra yakın akrabalara, komşulara dağıtılır, çok az bir kısmını da hane halkına ayrılırdı. Zaten İslam’ın bu konudaki emri de, bu paylaşımı gerektirir. Tabi bu arada etin kalitesine ve fiyatına itiraz edenler de çıkabiliyor. Adamlar haklı. Eti dağıtsalar, kalitesine filan bakmayacaklar. Ama kendileri tükettiği için, on numara olmasını istiyorlar. Bu da gösteriyor ki, amaç hayır yapmak değil. Onların düşüncesine göre, hayvanı kestiniz mi? Kestik. Tamamdır. Amaca ulaşılmıştır. Dağıtma kısmı da pek de önemli değildir. Maaleesef bu günkü anlayış aynen böyle. Kanı dışarı, eti içeri sistemi. Yani sistem aynı sistem! Tabidir ki, kestiği kurbanın yüzde doksanını fakir fukaraya dağıtanlar da var. Onları bu eleştiriden tenzih ediyoruz. Anlayacağınız, son yıllarda, kurban ibadeti, iş olsun torba dolsun misali yapılıyor. Diyanet de bu konuda girişimde bulunmuyor. Bugünlerde, kasapların önü dolu. Herkes ellerindeki kurbanları değerlendirmek için sıra bekliyor. Allah aşkına. Bundan 25-30 yıl önce böyle bir şey oluyor muydu? Ne diyebiliriz ki? Allah kabul etsin.

    AZICIK UCUNDAN

 Adamın biri, korkunç bir kazada kulaklarının ikisini birden kaybetmiş. Bu alışılmadık durum, onu çok hassas ve alıngan bir kişi yapmış. Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat, acısını epey hafifletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu işi kurma olanağı vermiş. Gitmiş, gelişmekte olan küçük bir bilgisayar şirketini satın almış. Ancak, hiç yöneticilik deneyimi olmadığını görmüş ve birini işe almaya karar vermiş. Üç aday seçmiş ve her biriyle tek tek görüşmeye başlamış. İlk aday gayet iyiymiş ve adam onu sevmeye başlamış. Derken adaya sormuş:

– Bende alışılmadık bir şey görüyor musun?

– Eğer onu kastediyorsanız, kulaklarınız yok. Adam çok üzülmüş ve ilk adayı derhal odadan kovmuş. İkinci aday, birinciden de iyiymiş. Konuşmanın devamında adam aynı soruyu ona da sormuş:

– Bende alışılmadık bir durum görüyor musun?

– Evet, kulaklarınız yok! Adam üzgün ve kızgın, onu da dışarı atmış. Derken sıra üçüncü aday Temel’e gelmiş. Temel, bütün sorulara mükemmel yanıtlar verince, adam heyecanla sormuş:
– Bende, alışılmadık bir durum görüyor musun?
– Evet, kontak lens kullanıyorsunuz.
Adam iyice heyecanlanmıştır:
– Çok iyi! Bu, senin zeki biri olduğunu gösterir. Nasıl anladın?
– Ula çok basit, kulakların olsaydı gözlük takardın da! Sağlıcakla kalınız.

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

VERMEYİNCE MABUT!

VERMEYİNCE MABUT! Her şey nasibe, kısmete bağlı. Kimse nasibinden fazlasına sahip olamaz. Ah etmek, vah …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.