Anasayfa / Güncel / UEDAŞŞŞ! PESSSS!

UEDAŞŞŞ! PESSSS!

TEDAŞ özelleşince, elektrikle ilgili sıkıntılarımız had safhaya ulaştı. Bunu bu köşeden defalarca dile getirdik. Ancak sıkıntı bitmek bilmiyor. 10 Ağustos Çarşamba günü, saat 16:45’te, ULUDAĞ ELEKTİRİK ’e ait fatura ödeme ve abone işlerinin yürütüldüğü yan binaya gittik. Zaten evimizin yanı. İki adımlık yer. Bir de ne görelim? Kapı kilitli. Allah, Allah! Ne oldu diye düşünürken, güvenlik görevlisi içerden kapıyı açtı. “Başka müşteri almıyoruz” dedi. Hoppala! Bu nasıl bir iş? Bu nasıl anlayış? Efendim, içerde 8-9 kişi varmış. Onların işlemleri ancak mesai bitimine kadar yetiştirilirmiş. Yahu daha bir saat 15 dakika var. Değil 9 kişi, 19 kişi bile yetişir. Ama görevliler durumdan vazife çıkarmış. “Peki. Fatura ödemelerini de mi almıyorsunuz?” diye sorduk. “Almıyoruz” dediler. “O zaman yetkili birisiyle görüşelim” dedik. Üst Amir Metin Bey izinliymiş. Alt katta yönetmen yardımcısının odasına girdik. Durumu anlattık. “Abone işlemleri uzun sürüyor. Şimdi biz insanları alsak, bitene kadar mesaiyi geçmiş olacağız.” Tam bir devlet memuru kafası. Geçsin kardeşim, geçsin. Sonuçta para kazanıyorsunuz. Oysaki orası Özel sektör. Biz olsak, bir dakika içinde topunu kapının önüne koyarız, vallahi. “Beyefendi bakın, bütün bankalar, diyelim ki, saat 17.30’da kapanıyor. Adamlar o saate kadar gelenleri içeri alıyorlar. Sonra kapılarını kapatıyorlar. İçerdekilerin işi bitinceye kadar gitmiyorlar. Bahane uydurmuyorlar. Sözde burası Özel bir sektör. Üstelik vatandaş işini görmeye gelmiyor. Para vermeye geliyor. Parayı almıyorsunuz. Şirketi bir günlük ya da bir gecelik zarara uğratıyorsunuz. Amirleriniz duysa ne der?” dedik. Yönetmen yardımcısı, “O zaman sizinkini alalım”, diyerek güvenlikçiyi çağırdı. “Fatura ödemelerini de mi almıyorsunuz?” dedi. Adamın bir şeyden haberi yok. Orada çalışanlar kendi kendilerine kararı vermişler. Bakmışlar 8-9 kişi bizi bunları saat 5,5’a kadar bitiririz. Yarım saatte makara yaparız diye düşünmüşler. Zira Güvenlik görevlisi, mesai saat 18.00’de bittiği halde, devamlı bitiş saatini 5,5 olarak telaffuz ediyordu. Adamlar kafadan yarım saati yemişler. Yönetmen yardımcısının faturamızı tahsil etme talebini tabi ki reddettik… “Biz ayrıcalık istemiyoruz. Ama yaptığınız uygulama yanlış. Böyle mantıksız şey olur mu?” deyip, faturamızı ödemeden çıktık geldik.

Buradan ULUDAĞ ELEKTİRİK Şirketinin yetkililerine sesleniyoruz. Bu yapılan uygulama, yerinde midir? Burada düzen intizam yok mudur? Orada çalışanlar sistemi, kendi kafalarına göre mi ayarlıyorlar? Burayı denetleyip, rantabl çalışmasını sağlamakla, vatandaşı mağdur etmemekle ilgi bir denetleme mekanizması yok mudur? Anlayacağınız, özelleştirmenin faydalarını! Gün geçtikçe, bir bir görüyoruz. Bu saatten sonra her kim ki, “Efendim Özel sektör başka. Adamlarda saat mefhumu yok. Devlet dairesi öyle mi? 8-5 mesaisini bir milim geçirmezler” derse, rahmetli Erbakan gibi, “Hadi oradan! Hadi oradan!” diyeceğiz. Ne yaparsanız yapın, olmuyor, olmuyor.

                                MÜJDE. ELEKTRİK UCUZLADI!

İnanmıyor musunuz? Aynen öyle. Üstelik %25 dolayında. Bu ayki faturanıza bir bakın. Geçen ay 100 lira mı ödediniz? Şimdi kesin 75 lira gelmiştir. Baktınız. Az gelmiş. Sevindiniz. Yok yok sevinmeyin. Çoğu insan hemen elektrik ucuzladı, ya da az harcamışım diye, nerede ise göbek atacak. Atmayınız efendim. Durum bildiğiniz gibi değil. Biraz zahmet edip, sayaç okunuş tarihlerine bir bakın. Biz baktık. Geçen sefer ki, Temmuz ayının 14’ünde okunmuş. Ayın On dördü gibi. Peki, bu ay ne zaman okunmuş? Ayın 7 sinde, Yani 7 Ağustosta. Kaç günlük oluyor? Üç haftalık. Bir haftayı iç etmişler. Durum bu. Bir daha ki, ay da iki hafta geriye alırlar. Olur, indirim yüzde 50! Böyle giderse bir de bakıyorsunuz, 1 günlük fatura gelmiş! Oh suyundan da koy. Siz siz olun. Böyle kategüllilere inanmayın.

Bugün fıkraya yer kalmadı. Çünkü Deli Dumrul’ları anlatırken, sayfayı bitirdik. Ama yine de, sizi kırmayıp, mesai bitti diye dükkânı kapatmayıp, bir kıyak yapalım. İki yaşlı adam sohbet ederlerken biri diğerine “İyice yaşlandığın zaman Parkinson mu olmak istersin yoksa Alzheimer mi?..” diye sormuş, Kesinlikle Parkinson…” diye cevap vermiş bizimki. “Rakı şişesinin nerede olduğunu hatırlayamamak yerine, yarısını etrafa saçmayı yeğlerim..!”**** Adamın biri elinde tabancayla bara dalmış, “Ben şehir dışındayken karımla hanginiz fingirdedi? Çıksın ortaya..” diye bağırmış. Bu olay üzerine barda hareketlenen kalabalığın arasında bir ses, “Boş ver arkadaş” demiş, “Öcünü almaya elindeki tabancada bulunan mermiler yetmez.. Şimdi git, göğsüne, beline çapraz fişeklikler takıp gel, roketatar falan da al, anca…” Sağlıcakla kalınız.

Hakkımızda Yusuf Eroğlu

Yusuf Eroğlu

Bu Haber Çok Okundu

Başkanlar da tepkili

Başkanlar da tepkili Dün akşam, hastane aciline gelerek beyin MR’ı çektirmek isteyen bir kadın hasta, …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.