Anasayfa / Manşet / Saçıkara’dan gündem değerlendirmesi

Saçıkara’dan gündem değerlendirmesi

Saadet Partisi Çanakkale İl Başkanlığı tarafından gazetemize yapılan yazılı açıklamada gündeme dair pek çok konuya değindi.

Yeni göreve gelen Başkan Süleyman Saçıkara, açıklamasına terörü lanetleyerek başladı. Saçıkara, “Maalesef ne zaman, nerede, nasıl patlayacağı belli olmayan bombalar, sadece canımızı almakla, yüreğimizi yakmakla kalmıyor, milletimizin istikbale ilişkin umut ve heyecanını da hızla yok ediyor.

En son Gaziantep’te tümüyle masum insanları hedef alan canlı bomba saldırısı terörün ne kadar alçaklaşabileceğinin en acımasız göstergesi oldu. Bu alçak saldırıda 54 kişi  hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin  29’u çocuk, 13’ü kadın. Çocuklardan biri henüz 7 yaşında. Canlı bomba olduğu iddia edilen kişinin yaşı ise12. Böyle bir acımasızlık, böyle bir vahşet olabilir mi?

Bu saldırıyı bütün nefretimizle lanetliyor, bu menfur saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.” dedi.

“KUKLACI’NIN ASIL HEDEFİ İSE TÜM TÜRKİYE’DİR”

Saçıkara, açıklamalarına şöyle devam etti: “Çok açık ki ülke olarak, millet olarak büyük bir ihanetin ve kanlı bir kuşatmanın hedefiyiz. Neredeyse bütün yerel ve küresel terör örgütleri elbirliği ile Türkiye’yi hedef almış durumda. DHKP-C başta Ordu ilimiz olmak üzere, Giresun’u, Trabzon’u hedef almış, Karadeniz’deki milliyetçi duyguları tahrik etmeye çalışıyor. PKK zaten yıllardır Diyarbakır’ı, Hakkari’yi, Şırnak’ı, Cizre’yi mesken tutmuş durumda. IŞİD Hatay’da, Gaziantep’te, tarihin en korkunç canlı bomba eylemlerini gerçekleştiriyor. En son Elazığ ve Gaziantep’i hedef alan saldırılar dikkate alındığında Türkiye’de bir iç savaşın zemini oluşturulmaya ve fitili ateşlenmeye çalışılıyor. Son saldırılar bu yönüyle 15 Temmuz’un devamıdır. 15 Temmuz’da başarılamayan iç savaş tahriki, şimdi Elazığ gibi, Antep gibi stratejik şehirler hedef alınarak gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Bu terör örgütleri sadece birer kukladır. Kuklacı’nın asıl hedefi ise tüm Türkiye’dir. Korku ve kaos ortamı oluşturarak Türkiye’yi parçalamaktır. Güneydoğu’yu Türkiye’den koparmaktır. Küresel emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesini adım adım uygulamaya koymaktır. Çünkü en başından beri plan bellidir. Bu saldırıların arkasında, Türkiye’yi bir Irak, bir Libya, bir Suriye haline getirme çabaları vardır. Eğer Türkiye, her şeye rağmen, bugün hala bir Suriye olmadıysa, bir Libya olmadıysa bu milletimizin basiret ve ferasetinin sonucudur. Aziz milletimizin sahip olduğu aklı selimin bir neticesidir. Çünkü aziz milletimiz en zor dönemlerde, en zor badireleri atlatmıştır. Bu korku imparatorluğunu da yıkacak bu karanlık dönemi de, el ele, omuz omuza vererek atlatacaktır.

