Anasayfa / Güncel / “Biz hep meydanlardaydık, Siz neredeydiniz?”

“Biz hep meydanlardaydık, Siz neredeydiniz?”

CHP İl Başkanı Nejat Önder ve Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, parti binasından düzenledikleri bir basın toplantısı özellikle AK Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ’ın kendilerine ve partilerine yönelik eleştirilerine karşı açıklama yaptılar.

Çanakkale Belediyesi tarafından Özgürlük Meydanı’nda düzenlenen Selda Bağcan konserinde Belediye Başkanı Ülgür Gökhan yaptığı; “Ben elli yıldır nöbetteyim. Bir hafta, on gün demokrasi nöbeti tutmakla demokrat olunmaz” konuşmasına karşılık, AK Parti İl Başkanı Yeşim Karadağ Başkan Gökhan’ı kınadığını açıklayarak, bu açıklamanın demokrasi nöbeti tutan her vatandaşa hakaret olduğunu söylemişti. CHP İl Başkanı Önder ve Belediye Başkanı Gökhan, partilerinin il binasında bir araya gelerek Karadağ’ın açıklamalarına ve partilerine yönelik demokrasi nöbetlerine katılmama eleştirilerine karşı sert açıklamalarda bulundular.

Önder;  “Biz onlar gibi bayraksız ve Atatürk’e saygısız bir parti değiliz” açıklamasını yaparken, Gökhan ise Ensar Vakfı çocuklara tecavüz haberleri dünyada duyulmuşken, siz sessizken biz yine meydanlardaydık. Siz neredeydiniz? Ama şimdi Ensar’ın Çanakkale temsilcileri ile demokrasi nöbeti tutuyorsunuz ve bizi o nöbete çağırıyorsunuz” dedi. Gökhan ayrıca Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun belediyeyi ziyaret etmemesi ve Toprak Mahsulleri Ofisine ait arazi satışı için yaptıkları açıklamaların eleştirilmesine karşı da açıklamalarda bulundu.

Önder ve Gökhan Karadağ’a ve partililerinin söylemlerine karşı sert açıklamalarda bulunarak şunları söylediler:

İl Başkanı Nejat Önder:  “Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanları olarak, bu toplantıda bir kez daha darbeyi kimin yaptığına bakmaksızın her türlü darbenin, demokrasi dışı müdahalenin karşısında olduğumuzu dile getirdik. Bu anlamda ortalığı bulandırıp şahsıma, milletvekillerimize ve belediye başkanımıza hitaben ‘Demokrasi Meydanına çıkmadınız, yarın öbür gün halkın karşısına nasıl çıkacaksınız’ gibi sözler edildiğini duyuyorum. Demokrasilerde marifet mağdur olunca meydana çıkmak değil, güç senin elindeyken de herkese eşit, şeffaf ve hakkaniyetli davranabilmek, ifade ve düşünce özgürlüğünü, basın özgürlüğünü, kuvvetler ayrılığının korunmasını sağlayabilmektir.” Ayrıca kimse kendisini, bizim demokratlığımızı onaylayacak mercii zannetmesin. Bizim demokratlığımızı onaylayacak tek mercii, Çanakkale Halkıdır. Biz bu ülkede tam demokrasinin işlemesini, uzlaşma kültürünün yerleşmesini vatandaşlarımızın huzur içinde yaşamasını arzu ediyoruz.

MANTAŞ’IN TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Genel Başkanımızın Çanakkale ziyaretinde gerçekleşen 2 konuyu da aktarıp sözlerime son vereceğim. FETÖ bağlantılı görevden almalarda kurunun yanında yaşın da yandığı bazı hadiseler var. Biliyorsunuz mesela Eğitim-İş Şube Başkanı Ahmet Mantaş. Ahmet Mantaş’ı Büyük Anafarta Köyü’nde Genel Başkanımızla görüştürdüm. Bu olayın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz hafta yaşanan mağduriyetlerle ilgili yani FETÖ’yle bağlantısı olmamasına rağmen görevden uzaklaştırılanlarla ilgili Sn. Binali Yıldırım’a parti olarak bir liste teslim ettik.

