Anasayfa / Yazarlar / ABDESTLİ, NAMAZLI!

ABDESTLİ, NAMAZLI!

Belediye Halk otobüsünde seyahat ediyoruz, Yan tarafta, başı türbanlı, alt tarafı modern, yani altı kaval üst şişhane olan kızımız, telefonla konuşmaya başladı. “Filan abi… Babama söyledim. Seni anlattım. Eğer o kardeşimiz abdestli namazlı ise çok iyi olur. Ama değilse de en azından inançlı ise işe alın.” Hoppala! Yahu bir dakika durun. Abdestli namazlı deyip de köşe başlarına getirdiklerinizin ne halt yediklerini hep birlikte gördük. Hala ders alınmadı mı? Tabiidir ki, Müslümanlığı layığı ile yaşayan, vatan sevgisi üst düzeyde olan insanları tenzih ediyoruz. Bizim sözümüz, Müslümanlık kisvesi altında hainlik yapanlaradır. Neyse. Gelelim kızımızın konuştuklarına. Bre Allah’tan korkmazlar. Bu memlekette, Hırıstiyanın, Yahudinin, Putperestin, Ateistin yaşama, çalışma, iş sahibi olma hakkı yok mudur? Ceddimiz dediğimiz Cennet Mekân Fatih Sultan Mehmet Han hazretlerinin, İstanbul’un fethinden sonra gayri Müslimlere gösterdiği müsamahayı unuttunuz mu? İslam dini hoşgörü dinidir. Eğer bir vatandaş, Türkiye Cumhuriyeti tabiiyetine sahipse, işinin ehli kariyer sahibi ise, vatanseverse, dinine, diline, rengine bakmamak gerekir. Anlaşılan bu kadar hainlikten sonra, bazıları ders almamış gibi görünüyor. Hazreti Mevlana bu konuda ne güzel söylemiş;

Gel, gel, ne olursan ol, yine gel,

İster kâfir, ister Mecusi,
İster puta tapan ol, yine gel,
Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel…
Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,
Şu tertemiz tarlaya, sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz…
Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk?
Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik…
Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir.

                                      ELEMAN ARANIYOR!

Daha önce Eleman aranması ile ilgi yazdığımız yazıdan sonra, bir kız kardeşimiz, Sosyal Paylaşım sitesinde bir yorum yapmıştı. O yorumu sizinle paylaşmak istedik. Lütfen dikkatlice okuyunuz. “İşveren de işe alır her tür hilekârlığı yapar ya sigortayı geciktirir. İşe gelme saatinden beş dakika geç kalınsın istemez. Ama çıkış saatini uzatır da uzatır. İşveren doyumsuzdur ne kadar iş daha çok iş ister. İşverenin hakareti hiç bitmez. Kendi her pisliği yapar işten çıkınca da isçiye her pisliği atar. Hiçbir zaman kendi suçunu söylemez. Daha bunun gibi. Küçük işletmelerde terbiyesizlikler çok. Patron isçisiyle ilişki yaşar. Aynı işyerinde küfürler diz boyu. İşçiler arası kavgalar çok. İdareciliklerinde hata üstüne hata yaparlar. Bir de akrabaları da tamam artık onlardan daha çok kork. Patronlar çoğalır. Akrabalar hep haklıdır. Gel de böyle ortamlarda çalış Yusuf abi.” Virgülüne dokunmadan yazdık. Kardeşimiz, işverenlerin neden eleman bulamağını anlatmış. Tabii ki, işçisine sahip çıkan, onları koruyan helal süt emmiş, işverenlerin çoğunlukta olduğunu da belirtmek isteriz. Tek tük de olsa böyle ahlaksızca davrananlar var.

                                       KAHKAHA

Kasabayı sel basmış. Sular giderek yükselirken, halk panik içinde kaçmaya başlamış. Kilisedeki herkes dağılırken, kaçmayan papaz demiş ki:
– Ben yıllardır Tanrıya kulluk ederim. Hep onun yolunda çalıştım, Tanrı beni kurtarır. Sular iyice yükselirken, papaz kilisenin bir üst katına çıkmış, bakmış ki; insanlar kayıklarla geçiyorlar. Kayıktakiler bağırmış: -Hadi peder, atla kayığa!.. -Siz gidin, Tanrı beni kurtarır. Sular yükselmeye devam edince, papaz kilisenin çatısına çıkmış. İkinci kayıkla geçenler papazı uyarmışlar: – Hadi peder, çok geç olmadan atla!.. Papaz onların da uyarısına aldırmamış:
-Hayır, siz gidin, Tanrı beni kurtaracak biliyorum. Sular iyice yükselince direğe tırmanan papaz, tepesinde bir helikopter görmüş. Helikopterdeki kurtarma ekipleri papaza seslenmişler: -İnat etme peder, gel bizimle!.. Papaz yine inat etmiş: -Olmaz, Tanrı beni kurtaracak!.. Sular daha da yükselmiş ve papaz boğulmuş. Boğularak ölen papaz, öbür dünyada Tanrının huzuruna çıkıp sitem etmiş: -Ben sana küstüm Tanrım! Tanrı merak etmiş: -Hayrola papaz efendi, niye küstün? -Tanrım, bunca yıl yolundan ayrılmadım, bir kere başım sıkıştı, sen beni kurtarmadın. Papazın sitemi üzerine, Tanrı demiş ki: -Sana iki kayık, bir helikopter yolladım ya, daha ne yapayım? Sağlıcakla kalınız.

 

 

 

 

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

VERMEYİNCE MABUT!

VERMEYİNCE MABUT! Her şey nasibe, kısmete bağlı. Kimse nasibinden fazlasına sahip olamaz. Ah etmek, vah …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.