“BAZI GERÇEKLERİ GÖZARDI ETMEYECEĞİZ”

Bu hain kuşatmayı; ‘terörün belini kıracağız’, ‘hesabını soracağız’, ‘kimse Türkiye’nin gücünü test etmeye kalkmasın’ gibi içi boş rutin ifadelerle geçiştiremeyiz. Suçu sadece üst akıla, dış güçlere, karanlık mihraklara yıkarak da işin içinden sıyrılamayız. TÜRKİYE böylesine hassas ve böylesine kritik bir dönemden geçerken maalesef devletin en stratejik kurumları, tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Yazık ki bugün karşımızda Emniyetiyle, Adliyesiyle, Üniversiteleriyle, Hariciyesiyle, Dahiliyesiyle yaralı bir devlet var. Çevremiz ateş çemberi. Yangın giderek büyüyor. Türk Ordusunun en güçlü ve en dirençli olması gerektiği bir zamandayız. Ama yazık ki o da Ergenekon ve Balyoz gibi kumpaslarla alabildiğine yıpratılmıştır. Sadece soruyorum; Acaba bu süreç bir tesadüf müdür?

Yoksa uzun süredir ülkemiz üzerinde oynanan büyük oyunun bir parçası mı? Büyük Ortadoğu Projesinin, yani Türkiye’yi bölme planının yani Büyük İsrail Devletini kurma hedefinin adım adım uygulaması mı? Aynı şekilde hem iç hem de dış istihbaratın en fazla önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz.  Türkiye adeta yolgeçen hanına dönmüştür.  Sınırlarımızdan kimin girip, kimin çıktığı belli değil. Gazeteci, diplomat, yardımsever kılıklı yabancı ajanlar ülke içinde cirit atıyor. Peki istihbaratın böylesine önem kazandığı bir dönemde, en önemli istihbaratın bile “enişte”den, hısım ve akrabadan alınır hale gelmesi sadece bir tesadüf müdür? Yoksa kuklacının büyük planının bir parçası mıdır?

“NATO YAPILANMASI DA FETÖ KADAR TEHLİKELİ”

İşte böyle bir dönemde ülke gündemindeki bir diğer önemli başlık ise, ABD başkan yardımcısı Biden’ın Türkiye ziyaretidir. Basından öğrendiğimiz kadarıyla, bu görüşmenin ana konusunu Gülen’in iadesi oluşturuyor. Bir kez daha ifade etmekte yarar görüyorum. Biz Türkiye içindeki cuntacıların, paralel yapıların, her türlü çete oluşumunun bertaraf edilmesi konusunda Hükümetin yanındayız. Devletine ihanet edenlerin, milletine kurşun sıkanların en ağır şekilde cezalandırılması konusunda bütün yüreğimizle hükümeti destekliyoruz. Ama daha önce de söyledim, bu topraklar için FETÖ yapılanması ne kadar tehlikeliyse, NATO yapılanması da o kadar tehlikelidir. Bu ülke için hücre evleri ne kadar tehlikeliyse Amerikan üsleri de o kadar tehlikelidir. Örneğin 15 Temmuz kalkışmasında İncirlik Üssü’nün oynadığı rol ortadadır. Bu yüzden biz hükümetten, Biden ile görüşmede aynı kararlılığı İncirlik için de göstermesini diliyoruz. ABD eliyle PKK ve PYD’ye gönderilen silahlar için de göstermesini istiyoruz. Biliyorsunuz, Türkiye Gülen’in iadesi için Amerika’ya 85 koli belge ve delil göndermişti. Oysa İncirliğin bölgemizdeki karanlık faaliyetleri ile ilgili, değil 85, 185 koli bilgi, belge ve delil ortaya çıkar.

“GELİN BU ANLAŞMAYI ONAYLAMAYIN”

PKK’ya  PYD’ye  verilen silahların belgeleri ise çuvallara sığmaz. Bu yüzden biz diyoruz ki, kukla ile mücadele ederken, kuklacı asla unutulmamalı. Hele hele terörün yavruları ile uğraşırken, terörün ağa babaları ile, finansörleri ile anlaşma yapmak, hiçbir akıl, mantık ve vicdanla izah edilemez.