FETÖ SIZMIŞ DİYORLAR, HAYIR BU YERLEŞTİRMEK

Dün onların kuruluş yıldönümleri vardı. Din ağırlıklı bugüne kadar takiyelerle işi götürdüler. Geldiğimiz noktada FETÖ sızmış diyorlar. Hayır, bu yerleştirmek. Genel Başkanı’ndan İl Başkanlarına, Belediye Başkanlarına kadar biz FETÖ dediğimizde, ‘hayır FETÖ değil, hoca’ diyerek bizi azarlayarak onlara destek verdiklerini biliyoruz. En azından bizi ‘Allah affetsin diyeceklerine’, ‘hata yaptık özür dileriz’ demelerini bekliyoruz.  Biz onlar gibi bayraksız ve Atatürk’e saygısız bir parti değiliz. Bayrağımız yok deselerdi ben 5 dakikada buradan koştururdum. O yüzden takiyeleri burada da önlerine düştü. Biz hep meydanlardayız. Siz mağdur oldunuz meydanlara Atatürk’ün büyük resimlerini asmaya başladınız. Dün AKP Genel Merkezi’nde, Anıtkabir’e çelenk koyarken gördünüz mü? Görmediniz. O zaman şapkayı önünüze koyun ben bayraksız ve Atatürk’e saygısız Adalet ve Kalkınma Partisini Çanakkale’de, Çanakkalelilere emanet ediyorum.”

SELDA BAĞCAN DARBENİN NE OLDUĞUNU EN İYİ BİLENDİR

Belediye Başkanı Ülgür Gökhan: Ülkemizde bu acılar varken festival kavramı içerisinde bir eğlence yapmamız doğru olmazdı. Bir isim içerisinde konserini yapmayı yeğledik. Bu da, Selda Bağcan. Onu özellikle getirdik. Selda Bağcan demek demokrasi demek, özgürlük demek, halktan yana olmak, darbelere karşı olmak, bedel ödemek, mahpus olmak, yasaklanmak demek. Selda Bağcan, tam sekiz yıl yasaklıydı. 80 darbesi öncesi ve sonrasında şarkıları yasaklanmıştı. Selda Bağcan, darbenin olduğunu en iyi bilendir diye o gece onu getirdik. Orada demokrasi şehitlerimizi de andık. Bunlar sadece girişimde ölen 240 şehidimiz demek değil. Geçmişe gittiğimizde Uğur Mumcuları, Çetin Emeçleri, Ahmet Taner Kışlalıları hatırlarız. Bunlar demokrasi şehitleridir onları da o akşam andık. Gezi şehitlerimiz var onları andık. Dolayısı ile biz bu Selda Bağcan türkülerini bir anma töreni olarak algıladık.

VALİ BEY ÇAĞIRSAYDI İŞ DEĞİŞİRDİ

Beni nöbetlere çağırtan siyasi bir partinin il başkanı. Bu çağrı ile bir etkinliğe katılmam. Eğer Vali Bey çağırsaydı o değişirdi. AKP İl Başkanı Karadağ beni aradı kendisine aynen ‘İl Başkanına sorarım katıl derse katılırım’ diye söyledim. Niye gelmedin diye insanları kışkırtmaya çalışıyor. Burada demokrasi nöbetine katılanları aşağıladığımı ifade ediyor. Ben böyle bir şey demedim. Bu demokrasi toplantılarını düzenleyenleri eleştirdim. Çünkü burada bugün geldiğimiz noktada, meydanları siyasi malzeme yapan, meydanları kendi partisinin şarkıları ile inleten bir düşüncenin olduğu yerde benim olmam söz konusu değildir.

