Anasayfa / Yazarlar / HAYKIRIYORUM!

HAYKIRIYORUM!

İki gün önce takvime baktığımda 30 Ağustos yazdığını gördüm. Sonra, derin bir iç çektim. Balkona çıktım ve etrafa baktım belki bugünün coşkusuna geç kalmadan sokaklarda kutlayanları görürüm de iç çekişimin haksız olduğunu tespit ederim diye. Maalesef ki dostlar, benim o iç çekişim kadar 94 yıl öncesine tanıklık eden topraklar sanki küsmüşçesine bizlere yüzlerini çeviriyordu.

101 yıl önce düşmana geçit vermeyen Çanakkale, 94 yıl önce 14 günde savaşa savaşa gidilen Afyon-İzmir yolu ve Nazım’ın Kuvay-i Milliye Destanı’nda anlattığı Kocatepe’de

bir kurda benzeyen Mustafa Kemal’im, onların erdemle donattıkları bu cumhuriyeti geliştirememiş ve emperyalistlere bağlı hale getirmiş olduğumuzu hisseder gibi kırgın kırgın bakışlarını karşımda görür gibi oldum. İşte, dostlar bu hissiyatlar aslında bir vicdan azabı. Hiçbir şeyi doğru dürüst yapmayı beceremedik. Kanla kurulan bu memlekette adam gibi adam olmayı beceremedik. Sözde cumhuriyete sahip çıktığımızı söylüyor her cepheden insanımız, ama rüşvetten, ahlaksızlıktan, hırsıza prim vermekten, adam kayırmaktan, hizipçilikten, halksız siyasetten, devleti rant kapısı gibi görmekten, göreni yüceltmekten, çalıyor ama çalışıyordan, gözlerimle görsem inanmam onun hırsızlık yaptığına durumundan, çok seslilikten nefret ederek herkesi tek sesli getirince duyulan mutluluktan ve bununla Türk milleti birlik oldu yalanını utanmadan söylemekten, kendimizi alıkoyamıyoruz. Bilmiyoruz, bilmedikçe cahillik çenemize vuruyor ve okuyanı dışlıyoruz. Daha neler, neler…

Adam olmadığımız yetmezmiş gibi, devleti karşıdevrimcigillerden FETÖ’ye teslim ediyoruz. Vallahi tam roman gibiyiz. İnsanın aklı almıyor. Din adına dincilik yapanlardan medet ummaktan yetti, gına geldi artık. İlkesiz duruştan, yetti, gına geldi artık. Akıllı onca insanın dini konuşuyor diye dinci partilerde yer almasından, yine akıllı onca insanın Atatürk’ü konuşuyor diye istismarını yapan hizipçi partilerden, militarist kafayla siyaset yapmaya çalışan ve gülünç hale gelen bazı akıllı insanımızın komik koşuşturmalarından yetti, gına geldi artık. Bir şeyin söylenmiş olması o şeyin içten bir şekilde yapılıyor olduğu anlamına gelmiyor günümüzün ahlaksız dünyasında. Kolay yoldan bir şeye inanıyorum dendiğinde onun etrafında toplanan insanların hurra deyip aynı şeyi söylediklerinde onun olacağına yönelik gaza gelmeleri gerçekten çok komik.

Şimdi, gel gelelim çuvaldızı karşıdevrimcilere karşı mücadele verdiğini söyleyen ve Atatürkçü cephede kendini konumlandıran ve içinde şahsımın da yer aldığı insanlara batırmaya.

Sizce de bir insanın ben Atatürkçüyüm demesi, neyin göstergesidir? Atatürk Cumhuriyeti’ne duyulan özlemin mi, 93 yıllık cumhuriyetin özellikle 1946 yılından sonra Atatürk adına ve istismarına yapılan politikaların verdiği iktidar rahatlığına duyulan özlemin mi, özellikle batımızda cumhuriyetin bahşettiği barış içinde yaşama kültürünün oluşturduğu rahat yaşam standartlarının yitirileceği endişesiyle tutamak olarak görülen Atatürk’e, alakası bile olmayan insanların sarılarak rahatlarını artırmak özleminin mi, hangisi acaba?

Atatürkçüyüm diyebiliyorsa bir insan;

1-İddiası olmalı.

2-Hayatını ve günlük zevklerini bu iddia uğruna feda edebilmeli.

3-Vatanı ve milleti için ortaya koyduğu iddiasının bulunduğu alanda en iyi olmalı ya da en iyi olmak için gecesini gündüzüne katarak çalışmalı.

4-Aklı hiçbir zaman kirada olmamalı.

5-Cumhuriyet’inin getirdiği erdem ve faziletli hayat tarzında yılgınlık ve uyuşukluk asla göstermemeli.

6-Başa gelen iktidar sahiplerinden, siyasîlerden asla medet ummamalı.

7-Zora, sıkıntıya düştüğünde şikayet edip ağlayıp dövünmemeli, bir yerde uyuşuk davrandığı öz eleştirisini yaparak diyebilmeli ki kendine ” demek ki ben en iyisi olamadım”. En iyisi olana kadar sabredip, şikayet etmeden çalışmalı.

8-En önemlisi de belki, okumalı. İşçi de olsa, esnaf da olsa, memur da olsa her ne sosyal statü de olursa olsun, dünyayı kavramanın ve etrafını anlamlandırmanın başka yolu olmadığının ve hiçbir kötü durumun asla sonu olan bu dünyada sonsuz olmadığının yani umut denen bir şeyin olduğunu anlayabilmesi ve keşfedebilmesi için okumalı.

Ne diyor Nazım Hikmet umutla alakalı: ” Umut, umut, umut insanda.”

9-Sevmeli. Evet, tek kelimeyle herkesi, doğayı, insanları herhangi bir gizli ajandası olmadan, menfaat beslemeden sevmeli.

Bütün bunlara baktığımızda acaba kendisine Atatürkçü diyen insanlar olarak bizler yukarıda belki de sayısını daha da çok artırabileceğim maddeler arasında ne kadar yer bulabiliyoruz? Sessiz kaldığımızı düşünüyorum bu soru karşısında. En iyi olamadığımız ve dolayısıyla mahcubiyet hissettiğimiz için mi bu sessiz kalış? Yoksa yeteri kadar çalışmadığımız ve ileride de çalışmayacağız yönünde bizlerde alışkanlık haline gelmiş tembelliğimizin farkına mı vardığımızdan?

30 Ağustos haftasında bunlardan bahsetmek istemezdim ama naçizane memleketin hali pür melalini gerçekten fotoğraflamak adına tespiti haykırmanın şart olduğunu düşünüyorum.

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

ZAM, ZAM, ZAM!

ZAM, ZAM, ZAM! Dolar, almış başını gidiyor. Bun gören fırsatçılar ise, iğneden ipliğe zam yapıyor. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.