Bunun en somut örneği İsrail ile yapılan ve geçtiğimiz hafta TBMM tarafından onaylanan Mavi Marmara anlaşmasıdır.  İsrail bir terör devletidir.İsrail, bir terör devleti olduğunu anlaşmanın yapıldığının hemen ertesi günü  Gazze’yi bombalayarak bir kez daha göstermiştir. Adeta, İsrail, Türkiye ile yaptığı anlaşmayı Gazze’yi bombalayarak kutlamıştır. Bu anlaşma, maalesef, sadece Mavi Marmara şehitlerini değil bütün milletimizi derinden yaralamıştır. Bir hata yapılmış, bu anlaşma Meclis’ten geçmiştir. Ama yanlış hesap Bağdat’tan döner. Biz, bu anlaşmanın Beştepe’den döneceğine inanıyoruz. İnanmak istiyoruz. Çünkü; Davos’ta, Şimon Peres’in yüzüne karşı ‘one minute’ çeken ve ‘siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz’ diyen Sayın Cumhurbaşkanı’nın böyle anlaşmayı onaylamaya elinin gitmeyeceğine inanıyoruz. Her fırsatta, ‘İsrail’i terör devleti olarak’ niteleyen, ‘Ben görevde olduğum sürece İsrail ile normalleşme mümkün değildir’ diyen bir Cumhurbaşkanımızın böyle bir anlaşmayı onaylamaya yüreğinin el vermeyeceğine inanıyoruz. Daha doğrusu, inanmak istiyoruz.  Bu nedenle Sayın Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulunuyoruz. ‘Gelin bu anlaşmayı onaylamayın. Böylece söyledikleriyle-yaptıkları çelişen biri olmak yerine, her şart altında sözünün arkasında duran ve her şart altında hakikati savunan bir kahraman olun.’

“GÜÇ VE KUDRET SAHİBİ YALNIZ CENAB-I ALLAH’TIR”

Bütün bu gelişmeler göstermektedir ki, Türkiye artık kozmetik tedbirlerle yönetilemez. Her kriz aynı zamanda bir fırsattır. Türkiye bu kaostan çıkmak için kararlı adımlar atmak zorundadır. Biz, Saadet Partisi olarak, daha önce söylediğimiz gibi, Teröre karşı mücadelede bütün gücümüzle Hükümetin yanındayız. Terör yoluyla Türkiye’ye verilmek istenen mesajı yırtıp atma konusunda tüm desteğimizle hükümetin yanındayız. Terörün arkasındaki üst aklı, finansal desteği ve küresel güçleri cesurca deşifre edecek bir duruşu ortaya koydukları takdirde, bütün gücümüzle Hükümetin yanındayız. Ancak, olayları doğru okumak ve doğru çözüm yolları bulmak zorundayız. Teşhisi doğru yapmadığımız takdirde, doğru tedaviyi bulamayız. Asıl olan kuklacıyı deşifre edebilmektir. Kuklacıya karşı önlem alabilmektir. Yoksa kukla bugün paralel olur, yarın üçgen. Kukla bugün IŞİD olur, yarın başka bir şey. Sonuç değişmez. Bunun yolu da gerçeklerin üzerini örtmek değil, tam tersine cesurca üzerine gitmektir. Artık pansuman tedbirlere değil topyekun bir yaklaşım değişikliğine ihtiyaç vardır. İç politikadan, dış politikaya kadar, terörle mücadeleden, sınır güvenliğine kadar her alanda yeni bir vizyon oluşturulmalıdır. Türkiye Ordusuyla, polisiyle, istihbaratıyla, ekonomisiyle ve milli eğitimiyle artık topyekun yeni bir inşa sürecine girmelidir.  Biz, bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız. Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha terörist saldırılarda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Cenab-ı Allah Milletimizi her türlü acıdan, felaketten korusun. Şüphesiz ki güç ve kudret sahibi yalnız Cenab-ı Allah’tır.” (Aslı Yıldız)

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

15292685_10209857155860044_457232246_o

ÇTSO’da imza birlikteliğin adı ne?

ÇTSO’da imza birlikteliğin adı ne?  ÇTSO Kasım ayı toplantısında yine gündem dışı konularla hararetli tartışmalar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.