BAŞKA TARİKATLAR GÖRÜLMEYE BAŞLANDI

Bir tarikatın bizi getirdiği noktadan başka tarikatlar demokrasi meydanlarında görülmeye başladı. Biz hep meydanlardaydık. Biz Adliye önündeydik, cemaatçi hocalar, Firüzeler, o şerefsizler hakkımda her türlü dedikoduyu yazarken neredeydiniz? O zaman hoşunuza gidiyordu mutlu oluyordunuz. Emek ve Barış Demokrasi Mitingi için Anakara’ya gidenlere bombalı saldırı düzenlendiğinde orada ölen siviller için içlerinde hemşerimiz de vardı, biz yine meydanlardaydık. Siz nerelerdeydiniz Sayın Karadağ, sizi göremedik. Biz hep meydanlardaydık. TC’ler kaldırılırken, Atatürk andımız unutturulmaya çalışılırken biz hep buralardaydık. Ata’nın kocaman posterlerinin altına sığınıyorsunuz. Ona sığınmak yetmez, o düşünceyi de içine sindirmeniz gerekir. Ensar Vakfı çocuklara tecavüz haberleri dünyada duyulmuşken siz sessizken biz yine meydanlardaydık. Siz neredeydiniz? Ama şimdi Ensar’ın Çanakkale temsilcileri ile demokrasi nöbeti tutuyorsunuz ve bizi o nöbete çağırıyorsunuz.

GENEL BAŞKAN İL BİNASINA GEÇEMİYORSA BAŞKA AKTÖRÜ ZİYARET ETMEZ

Sayın Genel Başkanımızın Belediyeye ziyareti söz konusu olmazdı. Zaten zaman anlamında sıkıntı vardı. Bizim siyasi anlayışımızda bir partili İl Binasına gelmiyorsa başka bir siyasi aktörün olduğu yeri ziyaret etmez. Öküzün altında buzağı aramayın. 10 Ağustos’ları kutlamaya devam edeceğiz. 10 Ağustos Mustafa Kemal Atatürk’ün burada ortaya çıktığı, doğduğu zaman dilimidir. Bu arkadaşlar, 10 Ağustos’u üstünkörü geçiverirler. Neden? Çünkü Mustafa Kemal ortaya çıkacak. Sakallı dede hurafeleri kaybolur diye korktukları için kutlamıyorlar. Biz 10 Ağustos’u geleneksel hale getireceğiz.

BERABER YÜRÜDÜK ŞARKISINI BİZ SÖYLEMEDİK

Burada bize laf edeceklerin kendi durumlarını irdelemesi tavsiye ederim. Hele bize darbe konusunda söyleyecek hiçbir sözü olmaz. Çünkü ‘beraber yürüdük biz bu yollarda’ şarkısını söyleyen biz değildik. Biz beraber yürümedik bu yollarda. Ama biz Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda onunla beraber yürümeye devam ediyoruz. Ne olursa olsun sonuna kadar demokrasi yolunda ülkenin esenliği için her türlü. Fedakârlığa varız. Kimin ne sözü varsa Cumhuriyet Meydanı’nda oturup konuşalı. Er Meydanı’nda konuşalım. Öyle basın yolu ile bana mesaj atmaya kimse yeltenmesin. Biz demokrasinin takipçiyiz bunu herkes biliyor.

KAMUOYUNUN VİCDANINA SESLENİYORUM

Ankara’ya eleman gönderdik, satışına katıldık. İki nedenden dolayı itiraz ettik. Birincisi parsel numarası yanlıştı. İkincisi de resmi tesis alanı, kamunun zararına bir işlemdir. Dolayısı ile bu alanların bu hali ile satışa çıkartılması onların değerlerinin altında satılacağı anlamı taşır. Buranın imarını, ‘yapı mı ne olacaksa Kepez Belediyesi ile birlikte yapın’ dedik. Plan yaptırın ve o planlanmış hali ile satışa çıkartın ve değerlendirin. Ben şimdi kamuoyunun vicdanına sesleniyorum. 37 Bin metrekare denize sıfır bir alanın 31 Milyon 60 Bin TL’ye satışı uygun mudur? Metrekaresi Bin TL bile değil. Eğer bu uygunsa bütün itirazlarımı geri alıyorum. Bu arazinin değerinin altında satılmasına benim anlayışımda peşkeş çekilmek denir. Biz böyle deriz. Bütün satılan yerleri, Çanakkale Belediyesi olarak ben aldım. Buraları sosyal tesis olarak Çanakkale halkının hizmetine sunduk.

 (Eren Aşnaz)

 

 

 

Hakkımızda Gündem

Bu Haber Çok Okundu

15292685_10209857155860044_457232246_o

ÇTSO’da imza birlikteliğin adı ne?

ÇTSO’da imza birlikteliğin adı ne?  ÇTSO Kasım ayı toplantısında yine gündem dışı konularla hararetli tartışmalar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.